ABD’de İsrail’e desteğin aşınması Tel Aviv’i kaygılandırıyor
İsrail’e askerî yardımların kesilmesini savunan adayların kazanması ve Trump’ın yardımları 2027’den itibaren durdurma açıklaması, Tel Aviv’de kaygıları artırdı.
YDH- İsrail, geçmişte ABD’deki ara seçimlerde iktidar partisinin yenilgisini bugünkü kadar kaygıyla karşılamadı.
Rejim, bu seçimleri genellikle ABD’nin iç meselesi olarak görüyordu; iki partinin de siyasi, askerî ve mali desteğinin İsrail’in Washington’daki konumunu koruyacağına güveniyordu. Ancak bu kez sonuçlar, İsrail’in ABD siyasetindeki yerinin değiştiğini gösterdi: İsrail rejimi, iki partinin de desteğini kazanmak için yarıştığı bir başlık olmaktan çıkıp hem partiler arasında hem de parti içlerinde tartışma konusu haline geldi.
El-Ahbar’da yayımlanan değerlendirmeye göre, seçimler İsrail’e desteğin artık adaylara yalnızca siyasi kazanç sağlamadığını, tersine seçim yüküne dönüşebildiğini de ortaya koydu.
ABD’nin İsrail’e askerî yardımlarını kesme çağrısını kampanyalarının parçası yapan adayların kazanması ve Donald Trump’ın seçim günü yardımları 2027’den itibaren durduracağını açıklaması, bu değişimin işaretleri arasında gösterildi.
İsrail’e destek seçim yüküne dönüşüyor
Michigan’dan Senato’ya seçilen Abdurrahman Seyyid, ABD’nin İsrail’e askerî yardımlarının kesilmesini savundu ve Gazze’deki savaşı Filistinlilere yönelik “soykırım” olarak niteledi.
Yazıda, AIPAC’ın Seyyid’i yenilgiye uğratmak için yaklaşık 30 milyon dolar harcamasına rağmen adayın seçimi kazandığı vurgulandı.
Trump’ın seçim günü yaptığı yardım açıklaması da Tel Aviv’le arasına mesafe koymanın seçimlerde karşılık bulabileceğini gösterdi.
Trump, ABD’nin İsrail’e sağladığı yıllık askerî yardımların 2027’den itibaren durdurulacağını duyurdu ve bu kararı seçmenlerin ödüllendirmesi gereken bir adım olarak sundu.
Böylece İsrail’e desteğin Amerikan siyasetindeki yeriyle ilgili dönüşüm, Demokratlarla sınırlı kalmayıp Cumhuriyetçilerin hesaplarına da yansıdı.
Kongre üyeleri ve gelecekteki adaylar arasında İsrail’den uzaklaşma eğiliminin güçlenmesi halinde, rejimin kaybı yardımların azalmasıyla sınırlı kalmayabilir. Rejimin ABD kurumlarındaki ayrıcalıklı konumu ve Washington’ın politika yapım sürecini etkileme gücü de zaman içinde gerileyebilir.
İsrail basınındaki yorumlarda, yeni Kongre’nin ABD tarihinin İsrail’e en eleştirel Kongresi olabileceği yönünde kaygılar dile getirildi.
Dışişleri, savunma ve ödenekler gibi önemli komitelerin başkanlıklarının Demokratlara geçmesi, İsrail rejiminin taleplerinin engellenmesi ya da geciktirilmesi ihtimalini artırıyor.
Rejimin siyasi ve güvenlik karar merkezlerine yakın kaynaklar da endişenin, ABD-İsrail ittifakının geleceğine kadar uzandığını belirtti.
Bununla birlikte, iki ülke arasındaki istihbarat paylaşımının durdurulması veya İsrail’e ABD yaptırımları uygulanması gibi senaryoların yakın vadede gerçekleşmesi beklenmiyor. Yazara göre bu uyarılar, somutlaşmış olasılıklardan çok İsrail’deki kaygıların ve iç siyasi tartışmaların yansıması.
Tel Aviv’deki bazı çevreler, seçim sonuçlarını Başbakan Benyamin Netanyahu’ya karşı yürütülen mücadelede de kullanıyor. Demokratlar Partisi lideri Yair Golan’ın, yaptırımları ve ABD’de yalnızlaşmayı önlemek için Netanyahu’nun hızla değiştirilmesi çağrısı bu tartışmaların parçası.
İran savaşı İsrail’in en acil kaygısı
İsrail açısından seçim sonuçlarının en yakın vadeli etkisi İran’la savaşın geleceği üzerinde görülebilir. Tel Aviv’de, Cumhuriyetçilerin yenilgisinin Trump’ı artan maliyetlerden kaçınmak ve yeni siyasi kayıpları önlemek için savaşı hızla bitirmeye yöneltebileceği değerlendiriliyor.
İsrail rejimi ise çatışmanın, kendi güvenlik hedefleri tamamlanmadan sona ermesinden kaygı duyuyor.
Trump’ın Tahran’la müzakereye yönelmesi de rejimin endişelerini artırıyor. Rejim, İran’ın hâlâ güvenlik tehdidi oluşturduğunu savunuyor ve bu aşamada yapılacak bir anlaşmanın Tahran’a ekonomik kazanımlar sağlayarak bölgesel nüfuzunu yeniden kurmasına imkân verebileceğini düşünüyor.
Bu nedenle İran’la savaşın geleceği, seçim sonuçlarının İsrail’e etkileri içinde en acil başlık olarak öne çıkıyor.
Askerî yardımların geleceği ve İsrail’in ABD kurumlarındaki konumu gibi diğer konuların kısa vadeli etkileri daha sınırlı kalabilir. Ancak seçimler, İsrail’e ABD’de iki partili desteğin artık dokunulmaz olmadığını ve bu desteğin aşınmaya başladığını gösterdi. Bu durum, ABD-İsrail ittifakının yakın zamanda çökeceği anlamına gelmiyor; fakat ittifakın başlıca dayanaklarından biri olan siyasi uzlaşının zayıfladığına işaret ediyor.




