Son Dakika
İnşa

ABD İran görüşmeleri ve Ortadoğu’da kırılgan ilişkiler

12 Haziran 2007 Bu sayfayı yazdır

Suudi Arabistan ve Türkiye diplomasisinin gölgesinde hareket eden Iraklı Sünni lider Tarık El Haşimi’nin görüşmeden rahatsızlığı bölge ülkelerinin çekincelerini yansıtıyordu.

ABD İran görüşmeleri ve Ortadoğu’da kırılgan ilişkiler
ABD İran görüşmeleri ve Ortadoğu’da kırılgan ilişkiler YDH
Yazı boyutu
100%
2 dk okuma

ABD ve İran, Iraklı diplomatların uzun çabaları sonucu 27 yıl aradan sonra 28 Mayıs’ta Bağdat’ta büyükelçi düzeyinde bir araya geldi. Görüşmede ABD’yi Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker temsil ederken İran’ı da Bağdat büyükelçisi Hasan Kazımi Kummi temsil etti. Irak Başbakanı Nuri Maliki’nin görev yaptığı binada gerçekleşen görüşme Irak dışişleri bakanı Hoşyer Zebari başkanlığındaki bir heyet katıldı.

 

Görüşmeler iki ülke arası ilişkilerin oldukça tırmandığı bir süreçte gerçekleşti. Amerikan yönetimi körfezdeki askeri varlığını artırıyor; askeri operasyonlar düzenliyordu. İran tarafı ise ABD güdümlü bir casusluk şebekesinin çökertildiğini açıklıyordu. Bu olaylar Filistin, Lübnan ve Irak’ta artan gerilimle birlikte değerlendirildiğinde Crocker ve Kummi sanki savaş öncesi masaya oturan iki hasmı andırıyordu.

 

Görüşme, bölgenin diğer önemli aktörleri olan Arap ülkeleri ve Türkiye açısından da önemliydi. Türkiye ve başta körfez ülkeleri olmak üzere Arap devletleri olası bir İran-ABD çatışmasının bölgeyi hem ekonomik, hem siyasi istikrarsızlığa sürükleyeceğini düşünüyordu. Buna karşın derin bir diplomasi geleneği bulunan ve Amerikan karşıtlığında kuvvet bulan İran’ın bir de nükleer güce kavuşmasından çekinen bu ülkeler İran’ın diyalog yoluyla ikna edilmesinden yana tavır sergiliyordu.

 

Peki Bağdat görüşmesinde ne oldu? Acaba ABD, İran’a son gözdağını mı verdi; yoksa İran’a Irak’ı paylaşma teklifinde mi bulundu? Sonuçta bölge ülkelerinin beklentisi, görüşmelerin bu iki sorunun dışında değerlendirilebilir bir zemin kazanmasıydı. Şöyle ki ABD’nin İran’a nihai göz dağını vermesi bölgeyi felakete sürükleyecek şekilde gelişmeleri beraberinde getirecekti. ABD’nin İran’la Irak üzerinde uzlaşması ise Irak’ta çıkarları bulunan ABD müttefiki Türkiye ve Arap ülkelerinin konumunu zarar verecekti.

 

Gözüken o ki ABD, ne İran’a nihai bir göz dağı verdi; ne de Irak yahut başka bir konuda İran’la uzlaşmış oldu. Şöyle ki görüşmede İran’a karşı ne kadar sert bir dil kullanıldığını farz edersek edelim ABD’nin şer eksenine dahil ettiği İran’la Irak konusunda görüşmesi İran’ın göz ardı edilemez bir bölgesel aktör olduğunu kabul etmesi anlamını taşıdı. Diğer yandan ABD’nin İran’ın teklif ettiği belirtilen Irak güvenliğini esas alacak üçlü kurul önerisini reddettiğini açıklaması bölge ülkelerinin kaygılarını ortadan kaldırdı.

 

ABD’nin bu görüşmeyle bölgedeki müttefiklerine dolaylı yoldan mesaj gönderdiğini düşünenler de var. Buna göre ABD, İran’la rekabetten beslenen müttefiklerine “Eğer Irak konusunda zorluk çıkarmaya devam ederseniz İran’la uzlaşırım” mesajını vermekten çekinmemişti. Nitekim Suudi Arabistan ve Türkiye diplomasisinin gölgesinde hareket eden Iraklı Sünni lider Tarık El Haşimi’nin görüşmeden rahatsızlığı da bölge ülkelerinin bu çekincesini yansıtıyordu.

 

Sonuç olarak bu görüşmede İran ve ABD karşılıklı olarak “nabız yokladı” ve birbirlerine ne yaptıklarından haberdar olduklarını açıkladılar. Diğer yandan ABD-İran çatışmasından Irak bağlamında en fazla zarar görecek olan Kürt ve Şiiler diplomatları yoluyla başarılı bir kazanım elde etmiş oldu. Hem İran’ın hem de ABD’nin olumlu karşıladığı görüşmelerin önümüzdeki günlerde tekrarlanması bekleniyor. Bu, ABD’nin bölgedeki kırılgan ilişkileri üzerine tüm gücüyle çöktüğü günlerde, son kartlarını kullanmaya başladığının göstergesi olabilir…

 

Kaynak: Renkli

Aynı Yazardan