İran’ın Gücü ve Washington’un Çifte Standartları
Lübnan’ın saygın alimlerinden Allame Muhammed Hüseyin Fadlullah, yazılarının Türkçe çevirisinin SAAF’ta yayımlanmasını kabul etti. Okuyucularımız bundan sonra Allame Fadlullah’ın yazılarını sitemizin “konuk yazarlar” bölümünden takip edebilirler. Allame Fadlullah’ın sitemizde yayınlanan bu yazısını Beyyinat dergisinden arkadaşımız Furkan TORLAK çevirdi.
ABD’nin bir birini takip eden tehditlerine rağmen İran’a karşı bir savaşa girişecek kadar basit bir hataya düşeceğini sanmıyorum. Bölgede güçlü bir devlet konumunda olan İran, atom bombası olmasa da ileri teknolojiyle donanmış silahlara sahiptir. İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın “Eğer Amerika İran’a saldırırsa bir şekilde yara alacaktır” sözlerini işittik.
Bu noktada bir gerçeği göz önünde bulundurmakta fayda var. 130 bin civarında Amerikalı hâlihazırda Irak’ta İran’ın elinde rehin konumundadır. Ayrıca Afganistan’da bu sayının üzerinde rakamlardan söz edebiliriz. İran 1979 devrimi zamanındaki gibi alelade bir devlet statüsünde değildir. İran elde ettiği ileri teknoloji sayesinde güçlü silahlar üretmektedir. İran, ABD’den güçlüdür demiyoruz; ancak İran, Irak gibi değildir, diyoruz. Ayrıca Avrupa’nın ekonomik dengesini tehdit edecek şekilde Körfez’deki petrol tankerlerinin İran’ın füze ve roket sisteminin insafına kalacağını da biliyoruz. Bu durumda İran ile ABD arasında başlayacak bir savaş kimsenin durduramayacağı şekilde bölgeyi kaos ortamına sürükler ki bu durumda Amerika’nın bölgedeki ayakları ve parmakları yanar.
İran’ın barışçıl nükleer projesinin iktisadî açıdan İran’a büyük bir fırsat tanıyacağı öngörülebilir. Bu durumda İran, sanayi projelerinde petrol yerine bu nükleer güçten yararlanacaktır. Bu takdirde de petrol konusundaki ihracatıyla ekonomik gücünü yükseltecektir. Ancak ABD ve Avrupa, İran’ın nükleer enerji konusunda tecrübe edinmesi durumunda nükleer bomba üretebileceğini düşüyor. Bu yüzden Amerika ve onun baskılarına boyun eğen Avrupa İran’ın bu düzeyde gelişmesini istememektedir.
Bize göre İran barışçıl bir projenin peşindedir. Ancak kimileri onun böyle bir tecrübeye sahip olmasını nükleer silah üretimine geçiş süreci olarak değerlendirmektedir. Diğer meselelerde olduğu gibi bu meselede de ABD çifte standart uygulamakta; İran’ın barışçıl amaçlı nükleer projesine karşı çıkarken aynı zamanda Hindistan’la barışçıl amaçlı bir nükleer projeye imza atmaktadır. Aynı zamanda İngiltere ile İsrail’in nükleer silah üretme noktasında anlaşmaya vardığını biliyoruz. Bütün bu gerçekler ABD’nin, “nükleer silah üretimi tehlikesi” konusunda yalan söylediğini göstermektedir.
