"Yeni Lübnan"ın Önündeki Engeller
Lübnan’ın saygın alimlerinden Allame Muhammed Hüseyin Fadlullah, bu haftaki yazısında Lübnan'ın içerisinde bulunduğu yeni süreci, Lübnan-Suriye ilişkilerini ve Lübnan'da oynanan oyunlara değindi. Allame Fadlullah’ın sitemizde yayınlanan bu haftaki yazısını Beyyinat dergisinden arkadaşımız Furkan TORLAK çevirdi.
Suriye’nin Lübnan’da bazı hatalar yaptığını yahut Lübnan’daki temsilcileri dolayısıyla bazı yanlışlıklar yaptığını söylemekle, Suriye’nin Lübnan’a düşman olduğunu söylemek arasında büyük bir fark vardır. Biz belki de Suriye’nin, Lübnan’daki durumu karıştırdığını da söyleyebiliriz. Ancak buna karşılık Lübnanlıların da bir melek olmadığını biliyoruz. Kimisi başkan, kimisi bakan, kimisi de müdür vb. olmak için Suriye’ye gelip gidenlerden de elbette haberdarız!
Diğer yandan Lübnan’ın Suriye’ye ihtiyaç duyduğunu söylemek ne kadar doğalsa Suriye’nin de Lübnan’a ihtiyaç duyduğunu söylemek o kadar doğaldır. Bundan dolayı Suriye’nin, Lübnan’dan çıkmasına sebep olan bazı yanlışlara düştüğünden bahsedebiliriz. Ancak hala Suriye istihbaratının Lübnan’da bulunduğu söyleniyorsa ben de şöyle bir soru sorarım: Acaba hangi istihbarat gücü Lübnan’da bulunmuyor? Şüphesiz Lübnan bölgesel ve uluslar arası istihbarat kuruluşlarının oyun alanı haline gelmiştir. Öyle ki ABD’deki bazı yetkililerin şu sözlerini duymak olağan hale gelmiştir: “Beyrut, birçok devletin buluşma yeri olması hasebiyle en verimli bilgi toplama bölgesidir.”
Bu şartlar altında Lübnan’daki durumun bir başkanın gelmesinden yahut gitmesinden daha karmaşık olduğunu söyleyebiliriz. Zira ana sorun, ekonomik, siyasi ve güvenlik açılarından Lübnan’ın bir tarladan, bir devlete dönüşebilme sorunudur. Her eğilime saygıyla yaklaşsak da yaşananları dikkatle etüt ettiğimizde -özellikle de “çoğunluk” iddiasında bulunanların içerisinde- bakan yahut başka bir siyasi noktada görev alan birçok şahsın yolsuzluğa karıştığını ve yanlışlar yaptığını görüyoruz.
Aynı şekilde Suriye istihbaratının dün Lübnan’daki etkinliğinden bahsedenler o zamanki konumlarını bugün “baskı altında olmak”la açıklamaya çalışmaktadırlar. Bunun anlamı Lübnan’da etkisi bulunan herhangi bir devletin bu kimselere tekrar baskıda bulunabileceği ve siyasi sahayı etkisi altına alabileceğidir. Yine aynı şahıslar Lübnan halkının, revaçta olan “Bunu nereden buldun” sloganı çerçevesinde kendilerini hesaba çekmeye hazır mıdır? Yahut hareket ettikleri siyasi çizginin hesabını verme noktasında halkın önüne çıkabilirler mi?
