Irak’taki Yeni el-Kaide Lideri ile Tanışın
Dr. Sami MOUBAYED, Asia Times yazarı Suriyeli bir siyaset analizcisidir. Zarkavi’nin el-Kaide içindeki konumunu ve Zarkavi sonrası el-Kaide’yi analiz eden bu yazısını arkadaşımız Sümeyye Kavuncu çevirdi.
Geçen hafta salı günü sürpriz bir şekilde öldürülen Irak’taki el-Kaide lideri Ebu Musab el-Zarkavi’nin yerine Ebu Hamza el-Muhacir’in geçmesi üzerine, el-Kaide dünyadaki terör uzmanlarını ve istihbarat örgütlerini adeta rehin aldı.
El-Kaide’nin internette yayınladığı bir açıklamaya göre, Muhacir, Zarkavi’nin ocak ayında oluşturduğu altı Sünni grup koalisyonundan oluşan Mücahidin Konseyi şûrası tarafından oy birliği ile seçildi.
Birileri ise anında bu açıklamanın bir blöf olduğu değerlendirmesini yaptı, anlaşılması güç olan şey, bu isimdi.
Fakat Asia Times Online, Suriye ve Irak’taki kaynaklar yoluyla, Muhacir diye biri olmadığını teyit edebilir. O el-Kaidedeki “entelektüel” bir istihbarat komutanıdır, Zarkavi gibi askeri bir lider değildir. el-Kaidenin yeni komutanına göre, o “siyasi bir prens”ten öte bir şeydir.
Askeri strateji, Saddam Hüseyin’in ordusunda karar merci olan bir general (ki o Zarkavi’nin yerini almak için hep teyakkuzdaydı) olan Ebu Asel -62- gibi diğer tecrübeli askerler tarafından belirlenecek. Siyasi strateji ve günlük politikalar ise artık Muhacir tarafından belirlenecek, hatta muhtemelen Usame Bin Ladin tarafından.
Bu bilgi Mısır’da İslami gruplar için çalışan bir avukat ve el-Kaide’de bir uzman olan Muntaser el-Zeyyat tarafından da desteklendi. Zeyyat, Muhaciri’nin Zarkavi’yi çok iyi tanıyan ve 2001’den beri onunla çalışmakta olan bir çevrenin içinde olduğunu teyit etti. Onun 1965 veya 1966’da doğduğuna inanılıyor ki bu onu Zarkavi ile aynı yaşta yapıyor.
O, yeni birlikleri karşıladığı ve onlara el-Kaide operasyon ve oryantasyon eğitimini verdiği Bağdat’ın kuzeybatısında yer alan Suriye sınırına
Son zamanlarda, Muhacir Kerkük’e taşınmıştı. Eğer o Kerkük’te ise bu, salı günü 24 Iraklının ölümüne, 40 Iraklının da yaralanmasına sebep olan, birçok yerdeki bombalamaları da açıklıyor.
Muhacir’in milliyeti, henüz tanımlanamadı. Bazıları onun Libya’dan olduğunu ileri sürüyor, bazıları ise Yemen’den olduğu iddia ediyor. Londra’da yayınlanan el-Hayat gazetesine açıklamada bulunan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, onun “Afganistan’daki cihada da katılan” bir Irak’lı olduğunu söylüyor.
Fakat bu Zarkavi’nin el-Kaidesi’nin iç işlerine aşina olanlar tarafından hararetli bir şekilde tartışılıyor. Ürdünlü olan Zarkavi, kendi yönettiği Iraklılara hiç bir zaman tamamen güvenmedi ve kendisini yerel Iraklı bir lider için terk edeceklerine dair bir korku taşıyordu.
O Iraklı olmayan, yalnızca Yemenli, Suriyeli, Libyalı ve Suudilerden oluşan ve kendi yakın çevresinden oluşan kişileri yanına aldı ve etrafını bu adamlarla doldurdu.
Eğer bu görevdeki biri, Bin Ladin tarafından dikkatlice seçilmiş olsaydı, bunun bir Iraklı olması gerekirdi, nitekim el-Kaide’nin kurucusu da Zarkavi’nin başını çektiği Irak’taki Sünni-Şii savaşını azdıran isyanı ve orada oluşan çatlakları düzeltmek istiyordu.
Sünniler Muhacir gibi birine sıcak bakabilirlerdi, özellikle de Zarkavi’nin saklanmış bulunduğu Enbar’dan çıkarılmasında ve bir yer arayışı içinde başka bir kasabaya kaçarak orada da Amerikalılar tarafından öldürülmesinde etkin rol oynayan Sünni aşiretler, buna sıcak bakabilirlerdi. Irak’ta el-Kaide’nin başının çekenlerden biri, Bin Ladin’in bu aşiretler üzerinden bir şeyler kazanmayı umduğunu belirtti.
Zeyyat’ın avukatı ve diğer el-Kaide uzmanları, 2001’de Irak’a yerleşmeden önce Pakistan’daki Peşaver kentine oradan da Afganistan’a taşınan Muhacir’in Sudan’da 1995’ten beri Bin Ladin ile çalıştığını ve onunla birlikte yaşadığını söylüyorlar.
Diğerleri bu tarihi Anglo-Amerikanların Irak’ı işgalinden sonraya koyuyor. 2003’ten beri Muhacir, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan yeni gelen genç Arapları askere alıyor ve onları mükellef addediyordu, ayrıca el-Kaide istihbaratının da liderliğini yapıyordu.
Sahte pasaportlarla birçok Arap ülkesine seyahat etti ve bu potansiyeli gördüğü, Irak’taki el-Kaide’ye katılmayı arzulayan genç Müslümanlarla tanıştı. Onun bu toplama süreci Cezayir’e dek uzandı.
Irak işgaline kadar, ne Irak’taki iç meselelere ne de Irak’ta çıkan isyanlara karışıyordu, adam toplama ve genç Arapların ideolojik eğitimi ile ilgileniyordu. Onlara cihat ve Amerikan karşıtlığı hakkında dersler veriyordu.
Seçimin Arkasındaki Metot
Ebu Asel’in son dakikada kenara çekilmesinin sebebi, o Irak ordusunda resmi olarak görevli olduğu için, Iraklıların onun hakkında çok fazla bilgi sahibi olmasıydı. Ellerinde onun resmi vardı, görüştüğü resmi yetkililer ve onun hakkında son yirmi yıl içinde toplanmış birçok dosya bulunuyordu. Bu durumda o, yalnızca orada oturan bir kukla olacaktı.
Muhacir ise Iraklılar için tamamıyla meçhul bir karakterdi (ve herkes için de böyleydi). Zerkavi ise artık neredeyse bir film yıldızı haline gelmişti. Doğrudan veya vekâleten bir şova konmayı istedi ve o herkesin çok iyi tanıdığı bir şahsiyetti- Amerikalılar, Iraklılar, Suriyeliler ve Ürdünlüler tarafından tanınıyordu-.
Zarkavi Ürdün’de bir suçluydu, Ürdün istihbaratının elinde onun resmi ve bağlantıya geçtiği insanlar, kişiliği ve huyları hakkında bilgiler mevcuttu. el-Kaide hakkında birçok bilgiye sahip olan Suudi kanalı el-Arabiyya “Muhacir’in bir resmi veya kimliği yoktur. O bir hayalet gibidir.” açıklamasını yapıyordu.
Muhacir gibi meçhul biri olan birinin yaptığı bir açıklama, Bin Ladin’e Zarkavi’nin 2003 yılında ondan zorla aldığı Irak isyanının kontrolü konusunda söz sahibi olma imkânını veriyordu.
Bin Ladin, Zarkavi’nin Irak vatandaşları arasında çıkardığı Sünni Şii savaşına karşı çıkıyordu, onun bu eyleminin Müslümanlar arasında el-Kaide’nin kötü bir şekilde ünlenmesine sebep olduğunu iddia ediyordu. Gerek polis güçlerinde gerek orduda Amerikalılarla işbirliği yapanların ve Amerikalıların hedef alınması gerektiğini söylüyordu.
Bin Ladin, belki de Muhacir’i asla Zarkavi kadar güçlü olamayacağından ve orda kendisine el-Kaidenin liderliği konusunda meydan okuyamayacağından emin olacağı bir kukla olarak durması için bilinçli bir şekilde istiyordu.
Zarkavi’nin ölümünden sonra, el-Kaide Irak’ta “düşmanı titretecek” geniş çaplı saldırılar düzenlemeye yemin etti. Zarkavi’nin ölümünün ortaya çıkmasından sonra 24 saat içinde yapılan 50’den fazla saldırıyı da üstlendiler.
