HABERLER    ANALİZLER
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
07-01-2013 tarihinde, 11:01 saatinde eklendi
Esad'ın konuşmasını nasıl anlamalı
Mehmet Serim

YDH-Şam'daki gazeteci arkadaşımız Mehmet Serim Suriye cumhurbaşkanı Beşşar Esad'ın dün açıkladığı çözüm planına ilişkin izlenimlerini ve değerlendirmelerini yazdı.

YDH-Şam'daki gazeteci arkadaşımız Mehmet Serim Suriye cumhurbaşkanı Beşşar Esad'ın dün açıkladığı çözüm planına ilişkin izlenimlerini ve değerlendirmelerini yazdı.

Suriye’de siyasi uzlaşı sürecinin başlatılması için son haftalarda başdöndürücü bir diplomasi trafiğinin yaşandığı malum. Diplomasi trafiği yoğun olunca haber, spekülasyon ve yorumlarda da patlama yaşandı. Ancak Suriye içinde ne “yol haritasında ne var, siyasi uzlaşı nasıl sağlanacak, yönetim bu işe ne diyor?” sorularına cevap verecek haberler yeraldı ülke basınında ne de yetkili makamlaraca açıklama yapıldı.

Cumhurbaşkanı Esad, halk ve ordu arasında “neden çıkıp (belirleyici) birşeyler söylemiyor?” eleştirilerinin yoğunlaştığı bir dönemde Opera ve Kültür Merkezi’nin dolduran kitlenin önünde konuştu. Konuşma, Devlet Televizyonu tarafından canlı yayınlandı. Birkaç gün öncesinden Lübnan basınında yer alan haberlerde Esad’ın siyasi çözüm için yol haritasını ortaya koyacağı ve hatta Hatay konusunu gündeme getireceği iddiaları yer aldı.

Ve nihayet Esad, uzun süredir beklenen konuşmasını yaptı, konuşmasında yine (iç atmosferi bilenler açısından) beklenen şeyleri söyledi. Esad’ın konuşmasını malumun mükerrer beyanı olarak değerlendirenler de oldu, dünya basınının yanıt aradığı (ve beklediği şekilde) sorulara cevap vermediği için sıradan ve boş bir konuşma olarak görenler de…

Ancak Suriye meselesini ve Esad’ın önceki konuşmalarını takip edenler için konuşmada hangi temaların altı çizildi, farklılıklar nelerdi, beden dili ne diyordu? Kısacası; Esad’ın konuşmasını nasıl anlamalı?..

Arka fona dikkat

Esad’ın bütün konuşmasının mesajı arka fonda verilmişti. Ölen askerlerin vesikalık fotoğraflarından oluşturulan mozaikle yapılan Suriye bayrağı… Bu fon önünde konuşmasını yapan Esad’ın giriş cümlelerinden biri “Suriye ve ordusu olarak kelimenin tam anlamıyla bir savaş veriyoruz” oldu.

“Kesinlikle gitmeli”, “Hayır, kesinlikle kalmalı”, “Şimdilik kalsın, sonra gitsin” söylemlerinin merkezindeki isim olan Esad aynı zamanda bazı çevrelerce yönetimden ayrılması halinde ülkeye bahar geleceği savunulan kişi. Ancak Esad, arka fon dikkate alındığında konuşmasını “Beşşar Esad” kimliğinin çok üstünde “lider” olarak yaptı.

Yazının devamında değineceğiz ancak Esad’ın konuşmasında en çok vurguladığı ifadeler “güvenlik”, “ülke bütünlüğü”, “egemenlik”, “bağımsızlık” gibi devlete ait söylemlerdi. Esad konuşmasında beklendiği gibi bir siyasi yol haritasının ana hatlarını ortaya koydu. Ancak olayların başladığı ilk günden bu yana Esad’ın liderliğindeki Suriye yönetiminin gösterdiği tavrında yeni birşey yoktu.

Esad’ın diğer konuşmalarından hatırlanabilecek “ulusal diyalog, referendum, seçim, reform” söylemleri son konuşmasında biraz daha detaylandırılmıştı o kadar… Esad’ın konuşmasından anlaşılan o ki, Suriye devlet olarak siyasi uzlaşıya karar vermiş ve haritası somutlaştırılmış. Bir yanda reformların gerekliliği, yönetimin halkın haklı taleplerini kabul etmesi ancak diğer yanda “reform ve demokrasi isteğini fırsat olarak kullanan devletlerin” desteklediği silahlı tekfiri gruplara karşı demir yumruk ile mücadele verilmesi…

Esad’ın bu konuşmasında önceki konuşmalara göre daha kendinden emin, daha kararlı ve çözümün yaklaştığına inanmış bir tavır içinde olduğu söylenebilir. Bunun iki sebebi olabilir: Esad şimdiye kadar zaten zor durumlarda kalsa da kontrolü kaybetmemiş bir lider olarak aynı retoriği sürdürdü.

Ya da ordudan “operasyonların yakında bitirileceği ve ordunun askeri açıdan bariz bir üstünlüğe ulaşmaya yakın olduğu” sinyalini/bilgisini aldı. Son dönemde (özellikle Halep, İdlip) sahadan çelişkili haberler gelse de Suriye ordusuna yakın çevrelerde “operasyonların yakında biteceği” yorumları yapılıyordu.

Bu yorumların ne kadar gerçekçi olduğu ise, önümüzdeki birkaç ay içinde belli olacak. Esad’ın konuşma yaptığı sırada sokaklar neredeyse boşalmıştı. Her yerden Esad’ın sesi geliyordu, aynı anda yüzlerce hoparlör şehre yerleştirilmiş gibiydi. Peki Esad, ekran ve radyo başına kilitlenen kitleleri ikna etti mi?

Aldığımız ilk izlenimler konuşmasının güçlü ve kararlı bulunduğu. Dış muhaliflerin önemli bir kısmının Esad’ı hiçbir şekilde muhatap kabul etmedikleri ve bu konuşma sonrası tavırlarında bir değişikliğin olmayacağı zaten biliniyor. (Nitekim bu yönde açıklamalar hemen geldi) Esad’ın bu konuşması binlerce kayıp veren ordunun yanısıra yönetimi destekleyen kitleler ile “tarafsız ve sessiz bir şekilde ne olacağını bekleyen milyonlar” açısından önemliydi.

Ancak artık oldukça yıpranmış olan halk için en önemli kriter somut uygulamayı görmek… Bundan sonra tarafların gösterecekleri tavır da halkın bu taraflara bakışını derhal etkileyecek.

Dış muhalefet ne der bu işe?

Peki Esad’ın dış muhalifleri ikna etmeye yönelik bir cümlesi var mıydı? Esad konuşmasında siyasi çözümden yana olduklarını, diyaloğu istediklerini ancak “dışarı ile işbirliği yapan, dış askeri müdahale için çağrıda bulunan muhaliflerle kesinlikle masaya oturmayacaklarının” altını çizdi. Yani? Dış muhaliflerin çoğuna resti çekti ve kapıyı kapatmış oldu.

Diğer yandan yandaş olsun muhalif olsun “Suriye’nin ulusal egemenliğini kabul eden ve çerçevede hareket eden herkese el uzatmaya devam edeceklerini” söyledi. Burada da “ülkede meşru bir yönetim var ve bu yönetimin liderliğini kabul ederseniz” masaya oturabilirsiniz mesajı var.

Aradaki fark ne? Fark, “Suriye, egemen bir devlettir ve kendi kararlarını kendi alır” cümlesinde saklı. Esad’ın bir başka mesajı ise siyasi çözümün nasıl olacağıydı. “Öncelikle çevre ülkeler silahlı gruplara silah ve para yardımında bulunmayı kesecek ve herkes kendi sınırını kontrol edecek.”

Bu sözler Lübnan ve Ürdün’ü de kapsıyor ancak sözlerdeki asıl hedef Türkiye (ve Katar, Suudi Arabistan.) Esad daha sonra bir milli misak, anayasa; bunların sandığa götürülmesi, geniş katılımlı geçiş hükümeti, yeni parlamento ve seçimlerden bahsetti. Esad’ın sözlerine göre, önümüzdeki günlerde resmen Suriye kamuoyuna çağrıda bulunularak düzenlenecek zirveye katılım için hazırlıklar başlayacak. Suriye içinde ve dışında “dışarı ile işbirliği yapmayan herkes” bu zirvede söz sahibi olacak.

Peki Esad’ın kastettiği “halk nezdinde temsiliyeti bulunan ve aynı zamanda ulusal çözümü” isteyen gruplar nasıl belirlenecek? Burası belirsiz. artık kamuoyunda tanınan ve belli kitleleri olan bazı oluşumlar mevcut. Bu oluşumların ise halk nezdindeki temsiliyet oranını ölçebileceğimiz bir çalışma yok henüz.

Ancak Suriye yönetimi için siyasi inisiyatife katılmanın tek ölçüsü “Suriye’nin egemenlik haklarına saygı duymak, iç ve dış askeri çözüme karşı çıkmak yani siyasi çözümü istemek.” Bu tanımlamaya Doha Koalisyonu, İstanbul Meclisi ya da adı bilinen bazı muhalif şahıslar girmiyor.

Esad aynı zamanda içeride de muhalif saflarda silahlı mücadele verenlerin hepsini bu kategoriye (masaya oturulmayacaklar) alıyor. Böylece geriye içeride Ulusal Koordinasyon Komiteleri, Suriye’yi Yeniden Yapılandırma Hareketi, Suriye’yi Kurtarma Hareketi, Değişim ve Demokrasi için Halkın İradesi Hareketi ile şahıslar ve yeni kurulmuş siyasi partiler kalıyor. Bu hareket, şahıs ve partilerin ise tabanlarının ne kadar geniş olduğu halkın (seçimlere, referandumlara katılım) tepkisi ile belli olacak.

Tekrar etmekte fayda var: Esad bu tür oluşumların dışındakileri kabul etmeyeceklerini kesinlikle vurguladı. Yani “bu ülkede bir yönetim var ve bu ülke egemen. Suriye’nin egemenliğini kabul etmeyeni (dışarıya bağlı hareket edenleri) biz de kabul etmeyiz” dedi. Burada, 2 yıldır devam eden yıpranma sürecine ragmen Esad’ın büyük bir özgüvene sahip olduğunu belirtmek gerek. Bu özgüvenin karşılığının olup olmadığı ise önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak.

Dünya Batı'dan ibaret değil

 Esad’ın aynı zamanda bölge ülkelerine ve yöneticilerine, Batı’ya meydan okuması da konuşmasının dikkat çekici kısımlarından biri. Esad, “bazı bölge ülkelerinin liderlerinin Suriye’deki kriz bitince siyasi hayatlarının biteceğinin farkında olduklarını” savundu, “bütün dünyanın batıdan ibaret olmadığını” söyledi.

Batı ülkelerinin direniş eksenini kırmayı hedeflediği, ülke içindeki krizi fırsat bilenlerin Suriye’yi bölgesel olarak zayıflatmaya çalıştığı ve nihayetinde Suriye’nin bölünmeye çalışıldığı iddiaları da konuşmanın önemli kısımlarıydı. Esad, “Egemenliğimize saygı gösterenler bizden saygı ve takdir görür” dedikten sonra Rusya, Çin ve İran’a teşekkür ederek, Batı’ya ve diğer bazı ülkelere “Egemenlik haklarımıza saygılı olmadınız, içişlerimize müdahale ettiniz” mesajı verdi.

Reform başka güvenlik başka

“Reform olmadan güvenlik, güvenlik olmadan reform olmaz” sözleri Suriye yönetiminin izleyeceği yol haritasının kilit kelimeleri… Bu cümleyi “Reform yapılacak ancak krizi ülke güvenliği kapsamında değerlendiriyoruz ve bunu elden bırakmayacağız” şeklinde okumak abartılı olmaz. Nitekim, “Defalarca söyledik reform ve siyaset başka birşey, terörle mücadele başka birşey” sözleri de Suriye’nin devlet olarak çizgisini net olarak ortaya koyuyor.

Bu sözler ve devlet olarak Suriye’nin “Terörle mücadelesinde hedef kim?” sorusu ortaya çıkıyor. Malum bir yol haritası var, siyasi uzlaşı süreci başladı başlayacak, detayları açıklanmamış olsa da genel af çıkarılacağından bahsediliyor. Özgür Suriye Ordusu saflarında savaşan Suriyelilerin durumunun ne olacağı gelecek aylarda belli olacak ancak el-Kaide uzantılı örgütler ve yerli-yabancı destekçilerinin güvenlik politikasının en önemli gündem maddesi olacağı kesin.

Esad bu konuda, “El Kaide ve tekfiriler ülkeye dışarıdan sokuldu. Tekfirciler çaresiz kaldıklarını görünce kan dökmeye başladı. Bunların birçoğu Suriyeli değil. Cihad adını verdikleri anlayışları Cihad ve İslam’dan çok uzaktır. Kelimenin tam anlamıyla bir savaş içindeyiz. Bize, dışarıdan dayatılan yeni bir çeşit savaşın içindeyiz. Bu savaş Suriye’yi, Suriye halkını hedef alıyor” diyor.

Ve bu nedenle de siyasi çözümün yeterli olacağını düşünenleri “cehalet ya da şehitlerinin kanını bedava satmakla” suçluyor. Esad’ın konuşması yaklaşık 50 dakika sürdü. Aynı minvalde sözleri tekrar eden Esad’ın konuşması birkaç cümle ile özetlenebilir: “Biz, tüm tahminlerin aksine hala buradayız ve güçlüyüz, ordu mücadeleyi sürdürecek.

Diğer yandan siyasi süreci de işleteceğiz. Eğer siyasi çözüm istiyorsanız silahlı mücadeleye son vereceksiniz. Bizim egemenliğimizde siyasi geçişi kabul edenlere kapımız açık. Ancak bunun ve bizim dışımızda bir çözüm isteyenler ile asla muhatap olmayız.”

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
murat tuzcu tarafından 07-01-2013 11:35:34 Tarihinde yazıldı.
"yol haritası" eskidi, bu böyle gitmez!
Yazıda baştan aşağıya Esed'in yıkılmaz bir lider olarak portresi çizilmiş adeta. Vurucu cümle ise en sonda verilmiş. Eğer siyasi çözüm istiyorsanız silahlı mücadeleye son vereceksiniz. "Bizim egemenliğimizde siyasi geçişi kabul edenlere kapımız açık. Ancak bunun ve bizim dışımızda bir çözüm isteyenler ile asla muhatap olmayız.” Diğer anlatılmak istenenler zaten bu son cümlenin zeminini güçlendirmek için yazılmış şeyler. Hiçbir inandırıcılığı kalmamış bu sözlerin bir "değer" taşıdığını söylemek öküzün altında buzağı aramaktan da beter bir şey artık. Bütün bir muhalefeti el Kaide bağlantılı olarak lanse etmekte işin bir başka boyutu. Hediye Levent BBC deki yazılarında Esed'i desteklemeyen büyük bir kitleden bahsederken sayın yazarın vurguları ise bunun tam tersi gibi. Esed'le Suriye artık gitmez, Esed son cümlelerini kullanıyor. Hem İran'da hem de Rusya'da Esed sonrası Suriye planları konuşulurken Esed'in ben burdayım sızlanmaları artık kabak tadı veriyor. Bir kimse yarım asırlık bir diktatörlük rejiminden bahsederken "siyasi uzlaşı" ve "diyalog" kelimelerinden oluşan bir cümleler bütününden oluşan bir yazı yazarken alemi cahil sanmasın. Esed'le ilgili bir kere olsun bir eleştirisi olmuş mudur sayın yazarın? Esed'in "yol haritası"nı Heysem Menna'nın dahil olduğu muhalefet dahi eleştirdi. Bu açıklamalarda bir şey yok dediler. Çözüm yok, sadece laf var. Şimdi sayın yazar böyle yazılar yazarken neye dikkat ediyor merak ediyorum?
Yavuzhan tarafından 07-01-2013 13:59:43 Tarihinde yazıldı.
Murat TUZCU BBC ve TRT ağzıyla konuşmak yerine analiz yap
Murat Tuzcu ESAD hala Esad, bir tek Türkiye de Esed deniyor, o da ucuz ve acemice kotarılmış psikolojik harpin sonucu. Bu acemice oyunların sakız ettiği sözler ve referans vere vere BBC yi ortaya koyanlar Suriye veya bir başka devletin kiminle nereye ne kadar gidebileceğini söyleyemezler. Ancak kendilerini tebaa yerine koyanlarca kafalarına şırınga edenlerin sözlerini tekrar ederler.
murat tuzcu tarafından 08-01-2013 10:53:25 Tarihinde yazıldı.
Esed mi Esad mı, Yoksa işler Kesad mı?
Sayın Yavuzhan Bey; Alptekin Dursunoğlu'da yazılarında "Esed" diyor. Şimdi Alptekin beyde mi "ucuz ve acemice kotarılmış psikolojik harpin sonucu"na göre yazıyor. Şırınga ile kafamıza birşey sokturmuyoruz. Lakin sizin şırınga ile aranızın iyi olduğu anlaşılıyor. İşler kesat mı ki sarf nahiv müktesebatınızı öne sürüyorsunuz? Neler oluyor kuzum Allah aşkına? Bir de müstear ile yazanlar daha bir cahil cesaretine sahip oluyorlar. Öyle değil böyle, şöyle yazma böyle yaz diyorlar. Emredersiniz paşam. Nasıl buyurursanız öyle olsun. Olsun da "iş sizin bildiğiniz gibi değil".
a.fuad tarafından 09-01-2013 23:09:51 Tarihinde yazıldı.
Anlayana
Esadın mesajı açık şu mealde:"Ülkem arap baharı hikayesiyle, azı içerdeki ve çoğu bölgedeki işbirlikçiler marifetiyle küresel güçler tarafından işgal ve talan edilmek isteniyor.Bizde bu istilaya halkımızla beraber direniyoruz.Bölge ve içerdeki işbirlikçiler olmasa küresel güçler zaten bir halt edemezler zira halkın desteğiyle zaten bu süreç böyle devam ediyordu.Eğer mesele gerçekten halkın iktidara başkaldırısı olsaydı iş bu kadar uzarmıydı?" Şimdi gelin insafla düşünelim;batının müdahil olup desteklediği bir şey hiç bölgenin hayrına olabilirmi?Sırf tc.yönetimi de esada karşı oldu diye o zaman bende esada karşıyım denilebilinirmi?İnsandaki akıl,izan,vicdan özellikle bu durumlarda devreye girmek zorunda değilmi?Ülkesini savunan bir esada, artık esadla suriye gitmez demek yerine, yeter artık bu işgale son verilmeli demek anti emperyalist bir duruş sergilemek daha insanca değilmi?Aslında bu oyunun, ilk ayağı suriye,arkası hizbullah hamas ve iranın yok edilmesine matuf bir proje ve akabinde de arzı mevud hayalinin gerçekleşmesine dönük siyonist bir oyun olduğunu anlamamak için,insanın ancak ve ancak akıl tutulmasına girmiş olması gerekir neuzubillah..vela havle vela kuvvete..
murat tuzcu tarafından 10-01-2013 14:43:48 Tarihinde yazıldı.
herkesin bir "anlayan" hikayesi var!
mesele şu: yarım asırlık diktatörlük şebekesinin şimdiki lideri beşşar esed'i suriye halkının büyük çoğunluğu istemiyor. %25 lik bir halk desteği var esed'in. bunu ydh'da yayınlanan bir yazıda iranlı bir diplomatta beyan etmişti. şimdi; "halk esed'i destekliyor lakin batı ve işbirlikçileri esed'in gitmesini istiyor" demek eğer "anlamak" ise ben anlayamıyorum tabi. ortada bir "oyun" olabilir? lakin bu "oyun"a karşı yapılan karşı taarruzun islami rengi var mı yok mu? suriye'nin stratejik çıkarlara kurban gitmesinin tek taraflı bir yüzü yok. madalyonun eğer iki yüzü varsa - ki var- herkes bir yüzünden bahsederek konuşuyor. hiç kimse madalyonun ikinci yüzüyle karşılaşmak istemiyor. çünkü çıkarlarına uygun bir yüz değil görünmeyen, görünmek istenmeyen o yüz. onun için yok "analayan" yok "esed mi esad mı" gibi güzellemelerle yorum kuaförlüğü yapmayalım. şu bir gerçek ki esed bir diktatör, bir zalim. çıkarı neredeyse kasasını oraya çeviriyor. böyle rezil bir şahsiyete "direniş ekseni"nde yer vermek bile ahlaki değil. sebebi ve sonucu ne olursa olsun.
a.fuad tarafından 12-01-2013 15:26:53 Tarihinde yazıldı.
Esad neden gitmeli?
Esadın gitmesini kimler istiyor? Abd,ab,gerici bölge arap diktatöleri,israil ve sonradan eklemlenen islamcı hukumeti ile Tc. Esad niçin gitmeli? Zalim,diktatör,alevi azınlık vs.Hal böyle olunca bölge halklarının, özellikle müslüman halkların daha da özelde sünni müslüman halkların hamisi olan yukarıdaki merhemetliler topluluğu(!) doğal olarak esadı Allah rızası için hal etmek zorundalar.Şam-ankara baharında esad zalim,diktatör,alevi vb.değildi aksine neredeyse faziletleri saymakla bitirilemiyordu.Ne olduysa bir anda esad dalalete düştü, erdoğan hidayet üzere kaldı ve diğer hidayet topluluklarıyla elele vererek yeniden esadı hidayete davet etme operasyonuna giriştiler.Bu arada çizilen tabloda, Esadı halk devirmek istiyor dışarıdan gelen silahlı milislerin ve hidayet ekibinin hiç bir dahli yok zaten.Olup bitenlerin tek sorumlusu diktatör esad!Zalim gidecek hidayet koalisyonu denetiminde suriye diktatörden kurtulacak,böylece suriye islam devleti kurulacak,sonra bağımsız filistin kurulacak,arkasından bölgenin asıl belaları iran hizbullah hallolacak,arkasından israil çantada keklik!!??.Bütün bunların gerçekleşmesi ve daha fazlası için esadın kellesi gerekiyor.Ammar bin yasir sıffın'da şehid edilince insanların muaviyeye, onun asi bir toplum tarafından şehid edileceğiyle ilgili nebevi hadis hatırlatıldığında verdiği cevap o kadar ilginçti ki bu cevabın, aslında gelecekte çoğunluğun kader anlayışının da kaynağı olacağını kimse tahmin edemezdi.Malum meşhur cevap şöyleydi: "Hadis elbette doğrudur,Ali o yaşlı adamı bu savaş meydanına getirmeseydi şehid olmayacaktı, dolayısıyla buna sebep olduğu için Ali ve taraftarları isyankar(baği)topluluktur". Akan kan ve göz yaşı üzerinden edebiyat yapanların esadı sorumlu tutmaları, muaviye mantığıyla birebir örtüşmesi açısından oldukça manidar. İmkan olsa da illede esad gitsin de nasıl giderse gitsin diyenlere esad sonrası bölge ve suriye sahnelerini gösterip,"keşke dillerim kopsaymış" demelerini yaşatmak mümkün olsa!Ne yazık ki insanoğlu kimlerin dostluğuyla nelerin olduğunu anlayamadığında "Ah ne olurdu keşke falanı dost edinmeseydim"ayetinin muhatabı olma sorumluluğunu kendi elleriyle hazırlamış oluyor.Bütün bir küfür bir araya gelmiş iranı hizbullahı direnişi karşısına almış,onları yok etmenin tek yolunun suriyeden geçtiğinin bilincindeler. Bütün hesaplarını buna göre yapmış olmalarının aleniliği ve hakikatları çarpıtmadaki onca manipülasyonlar; insanlık tarihinin başlangıcından beri hak-batıl cephesini bize ancak bu kadar net anlatabilirdi. Madolyonun iki yüzünde de bas bas bağırarak ben buradayım diyen "siyonist komployu" hala görememenin adını koyacak biri varsa lütfen bizede bildirsin. Hakikatler bir gün mutlaka açığa çıktığında pişmanlar tarafında olmamak umuduyla..
insaf tarafından 21-01-2013 11:11:26 Tarihinde yazıldı.
zalim tiktatörler.
esed yönetimini meşru görmek,islam akaidini anlamamamış kişilerin işidir.müslüman halklar ayaklanmayı öğrendi.abd.ve yardakçıları bunu gördüğü için devrimleri devşirmeye çalışıyor.
bekir tarafından 09-02-2013 15:27:12 Tarihinde yazıldı.
assad gercek bir lider
simdi suriye liderine diktator demek icin ukala,olmak lazim abd dis yardim alirken yaklasik 50 milyon dolar ki abd nin ortadogudaki en buyuk destekcisi israilin onayiyla bu para verilmis osö denen teröristlere suriye devriminde kimseye hic bir katkisi olmaz suriyede devrim olsada assad gitsede bu sadece abd,israil,tc nemalir suriye halkinin yararina bir beklenti icine girmek salaklik olur.allah suriye lideri assad ve ordusunu zalimden siyonistlerden korusun..
TANERTUNCER GÜL tarafından 12-05-2013 09:51:17 Tarihinde yazıldı.
siyasi çözüm
suriyenin cumhurunu halk seçti ise onu devirmek isteyen yine halk olmalıdır ..! şu yada bu güçler islam dünyasına verdiği zararlar ortada iken hala müslümanın kanı dökülüyorsa bunun sorumlusu esad olamaz..! dünyanın jardarmalığına soyununan amerikan emperyalizmi.. dünyanın jardarması değil dünyanın deccalıdır..her yere demokrasi özgürlük getirmek isteyen amerika neden islam dünyası ile uğraşıyor islam ülkelerinde seçilen liderler halk tarafından seçilen liderlerdir... halk seçimiyle getirilen lider halk tarafından yine seçim ile devrilir ...
Diğer İlgili Başlıklar
ABD-İran sessiz savaşı Irak isyanına dönüştürüldü 06-10-2019 tarihinde eklendi
Rusya ve İran nasıl rakiplerinin stratejilerini yeniyor 24-09-2019 tarihinde eklendi
Arhangelsk’te patlama. Gerçekte ne oldu? 19-08-2019 tarihinde eklendi
İran ve Amerika arasında savaş çıkarsa… 16-06-2019 tarihinde eklendi
Türkiye ve Rusya: İdlib’de neler oluyor? 14-06-2019 tarihinde eklendi
Geçen hafta Balkanlar: Kosova’da neler oldu? 04-06-2019 tarihinde eklendi
Bızov’un makalesi için okuma notları ve bazı değiniler 08-05-2019 tarihinde eklendi
Putin dönemine dair bir analiz 08-05-2019 tarihinde eklendi
Yalan, provokasyon, bombardıman: Yugoslavya’nın yok edilişinin kısa tarihi 30-03-2019 tarihinde eklendi
Rusya: Sermaye ve iktidar arasındaki açı 09-03-2019 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım