HABERLER    ANALİZLER
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
04-02-2013 tarihinde, 19:55 saatinde eklendi
Haftanın Raporu: İsrail saldırısı ve Doha Koalisyonu’nda kırılma
Haftanın Raporu: İsrail saldırısı ve Doha Koalisyonu’nda kırılma
Alptekin Dursunoğlu

YDH- Bölgedeki tepki düzeyi, İsrail’i yeni saldırılara cesaretlendirirken, Muaz el-Hatib’in Şam’a diyalog eli uzatması, Münih’te ABD’den siyasi çözüme dümen kırma mesajı aldığını gösteriyor.

 

YDH-Bölgedeki tepki düzeyi, İsrail’i yeni saldırılara cesaretlendirirken, Muaz el-Hatib’in Şam’a diyalog eli uzatması, Münih’te ABD’den siyasi çözüme dümen kırma mesajı aldığını gösteriyor.

İsrail savaş uçaklarının 30 Ocak’ta Suriye’ye ait Camraya bilimsel araştırma merkezini bombalaması, geçtiğimiz haftanın en önemli bölgesel gelişmesi oldu.

Suriye’nin saldırının Şam’daki bilimsel araştırma merkezine yapıldığını açıklamasından birkaç saat önce Batılı haber ajansları, İsrail savaş uçaklarının Lübnan Suriye sınırının sıfır noktasında bir araç konvoyunu vurduğunu[1] duyurmuştu.

İsrailli bir istihbarat yetkilisi ise Times gazetesine yaptığı açıklamada, Suriye'de düzenlenen hava saldırısında, Lübnan'da Hizbullah'a uçaksavar füzeleri ve insansız hava araçlarının GPS sistemlerini devre dışı bırakacak elektronik sistemlerini taşıyan konvoyun vurulduğunu[2] öne sürmüştü.

Suriye Genelkurmay Başkanlığı, konuyla ilgili açıklamasında araç konvoyuna saldırı haberlerinin gerçek dışı olduğunu belirterek saldırıda sadece Camraya bilimsel araştırma merkezinin hedef alındığını[3] açıkladı.

Nitekim saldırının üstünden geçen zamana rağmen araç konvoyunun vurulduğu iddiasını destekleyecek ve Suriye genelkurmay başkanlığının açıklamasını yalanlayacak bir veri ortaya konmadı.

Saldırıyı resmi düzeyde üstlenmeyen İsrail, Suriye’nin Lübnanlı müttefiklerine hassas bazı silahları vermesine engel olunduğu imasında bulunmakla kalmadı, Suriye sınırında bir tampon bölge yaratmak için yeni saldırılarda bulunabileceğinin mesajını verdi.[4]

“İsrail’in Şam Saldırısının Stratejik Hedefleri” başlıklı yazımda İsrail’in Şam’daki bilimsel araştırma merkezine yönelik saldırısının, hedefin kendinden çok Suriye ve bölgeye yönelik etkileri bakımından önemli olduğunu belirterek İsrail’in bu saldırıyla şu muhtemel hedefleri gözettiğini belirtmiştim.

1- Suriye’deki her türlü değişimde en ciddiye alınması gereken bölgesel aktörün kendisi olduğu mesajının verilmesi.

2- Şam’ın muhtemel bir dış müdahale karşısında ne kadar korunaksız olduğunun Şam’a karşı güç birliği etmiş “Dostlara” gösterilmesi.

3- Suriye’ye yönelik muhtemel bir dış müdahale karşısında bölgenin ve Şam’ın müttefiklerinin tepkilerinin ölçülmesi.

4- Ülkenin artık korunaksız olduğu mesajının verilerek Suriye Ordusunun kurumsal olarak saf değiştirmeye ikna edilmesi.

Uluslar arası tepkilerin niteliği İsrail’i yeni saldırılar konusunda cesaretlendirdi

İsrail’in tampon bölge ve yeni saldırı tehdidi, Camraya araştırma merkezine düzenlenen saldırıya verilen uluslar arası tepkilerle doğrudan ilişkili olduğu ve bölgenin ve uluslar arası toplumun saldırıyla ilgili tepki düzeyinin İsrail’i yeni saldırılar için cesaretlendirdiği gözüküyor.

Zira, saldırıdan hemen sonra Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili’yi Şam’a göndererek Suriye’ye her türlü desteği vereceğini açıklayan[5] İran’dan başka İsrail saldırısına karşı Suriye’ye destek açıklayan olmadı.

Rusya, “saldırı bilgisinin doğrulanması halinde olayın bağımsız bir ülkeye saldırı anlamına geleceğini” belirterek endişe belirtmekle yetindi.

Almanya, "Kendimiz (doğrudan) bilgi sahibi olmadığımız, yaşananlarla ilgili güvenilir bilgi almadığımız müddetçe hiçbir açıklama yapmayacağız" derken, İngiltere “ilave bir bilgi olmadığını belirterek, Suriye krizinin büyük tehlikeler barındırdığını” söyledi.

Türkiye dışişlerinden yapılan açıklama ise Almanya ve İngiltere’nin açıklamalarının sentezi gibiydi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal “bu konuda kendilerine ulaşan resmi bir bilgi olmadığını belirterek "Bu durum Suriye'deki durumun ne kadar karmaşık ne kadar kötü ve uluslararası barışı da tehdit eder bir hale geldiğini bir kere daha gösteriyor. Bu nedenle Suriye konusunun bir an önce her boyutuyla çözümlenmesi gerektiğini düşünüyoruz"[6] şeklinde konuştu.

Bakanlığın saldırıya ilişkin bu onay imasından sonra İsrail’in Suriye’ye saldırmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriye’yi; Başbakan Erdoğan ise İran’ı suçlayan açıklamalarda bulundu.

“İsrail’in saldırısından Suriye ve İran sorumlu”

İsrail’in Suriye’ye düzenlediği hava saldırısı karşısında Şam’ın tavrını eleştiren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Niye İsrail uçakları Esad'ın sarayının üzerinden uçup ülkesinin onuruyla oynarken bir çakıl taşı bile atmıyor?"[7] derken Başbakan Erdoğan “İsrail’in saldırısının İran’ın tavrıyla bağlantılı”[8] olduğunu söyledi.

Saldırının “Esed’le İsrail arasındaki anlaşmanın”[9] sonucu olduğunu ima eden Davutoğlu, kendine özgü meşhur “sessiz kalmayız” klişesiyle “İsrail’in hiçbir Müslüman ülkeye saldırısına kayıtsız ve tepkisiz kalamayız”[10] diyerek “kayıtsız ve tepkisiz kalmamış” oldu.

Davutoğlu’nun “tepkisiz ve kayıtsız kalamayız” iddiasını ispat delili de son derece ilginçti.

“Bizim zaten hassasiyetimiz ortada. 2007’de İsrail uçakları Suriye’yi bombaladığında ilk tepkiyi Türkiye verdi”[11] diyen Davutoğlu, o dönemde Suriye’yi bombalamaya giderken Türk hava sahasını kullanan ve yakıt tanklarını da Hatay ve Gaziantep’e atan İsrail uçaklarına ya da Mavi Marmara’da 9 Türk vatandaşını öldüren İsrail askerlerine kendilerinin hangi büyüklükte bir çakıl taşı attığını açıklamadı.

Sonuç itibariyle Mısır’ın Sudan kıyaslaması üzerinden yaptığı zoraki kınama[12] bir kenara bırakılacak olursa İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırısına kınamanın, İran, Lübnan[13] ve Irak’la[14] sınırlı kalması, İsrail’i saldırıyı açıkça üstlenme[15], yeni saldırılarda bulunma ve Suriye’de tampon bölge oluşturma konusunda cesaretlendirdiği görülüyor.

Ulusal Koalisyon ve Muaz el-Hatib çatlağı

Körfez ülkelerinin Suriye’deki yıpratma savaşının Şam yönetimine diz çöktüreceği beklentisinin boşa çıkmaya başlaması[16] ve sahadaki inisiyatifi cihatçı grupların ele geçirmesinin Batılıları tedirgin etmeye başlaması, savaş yoluyla bir sonuca varılamayacağı yönündeki kanaati güçlendiriyor.

Amerikan yönetimi henüz Rusya ile Cenevre bildirisine dayalı bir siyasi çözüme hazır olduğunu açıkça ortaya koymasa da kabine değişikliği sonrasında bu yönde adım atabileceğinin işaretlerini veriyor.[17]

 Amerikan müdahalesiyle yeniden örgütlenen ve Amerikan müdahalesiyle geçiş hükümeti kurmayı erteleyen[18] koalisyonun başkanı Muaz el-Hatib’in içeriden gelen baskılar sebebiyle çark etse[19] de siyasi çözüm yönünde dümen kırması,[20] Moskova ve Tahran’la görüşmemeyi adeta bir kırmızıçizgi olarak tanımlayan Koalisyon’un başkanı sıfatıyla Rusya[21] ve  İran[22] dışişleri bakanlarıyla görüşmesi, kendilerine iktidar vaat eden “Dostlar”dan[23] umut kesmeye başladıklarını gösteriyor.

Nusra Cephesi’nin sahadaki gücünden çekinen Koalisyon bağlantılı silahlı gruplar Batılıların “Nusra Cephesi’nden kurtulun”[24] uyarısına olumsuz cevap vermek zorunda kalsa da cihatçılar, yönetimin devrilmesinden sonra Özgür Suriye Ordusu ile çatışacaklarını gizlemiyorlar.[25]

Batılılara, sürdürdükleri vekalet savaşının kontrolden çıkacağı mesajını veren bu durum, ABD’yi muhtemelen kabine değişikliği sürecinin tamamlanmasının ardından siyasi çözüm odaklı bir formüle yöneltebilir.

Koalisyon içindeki tüm itirazlara rağmen Muaz el-Hatib’in hem de el-Cezire üzerinden Şam’a diyalog eli uzatması[26], Münih’te görüştüğü Amerikan Başkan Yardımcısı Joe Biden'den bu mesajı aldığını gösteriyor.

 



Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
saimdalli tarafından 05-02-2013 13:53:17 Tarihinde yazıldı.
SURİYEYİ İSRAİL'İN SALDIRISINA KARŞI KOYAMAYIŞININ MÜMESSİLİ OLANLAR.
Sizler değilmisiniz suriyeyi zayıf düşürmek için uluslararası güçleri devreye sokan, onlara topraklarını açan, onlara her türlü silah, barınma, para, sağlık, aş, iaşe yardımı yapan ve bunların neticesinde bir ülkeyi savunmasız duruma getirenler sizler değil misiniz!
a.fuad tarafından 06-02-2013 00:47:05 Tarihinde yazıldı.
İki şeyi hatırladım
Birincisi, sayın Erdoğanın siyonist saldırı karşısında köşeye sıkışmasını "saldırının sebebi irandır"diye açıklaması ki tekerrür eden tarihi bir hadiseyi hatırlatıyor.Sıffın harbinde şam ordusu tarafından şehid edilen ammar bin yasir meselesine getirdiği meşhur yorumda amr ibn as,"eğer ali o yaşlı adamı savaş meydanına getirmeseydi adamcağız ölmeyecekti"diyerek dahiyane bir buluşa imza atmış ve hz aliyi suçlamıştı.Bu dahiyane buluş daha sonra saray mollaları marifetiyle "hayır ve şerrin Allahtan geldiği"şeklinde akaid kitaplarında yerini aldı.. İkincisi ise sayın Davutoğlunun, one minute sonrası "israili dize getirdik"ve"israilin hiç bir saldırısına sessiz kalamayız"vecizeleri ve Alptekin beyin betimlemesiyle sadece lafla "kayıtsız ve tepkisiz kalmamış olduk"şeklindeki müthiş tespit.Aklı başında olduğunu düşünen her yaş ve kesimden insanlara soruyorum ! Bendemi anlama ve algılayama sorunu var yoksa toplumun kahir ekseriyeti akıl tutulmasınamı maruz kaldı? Allah rızası için, ya "bu saldırının sebebinin iran olduğunu ve israili dize getirdiğimiz"incilerini ispat eden tek bir bilgi ve belge göstersinler yada "kralında vezirinde çıplak" olduğunu artık görsünler.Bu çarpıklıkları görebildiği halde susanlarında aynı konumda olduğu "zulme rızanın zalimlikle aynı oluşuyla"örtüşmekte ne yazıkki!"Kaçınılmaz son olan mahşer sahnelerinin inşallah gözlerinin önüne gelmesi temennisiyle.Zira nice şahlar şehinşahlar,dünyevi ikbal peşinde koşanlar, tarihin tozlu sayfalarında yerlerini aldılar ve daha niceleride almaya devam edecekler! Hafezenellah!
Diğer İlgili Başlıklar
Rusya’da anayasa değişikliği. Ne öngörülüyor? 29-06-2020 tarihinde eklendi
Suriye'deki örgütlerin şifreleri 16-04-2020 tarihinde eklendi
Emirliklerin Yemen nüfuzu 26-02-2020 tarihinde eklendi
Suriye’deki gerginlik Rusya'yı nasıl tehdit ediyor? 12-02-2020 tarihinde eklendi
Rusya'da Türkiye kuşkusu derinleşiyor 10-02-2020 tarihinde eklendi
Putin, Lenin’le ilgili ne dedi? 12-12-2019 tarihinde eklendi
ABD, Suriye’de petrolü çalmak için Blackwater’ı ve teröristleri kullanıyor 04-12-2019 tarihinde eklendi
Estonya’nın Rusya’dan toprak talebi 24-11-2019 tarihinde eklendi
ABD-İran sessiz savaşı Irak isyanına dönüştürüldü 06-10-2019 tarihinde eklendi
Rusya ve İran nasıl rakiplerinin stratejilerini yeniyor 24-09-2019 tarihinde eklendi
Güncel
14:40 (08.01.2020)
14:40 (08.01.2020)
Yemen Ordusu Sözcüsü Yahya Seri: Irak'taki iki Amerikan üssüne yapılan füze operasyonunu tebrik ediyoruz.
13:53 (08.01.2020)
El Meyadin: Suriyeli yerel kaynaklar: Amerikan güçleri Haseke kırsalındaki Harab el-Cubeyr üssünü tahliye ediyor.
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Suriye hevesleri ve İdlib kaygıları arasında tercih zorunluluğu
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım