İsrail medyasındaki ‘zafer’ anlatısı saha gerçekleriyle çelişiyor

img
İsrail medyasındaki ‘zafer’ anlatısı saha gerçekleriyle çelişiyor YDH

İsrail rejimi “İran çok şaşkın, baskı altında” gibi ifadelerle operasyonlarını başarılı göstermeye çalışıyor. Ancak gerçek tablo bunun tam tersini gösteriyor: Son haftalarda ateşkes için en yoğun diplomasiyi yürütenler, başta ABD olmak üzere İsrail ve müttefikleri.




YDH- İsrail’in Kanal 12 Televizyonu'nun web sitesinde bugün yayımlanan askeri kaynaklı haberde, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve Savaş Bakanı Israel Katz’ın katılımıyla yapılan değerlendirmede, “İran’da rejimin çok şaşkın ve büyük baskı altında olduğu” iddia edildi. 

Haberde ayrıca, İran’a yönelik saldırılarda kullanılan mühimmat sayısının “15 bine ulaştığı”, bunun önceki operasyona göre “4 kat artış” anlamına geldiği vurgulandı.

Öte yandan, AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius ABD'nin mühimmat tüketim hızının, sanayinin üretim kapasitesinden kat kat fazla olduğunu vurguladı.

''Aritmetik çok net bir şekilde konuşuyor.'' diyen Kubilius, ''İran savaşının ilk beş gününde, ABD ve Körfez ülkeleri toplam 800 Patriot füzesi ateşledi. ABD'nin Patriot füzelerinin yıllık toplam üretimi: 750.'' dedi. 

AB Savunma Komiseri, ''Bir haftadan kısa sürede, bir tam yıllık üretimi tükettikler.'' diye ekledi.

╰┈➤ WSJ: İran, 'olası bir ateşkesi müzakere etmek için' şartlarını masaya koydu

╰┈➤ CNN: Washington müzakere için Tahran ile temas kurmaya çalışıyor

Bu rakamlar ve “İran şaşkın” söylemi, İsrail kamuoyuna “operasyonlar kontrollü ilerliyor, zafere ulaşılıyor” algısı vermek için kullanılıyor. Ancak sahadaki siyasi gerçeklik, bu anlatıyla açıkça çelişiyor.

 

Ateşkes isteyen İran değil, ABD ve İsrail

Haberde “İran çok şaşkın ve baskı altında” denilse de, uluslararası diplomasi trafiği bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. 

Son haftalarda ateşkes için en yoğun girişimleri başlatan ve arabuluculuk çabalarını artıran taraf, ABD rejimi oldu.

Washington’ın, Tahran ile dolaylı müzakereleri hızlandırması ve bölgedeki askeri gerilimi düşürmek için yoğun mesai harcaması, ateşkese en çok ihtiyaç duyan tarafın ABD ve İsrail olduğunu gösteriyor.

Uzmanlar, bu durumu şöyle yorumluyor:

“Eğer gerçekten İran ‘şaşkın, baskı altında ve çökmek üzere’ olsaydı, ABD ve İsrail rejimiateşkes için bu kadar yoğun çaba sarf etmesi gerekmezdi. Tam tersine, şu an ABD ve İsrail değil, İran, kendi şartları kabul edilinceye kadar ateşkesin söz konusu olmadığını vurguluyor. Buna karşılık ABD rejimi ateşkes müzakereleri için zemin yaratmaya çalışıyor. ABD Başkanı Donald Trump da İran’la gizli müzakereler yaptığına dair kendisini küçük düşüren yalanlar söylüyor.”

Bu çelişki, İsrail medyasında sıklıkla tekrarlanan “zafer” anlatısının aslında **iç kamuoyuna yönelik bir propaganda** olduğunu ortaya koyuyor.

 

Rakamlar ve kayıplar: Perde arkası

Haberde öne çıkarılan diğer iddialar da benzer bir süsleme stratejisiyle veriliyor:

“15 bin mühimmat” – Bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan bu sayı, operasyonun “büyüklüğü” izlenimi yaratmak için kullanılıyor. Ancak uluslararası hukuk açısından bu denli yoğun mühimmat kullanımı, sivil kayıpların boyutuna dair ciddi soru işaretleri doğuruyor.

“Lübnan’da 1,5 milyon kişi yerinden edildi” – Haberde bu durum bir “başarı” gibi sunuluyor halbuki, uluslararası hukukta zorla göç ettirme bir savaş suçu kapsamında değerlendiriliyor.

“665 Hizbullah üyesi öldürüldü” – Rakam, geçmiş operasyonlarda olduğu gibi abartılı bulunurken, sivil kayıplar konusunda hiçbir bilgi verilmiyor.

Öte yandan İsrail rejimi İran ve Hizbullah’ın saldırılarında uğradığı kayıpları şiddetle sansür ediyor ve füzelerin düştüğü yerlele ilgili görüntü paylaşanları ağır hapis cezalarıyla tehdit ederek caydırıyor.

Dikkat çeken bir diğer nokta ise haberde, İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İranlı ve Lübnanlı sivillere tek bir satır bile ayrılmamış olması.

Buna karşılık, Hizbullah saldırısında ölen bir İsrailli kadın, detaylı bir şekilde ve duygusal bir dille haberleştirilmiş.

 

Propaganda ve gerçeklik arasındaki makas

İsrail ordusu ve siyasi kanadı, özellikle “çok cepheli savaş” anlatısıyla hem kendi içinde kamuoyu desteğini pekiştirmeyi hem de dışarıya “güçlü, kararlı” imajı vermeyi hedefliyor.

Ancak bu anlatı, bölgesel dengeler ve uluslararası diplomasiyle her geçen gün daha fazla çelişiyor.

       ╰┈➤ İran'dan müzakere iddialarına yanıt: 'Bizim gibiler, sizin gibilerle asla uzlaşmaz'

       ╰┈➤ İran bir santim geri adım atmıyor: 'Daha yakına gelin'

Türk basını açısından bakıldığında, bu tür haberlerin olduğu gibi aktarılması değil, perde arkasındaki siyasi gerçeklerle birlikte ele alınması büyük önem taşıyor.

Zira İsrail medyasında “zafer” olarak sunulan her gelişmenin arkasında, çoğu zaman “ateşkes çabası, sivil kayıplar ve uluslararası hukuk ihlalleri” gerçeği yatıyor.

Gerçek zafer, şehirleri enkaza çeviren, masum sivilleri yerinden eden saldırılarla değil; “adalet, hakkaniyet ve kalıcı barış temelinde” kurulabilir.