MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
10/09/2010 - 18:56 tarihinde eklendi
Ahmedinejad’a açılan sistem kredisinin sınırı
Alptekin DURSUNOĞLU
Aslında İran sisteminin Ahmedinejad’a açtığı -şimdiye kadar sonsuz gibi gözüken- kredinin sınırını son derece ironik bir şekilde tasfiye edilmek istenen siyasi cenah belirliyor.

Geçen yılki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimiyle yaşanan bunalımı, sistemin kendisine açtığı kredi ile aşan ve siyasi rakiplerinin şahsında ülkenin iki ana siyasi akımından birini tasfiye etmeyi başaran İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, kendisine açılan bu kredinin sınırını test ettiğini düşündürten adımlar atıyor.

 

Son olarak dünyaya “İslam öğretisinin” değil, “İran öğretisinin” yayılması gerektiği yönündeki ifadelerinden dolayı büyük tepki toplayan yakın dostu İsfendiyar Rahim Meşşai’nin sözlerini “hükümetin görüşü” diyerek savunan Ahmedinejad, diplomasi alanında da doğrudan kendi kontrolünde ve dışişleri bakanlığına paralel “özel temsilcilik” makamları ihdas ederek sistemin kendisine açtığı kredinin sınırlarını test ediyor.    

 

Ahmedinejad’ın şimdilik dışişleri bakanlığı ile sınırlı gözüken bu operasyonu, kendisinin kararlılığına ve gösterilen karşı direncin niteliğine göre ya başta İsfendiyar Rahim Meşşai olmak üzere Ahmedinejad’ın yakın çevresinin ya da Dışişleri Bakanı Menuçehr Muteki’nin tasfiyesiyle sonuçlanabilecek potansiyeller taşıyor.

 

Ahmedinejad’ın dışişleri operasyonu

Ahmedinejad, 31 Ağustos’ta yayımladığı dört kararname ile kendi özel bürosunun başkanı İsfendiyar Rahim Meşşai’yi Ortadoğu’dan, Turizm ve el sanatlarıyla Serbest Bölgelerden sorumlu yardımcısı Hamid Bekai’yi Asya kıtasından, eski diplomatlardan Muhammed Mehdi Ahunzade’yi Hazar havzasından ve Ebulfazl Zohrevend’i de Afganistan’dan sorumlu cumhurbaşkanlığı özel temsilcisi olarak atadı.[1]

 

Cumhurbaşkanı Ahmedinejad tarafından ihdas edilen dört “Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilciliği” makamı, İran siyasi tarihinde benzeri olmayan ve Amerikan modeline özenilerek ihdas edilen makamlar olarak nitelendiriliyor ve bunun cumhurbaşkanının yetkilerinin lehine, dışişlerine paralel bir güç oluşturma adımı olduğu ifade ediliyor.

 

Ahmedinejad’ın dört bölgeyle ilgili ihdas ettiği özel temsilcilikler konusunda yaşanan gerilim, sadece cumhurbaşkanının dışişleri bakanlığına paralel bir güç oluşturarak gerekli gördüğü durumlarda bakanlığı bypass edeceği ve hariciyedeki kontrolü tekeline alacağı endişesinden kaynaklanmıyor. Buralara atanan iki tartışmalı şahıstan da kaynaklanıyor.

 

Binaenaleyh, “cumhurbaşkanlığı özel temsilciliği” makamının Amerikan yönetimine özenilerek ihdas edildiği yönünde eleştiriler olsa da bu makamların tümüne Ahundzade ve Zohrevend gibi büyükelçilik görevlerinde bulunmuş diplomatlar atanmış olsaydı muhtemelen bu mesele Dışişleri Bakanı ile Cumhurbaşkanını karşı karşıya getirmeyebilir, 122 milletvekili hükümete uyarıda bulunmayabilir[2], hatta Devrim Lideri Ayetullah Hamenei’nin hükümete “dışişleri bakanlığına paralel makamlar ihdas etmekten sakının” şeklinde uyarıda[3] bulunmasıyla sonuçlanan bir iç gerilim yaşanmayabilirdi.

 

Ancak Ahmedinejad, kendi cenahı içerisinde bile sürekli olarak eleştirilen Rahim Meşai’yi Ortadoğu’dan, diplomasiyle hiçbir ilgisi olmayan Turizm ve El Sanatları yetkilisi ve bilgisayar mühendisi Hamid Bekai’yi de Asya kıtasından sorumlu özel temsilcisi olarak atayarak gerilimin fitilini ateşlemiş oldu.

 

Nitekim Meşşai’nin Ortadoğu ve Bekai’nin de Asya özel temsilcisi olarak atanmasından sonra Ahmedinejad’ın en önemli destekçilerinden devletin yarı resmi gazetesi niteliğindeki Keyhan ve Ensar-ı Hizbullah grubunun yayın organı Ya Lisaret[4], bu atamaları sert şekilde eleştiren ve alaya alan yazılara yer verdi.[5]  

 

Hatta Keyhan gazetesinin Devrim Lideri tarafından atanan Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, isim vermeden Meşşai’yi ülkedeki “ilkeci” (Türkiye’de bilinen ismiyle muhafazakar) cenahı bölmek üzere Ahmedinejad kabinesi içine sızmış bir ajan olmakla bile suçladı.

 

Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki de, Devrim Lideri’nin uyarısına rağmen Ahmedinejad’ın bu atamaları anayasanın 127. maddesine dayalı olarak yaptığını belirterek savunan Ahmedinejad’ın Asya Kıtasından Sorumlu Özel Temsilcisi Hamid Bekai’yi diplomatik dili bir tarafa bırakarak sert sözlerle eleştirdi.[6]

 

Mutteki, Ahmedinejad’ın Asya’dan Sorumlu Özel Temsilcisi Hamid Bekai’yi “Dışişleri, yersiz konuşmaların yapılacağı bir yer değildir” diye uyardıktan sonra, “Sayın Bekai, hangi yetki ve konuma dayanarak bu tür ölçüsüz ve yersiz açıklamalarda bulunuyor? Nitekim onun yaptığı açıklamaların dışişlerini zor durumda bırakan olumsuz etkileri hala giderilebilmiş değil” diyerek sadece onun Ermeni soykırımı konusunda yaptığı açıklamaları eleştirmekle kalmıyor Devrim Lideri’nin uyarısını dayanak yaparak onun Ahmedinejad tarafından ihdas edilen konumunu da sorguluyordu.

 

Mutetki’nin bu tepkisi, aslında Ahmedinejad’ın özel temsilcilikler ihdas ederek bazı alanlarda dışişlerini bypass etmeye çalışma girişiminden duyulan rahatsızlığın açık bir ifadesi ve bu tepkinin Mutteki’nin dışişleri bakanlığının sonunu getirebilecek bir iç çatışmanın dışa vurumu olarak yorumlandı.

 

Hatırlanacağı üzere İsrail’i tanımayan ve bölgeye göç yoluyla getirilenleri ise halk değil, “işgalci bir güç” olarak niteleyen İran resmi görüşüne rağmen, Rahim Meşşai daha önce “İsrail halkı bizim dostumuzdur” diyerek büyük tepki toplamış; ancak bu durum Ahmedinejad’ın onu 10. Hükümete Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atamasına engel olmamıştı.

 

Meşşai’nin cumhurbaşkanı yardımcılığına Devrim Lideri’nin itirazını gerekçe göstererek karşı çıkan 9. Hükümetin Kültür Bakanı Saffar Herendi ile İstihbarat Bakanı Muhsini Ejei’yi görevinden alan Ahmedinejad, Ayetullah Hamenei’nin yazılı talimatı üzerine cumhurbaşkanı yardımcılığından almak zorunda kaldığı Meşşai’yi bu kez de cumhurbaşkanlığı bürosunun başkanlığına getirmişti.

 

Şimdi, Ortadoğu Özel Temsilcisi olarak atanmadan kısa bir süre önce “dünyaya İslam öğretisini değil, İran öğretisini yaymak gerektiğini” söyleyen Meşşai’ye yöneltilen itirazın, bu kez de hem 9. Hem de 10. Hükümet döneminde aynı bakanlıkta kalmayı başaran tek isim olan Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki’yi koltuğundan edebileceği belirtiliyor.

 

Çünkü İran’da dışişleri, içişleri ve istihbarat bakanları, diğer bakanlardan biraz daha farklı olarak devrim liderinin doğrudan işareti ve teyidi ile atanmasına rağmen, yürürlükteki yasalar gereği dışişleri bakanının ataması, azli veya istifasının kabulü cumhurbaşkanı tarafından gerçekleştiriliyor.

 

Geçtiğimiz yıl düzenlenen Dünya Kudüs Günü’nde marjinal bir grubun attığı “Ne Gazze ne Lübnan, canım İran’a feda olsun” ve “İstiklal, Özgürlük, İran Cumhuriyeti” sloganlarını Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi gibi hükümet karşıtı liderlere mal eden ve bu sloganları onların siyasi meşruiyetten düşürülmesinin aracı kılan İran sistemi, İran öğretisinin, İslam öğretisine tercih edilmesini hükümetin görüşü sayan Ahmedinejad’a açtığı krediye henüz bir sınırlama getirme gereği duymuyor.

 

Gerçi Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi’den, hükümet yanlısı siyasilere, hükümet yanlısı basından Ahmedinejad’a en yakın din alimi olarak kabul edilen Ayetullah Misbah Yezdi’ye varıncaya kadar çok geniş bir kesim İran öğretisinin İslam öğretisine tercih edilmesinin “İstiklal, Özgürlük, İran Cumhuriyeti” sloganından farksız olduğunu dile getirerek Meşşai’yi sert bir şekilde eleştirdi.

 

Ancak Veli-yi Fakih’in (Devrim Lideri) Devrim Muhafızlarındaki Temsilcisi Huccetulislam Zunnur, Meşşai’nin “Ahmedinejad’ın açık bir hatası”[7] olduğunu belirtmekle birlikte Ahmedinejad’ın hükümetinde bir tane Meşşai’nin olduğunun ama diğer hükümetlerin bizatihi kendisinin bir Meşşai olduğunu ya da onlarca Meşşai bulundurduğunu söyleyerek Ahmedinejad’a açılan kredinin sebebi ve sınırları konusunda fikir veriyordu.

 

Ayetullah Hameni’nin Devrim Muhafızları’ndaki Temsilcisi Huccetulislam Mucteba Zunnur’a göre, evleri saldırılara uğrayan hükümet muhalifleri, hükümetin açığını yakalamak ve “fitnelerini” sürdürmek için fırsat kollamaktaydı ve sistem, onları bir kahraman haline getirmemek için bu liderlere yargısal müdahalelerde bulunmuyordu.

 

Bütün bu verilerden hareketle, İran sisteminin Ahmedinejad’a açtığı siyasi kredinin sebebi ve sınırları konusunda şu tahminlerde bulunmak mümkün:

 

1- Sistem, Ahmedinejad’dan önceki tüm hükümetleri ya bizatihi Meşşai veya içinde onlarca Meşşai’yi barındıran sorunlu hükümetler olarak görüyor.

2- Bu yüzden de ülke siyasi tarihinin en büyük iç bunalımına sebep olmasına rağmen, sorunu ulusal uzlaşma yoluyla değil, sistem içindeki iki ana siyasi akımdan birini tasfiye ederek çözmeyi bunun için de Ahmedinejad’a olabildiğince büyük bir kredi açmayı tercih ediyor.

 

3- Sistemin iktidar olmasına izin vermek istemediği bir cenahı tasfiye etmek için kendisinden yararlandığının farkında olan Ahmedinejad, kendisine açılan sistem kredisiyle bir yandan rakiplerini kolayca tasfiye ederken, diğer yandan da kendi dar kliğinin siyasi hedeflerini yerine getirme imkanı buluyor.

 

4- Sistem, Ahmedinejad’ın dar kliğinin kendisi ile yaşadığı çelişkileri şimdilik kontrol edemeyeceği bir sorun olarak görmüyor ve tamamen tasfiye etmek istediği diğer cenahın çıkarına olmasın diye Ahmedinejad’a açtığı krediden kendisiyle yaşadığı çelişkilerde de yararlanmasına izin veriyor.

 

5- Bu durum, Ahmedinejad’a sistemin tasfiye edilmek istenen cenahla yaşadığı bunalımı kullanarak cepheyi daha da genişletmesine ve mevcut sistemin ana akımını oluşturan “İlkeci/usulgera” (Türkiye’de bilinen ismiyle muhafazakar) cenah üzerinde ve kendi dar kliğinin lehine operasyonlara girişmesine zemin hazırlıyor.

 

Ahmedinejad, Devrim Liderine rağmen Meşşai’yi cumhurbaşkanlığı bürosu başkanlığına getirirken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Rahimi hakkındaki ekonomik yolsuzluk iddialarını bastırırken, sübvansiyonların kaldırılması konusunda mecliste kabul edilen yasaları uygulamayacağını açıkça dile getirirken ve son olarak da dışişleri bakanlığını baypas ederek cumhurbaşkanlığı özel temsilcilikleri ihdas ederken sistemin kendisine açtığı krediden istifade etti.

 

Aslında bugünkü sistemin Ahmedinejad’a açtığı -şimdiye kadar sonsuz gibi gözüken- kredinin sınırını son derece ironik bir şekilde tasfiye edilmek istenen siyasi cenah belirliyor.

 

Mevcut konjonktürdeki sistem bu cenahla (Ahmedinejad’la diye de okunabilir) işini tamamen bitirdiğinde veya kredi açılabilecek yeni biri bulunduğunda Ahmedinejad’ın şimdilerde cömertçe harcadığı bu kredinin hesabını çok zor vereceği söylenebilir.

 

Bir zamanlar savaş döneminin ve İmam’ın başbakanı diye el üstünde tutulan Mir Hüseyin Musevi’nin şimdi bir “fitne lideri” haline getirilmesi ve “Sutun-ı İnkılab ve Serdar-ı Sazendegi” (Devrimin Direği ve İnşa ve Onarım komutanı) diye adlandırılan Ayetullah Haşimi Rafsancani’nin bugünkü akıbeti Ahmedinejad için de sayısız ibretler içeriyor.

 

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Yalnız Kürt tarafından 11-09-2010 16:01:11 Tarihinde yazıldı.
Hizbullah'ın dürüstlüğü - İran'ın dalavereciliği
Hizbullah'ın tutarlılığı,dürüstlüğü,ileri görüşlülüğü beni hep etkilemiştir.Buna rağmen İran gibi bana artık hiç güven vermeyen,dalaverelerin her cenaha bulaştığı bir ülkeye bağlı olması beni şaşırtıyor.
ebu ali tarafından 12-09-2010 16:52:53 Tarihinde yazıldı.
Ahmedinejad'ın aştığı bunalımı en yakın rakibibinin 2 katı miktarda aldığı oya değil de sistemin açtığı krediye bağlamak artniyetlice bir yaklaşım. Ayrıca ilkeciliği muhafazakarlık olarak tercüme etmek de doğru değil. Belki "radikal" denebilir. Rafsancani ve ekibi için için kullanabiliriz bunu(muhafazakarlık sıfatını). Sitenin ve yazarın Ahmedinejad düşmanlığı patolojik bir hal almış durumda.
selam tarafından 16-09-2010 14:45:21 Tarihinde yazıldı.
GERÇEKLER YORUMLAR İFADELER
Sn. Yazarı uzun süreden beri takip etmekteyiz. Özellikle son zamanlarda benimsenen dilde ötürü İranın anlaşılması hususunda -ki bu şekilde anlaşılması için zaten tererice kalem sabibi gayretkeş çaba gösteriyordu- ciddi katkıları olduğunu düşünüyorum. Burada yazdıklarının ne kadar satıta olduğunu görsek de tam kaba bir tarafgirlik kaygısi ve birilerine adavetin neticesi olduğunu anlasakda tabi ki sormadan edemiyoruz nedir bu tarafgirliğin ve adavetin illeti. Bunun ne tür duygusal ve objektif öğeler ihtiva ettiğine yabancıyız ama sorma hakkımızı iptal eden durum da ihtive etmese gerek yabancılığımız. Bazen çok gülünç bir tarafgirlikle Haşimi Rafsancani den difa ediliyor ama difa edilen kişinin bu durumda ve difa edilme biçiminden ne kadar hoşhal olduğu da belli değildir. Tenkit edilen ve adavet izhar edilen insanlar ve tenkit sebepleri istinatları göz önüne alındığında bu ülke topraklarında yaşayan insanların müesses nizama olan pozisyonlarıda çok garip bir şekilde kendini elevermektedir. Bir siyasi analiz yapan gazetecinin başka bir ülke için bu kadar nizamat verici terbiye etmeye yönelik çeki düzen tenkitleri gazetecilik yorumcu ve uzman sınırlarını malesef hayli aşmaktadır. Eğer meselenin temelinde hakperestlik varsa bunun icapları olacak onlarca şey sayabilirizki yazar bir vakit bile bunlara değinmedi Ülkemizde yapılan seçimlerde kaybeden cenahın hep mevzu seçim itirazı ile birlikte kömür odun yardımları zikredilir idi aynı boşboğaz edayla mezkur seçimler için de tartışmalı sıfatını mütemadiyen makul görmek dünyadaki bütün seçimleri US gibi ülke seçimlerini de ve eraberinde de kömür yardımlarını getiriyor ki bu da ortadoğu uzman adayı bir yazar için çok şık durmuyor. Verilen bazı bilgiler zikredilen bazı isimler birileri için falani neler de biliyor manası içersede bizler için malumat satıcılığının ötesinde bir anlam taşımıyor üstelik içinde tenekuzlar içeren istinat noktası belli olmayan tamamen duygusal amillerinin yol verdiği hissi reaksiyonlardan ibaret olduğu ortadadır. Yazarın belkide netice almak istediği hususlardan biri de bir takim insanların bu yazıları konuşmaya değer bulması bu da mümkündür ama fazlada basit olmamak lazım gelir. Bir ülke yönetenleri insanları sistemi hakkında süphe tarımcılığı yapmak bunu da organik diye yutturmak en azından kendini müstağni görmektir. Ayrıca gelip durduğumuz yerler makam da sayılmaz.
Yaşar tarafından 24-09-2010 10:37:26 Tarihinde yazıldı.
ebu ali nin dediği gibi bu site ve yazar Ahmedinejad a düşmanlık derecesine varan bir takıntı halindeler.Bence bu boyuttaki hemde lüzümsuz düşmalığın sebebi İranda ki Ahmedinejad karşıtları tarafından belkide ekonomik olarak desteklenmelerindendir.Yani başka bir izah bulamıyorum.
ali tarafından 27-09-2010 11:33:29 Tarihinde yazıldı.
basiret
bu resmi buraya koyanlar basiretten yoksun ve kendilerini yazar zanneden kişilerdir. imam MUHAMMED BAKIR diyor ki:'üstün kemal;dinde basiret,zorluklara sabır,geçimde iktisatlı olmaktır.' ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK SIKINTISI BASİRETSİZLİKTİR.
z tarafından 15-10-2010 11:35:30 Tarihinde yazıldı.
önder sav
haberin resminde bir önder sav bir hüsamettin özkan gibi görülüyor, ahmedi nejatin arkasindaki sahis.
kumi79 tarafından 15-10-2010 23:05:41 Tarihinde yazıldı.
selam
Ahmedinejad cumhurbaşkanlıgını bıraktıgı zaman aaba sayın Alptekin Dursunoglu bey kime muhalefet edecek çok merak ediyorum
mutahhar tarafından 13-11-2010 03:01:09 Tarihinde yazıldı.
vicdan
yazdıkların sanmaki hesap gününde karşına çıkmayacak.bunların gerçek olduğuna kendini inandırsaydın elbette sana inananda olacaktı.bence ahiretini tehlikeye atmaktan vazgeç.unutma şeytan ademe haksızca düşmanlıkta bulundu.sonsuza kadar lanetlendi.tevbe hakikatı yerli yerine koymaktır.bu dönüş ehli vicdan samimi kullara nasip olur.allahın yeryüzündeki temiz kullarına leke sürmek isterken aslında ahiretin gidiyor.bence fırsat çok yakınında cenneti kazanmak çok zor değil.
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Amerika’nın yeni Suriye stratejisi ve Türkiye'nin safı 21/01/2018 - 17:13 tarihinde eklendi
İran’a dair iki tasvir 01/01/2018 - 09:04 tarihinde eklendi
Güncel
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
21:42 (25.03.2019)
El Cezire: Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrail'in Gazze'nin kuzeyini hedef alan saldırısında 3 Filistinli yaralandı.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım