MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
01/09/2013 - 16:20 tarihinde eklendi
Suriye’yi belirsizlikten, bölgeyi savaştan, Obama’yı tuzaktan kurtaran manevra
Alptekin DURSUNOĞLU
Suriye’yi belirsizlikten, bölgeyi savaştan, Obama’yı tuzaktan kurtaran manevra
Obama, kendi iddialarından geri adım atmış görüntüsü vermeyerek topu Kongre’ye atıp Suriye’deki belirsizliğin derinleşmesini ve muhtemel bir bölgesel savaşı önledi.

ABD Başkanı Barack Obama, 31 Ağustos’taki konuşmasında Suriye’ye müdahale kararını “Kongre’deki Amerikan halkı temsilcilerine vereceğini” açıklayarak askeri saldırı için umutlananlara kara haberi vermiş oldu.

Çünkü ‘başkomutan’ sıfatıyla Kongre onayı olmaksızın askeri operasyon kararı alma yetkisine sahip olan Obama, Suriye konusundaki iddialarını tekrarlayarak sözünün arkasında durduğu mesajını vermekle birlikte kararı Kongre’ye bırakarak doğacak tehlikeli sonuçların sorumluluğunu tek başına üstlenmekten kaçındı.

Bir başka deyişle Obama, “özel bir Kongre yetkisine ihtiyaç olmadan bu askeri müdahaleyi başlatabileceğimi biliyorum. Ancak eğer Kongre’ye gidilmesi yolunu izlersek ülkenin daha güçlü olacağına inanıyorum ve harekatımız daha etkili olacaktır”[1] diyerek İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in tabiriyle “itilmek üzere olduğu tuzak”[2]tan kaçmış oldu.

Obama’nın bu ‘tuzağı’ fark etmesinde ABD halkının müdahale konusundaki endişeleri,[3] 140 Kongre üyesinin uyarıcı mektubu ve İngiliz parlamentosunun müdahale konusunda ABD’yi yalnız bırakması[4] etkili oldu.

Obama’ya Suriye’de kurulan tuzak

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Obama’nın kararı Kongre’ye bırakan açıklamasından yaklaşık bir hafta önce katıldığı bir televizyon programında “Aşırılar, ABD için son derece kötü ve tehlikeli bir tuzak kurdu. Eğer Obama bu tuzağa düşerse başkanlık döneminde halkı için çok kötü bir hatıra bırakmış olacak”[5] demişti.

Zarif, ‘aşırılar’ın kimler olduğunu açıkça söylemedi ve tuzağın ayrıntılarına girmedi. Ancak Doğu Guta’da 21 Ağustos’ta binden fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan kimyasal silah saldırısı iddiası öncesinde ve sonrasında yaşanan gelişmeler hem aşırıların kimliğine hem de tuzağın niteliğine ilişkin ip uçları sunuyor.

21 Ağustos öncesi ve sonrası yaşanan gelişmeleri hatırlayalım:

1- Mısır’daki 3 Temmuz darbesi, 2012 yılının Mart ayından beri “Suriye’nin Dostları” adını kullanan uluslar arası ittifakta farklı kombinasyonların oluşmasına sebep oldu. ‘Dostlara’ dışarıdan destek veren Mursi yönetimi devrildi, Katar dışındaki Körfez ülkeleri darbeye ve darbe yönetimine açık destek verdi. Batılılar darbeye karşı çıkmadı, Türkiye’nin en yakın bölge müttefiki Katar oyun dışına çekildi. Türkiye ise Körfez’i özenle istisna ederek ‘Dostlara’ duyduğu öfkeyi ‘Batı genellemesi’ ve İsrail’le sınırladı, ‘değerli yalnızlığı’ ile teselli bulmaya çalıştı.

2- Suudi Arabistan İstihbarat Servisi Başkanı Bender bin Sultan, 31 Temmuz’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüştü. Basında yer alan haberlere göre Bender, ABD ile koordineli olarak gerçekleştirdiği Moskova ziyaretinde Putin’e Suriye politikasını değiştirmesi karşılığında son derece cazip tekliflerde bulundu.[6] Ancak yine basında yer alan haberlere göre Putin Bender’in Suriye konusundaki işbirliği teklifini reddetti.

3- 10 Ağustos’ta Amerika ile Rusya, 2. Cenevre konferansının yapılması konusunda anlaştı[7], 12 Ağustos’ta ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’a Suriye Ulusal Koalisyonu adlı muhalif örgütün başkanı Ahmed Carba’nın konferansa katılacağını söyledi.[8]

4- Kusayr’ın kontrol altına alınmasından sonra silahlı grupların Lübnan bağlantısını kesen ve diğer cephelere ciddi bir üstünlük elde eden Suriye ordusu, Şam kırsalı olmak üzere silahlı grupların kontrolündeki birçok yeri geri almaya başladı. Batı basınında bile “Batı Esed’in Suriye’deki zaferine kendini hazırlamalıdır”[9] türünden değerlendirmeler yapıldı.

5- BM kimyasal silah denetçileri muhaliflerin kimyasal silah kullandığını öne süren Suriye yönetiminin talebi üzerine başta Han el-Asel olmak üzere üç bölgede araştırma yapmak üzere 18 Ağustos’ta Şam’a gitti.[10]

6- Suriyeli muhalifler, 21 Ağustos’ta Suriye ordusunun BM denetçilerinin bulunduğu Şam’a 4-5 kilometre mesafedeki Doğu Guta’ya kimyasal silah saldırısında bulunduğunu ve binden fazla kişinin öldüğünü iddia etti.[11]

7- Muhaliflerin iddiaları üzerine gözler, daha önce kimyasal silah kullanımını ‘kırmızıçizgi’ olarak niteleyen Amerika’ya çevrildi. Ancak Amerikan Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey, Suriye’ye askeri müdahalede bulunmanın Amerika’nın çıkarına olmayacağını açıkladı.[12]

8- Amerikalı siyasi liderlerde BM raporu beklenmeden müdahale edilmesi yönünde eğilimler gözlemlenirken, askeri yetkililerin somut sonuçların beklenmesinden yana olduğu anlaşılıyordu. ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, 26 Ağustos’ta Suriye’de yaşananlardan tam olarak emin olmadıkça müdahale konusunda açıklama yapmayacağını söyledi.[13]

9- Ancak İsrail[14] Türkiye[15] ve Arap Birliği,[16] Doğu Guta’da kimyasal silah kullanımından Suriye yönetimini sorumlu tutarak acil müdahale talebinde bulundu. İngiltere de ABD müdahalesine katılmak için parlamentosunu olağanüstü toplantıya çağırdı.

10- ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, 26 Ağustos’ta bölgesel müttefiklerinin iddiasını destekleyen bir açıklama yaparak, Suriye yönetiminin kanıtları yok ettiğini dolayısıyla da müdahale için BM raporunu beklemeye gerek olmadığını söyledi.[17]      

Sonuç

Suriye’ye dış müdahalenin söz konusu olduğu her dönemde Akdeniz’e savaş gemileri göndererek ya da tatbikatlar yaparak açık mesajlar veren Rusya’nın bu kez dış müdahaleye tepkisini BM’deki İngiltere karar taslağını bloke ederek[18] sadece diplomasiyle sınırlı tutmakla yetindiği dikkat çekiyordu. Bu ise Washington’u, tıpkı Irak’ta olduğu gibi müdahale için BM dışında bir koalisyon arayışına sevk ediyordu.[19]

Elbette BM kararı söz konusu olmadığı için ABD müttefiklerinin saldırısı, Suriye’ye yapılması düşünülen müdahaleyi yasal olarak ‘tek taraflı’ olmaktan kurtarmıyordu; ancak görüntüyü kurtarmaya yetiyordu.

İngiltere parlamentosundan olumsuz karar çıkması, Obama’yı görüntüyü kurtaracak bir savaş koalisyonundan da mahrum etti.

Çünkü müdahaleyi en çok destekleyenlerden İsrail’in koalisyona dahil edilmesi, hem moral hem de fiziksel bakımdan dengeleri alt üst edecek riskler taşıyordu.

Benzer bir şey Türkiye için de geçerliydi; zira Suriye’nin NATO üyesi olan Türkiye’ye karşı saldırıda bulunması, 5. madde kapsamında NATO’nun müdahalesini gerektirebilir bu ise Rusya ve İran başta olmak üzere başka uluslar arası güçlerin oyuna dahil olmasına neden olabilirdi. Kim bilir belki de İran’ın müdahalenin Suriye ile sınırlı kalmayacağına dair uyarısı[20] ve Rusya’nın diplomatik tepkiyle sınırlı anlamlı sessizliği ‘tuzağın’ boyutlarına ilişkin ip uçları sunuyordu.  

Mısır, Ürdün, Lübnan ve Irak da doğacak tehlikeli sonuçlara dikkat çekerek müdahaleye karşı çıkıyordu.[21]

Le Point’te yer alan bir haber analize göre Fransa da Martin Dempsey’nin öne sürdüğü gerekçelere benzer sebeplerden dolayı[22] müdahaleye doğrudan katılmak istemiyordu.

“Demokrasi sandıktan ibaret değildir” vecizesinin sahibi Obama’nın tek taraflı müdahaleden doğacak sonuçların bedelini ödememek için demokrasiye sığınarak kararı Kongre’ye atması, her halükarda tüm yöneticilerin örnek alması gereken bir siyasi tavır olarak gözüküyor.

Obama, kendi iddialarından geri adım atmış görüntüsü vermeyerek topu Kongre’ye atıp Suriye’deki belirsizliğin derinleşmesini ve muhtemel bir bölgesel savaşı önledi; yani Zarif’in işaret ettiği üzere Bender bin Sultan’la İsraillilerin kurduğu tuzağa düşmedi.

 Bu, ‘görüntüyü de kurtaran’ siyasi manevradan en çok da Suriye’yi cehenneme, Türkiye’yi de ciddi güvenlik sorunlarına mahkum eden yanlış politikasında ısrar eden Ak Parti yönetiminin örnek alması gerekiyor.

 



Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım