MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
16/11/2014 - 19:14 tarihinde eklendi
De Mistura girişimi ve Suriye sorununun yerelleşme imkanı
Alptekin DURSUNOĞLU
De Mistura girişimi ve Suriye sorununun yerelleşme imkanı
De Mistura’nın ‘çatışmaları dondurma’ önerisi, henüz bir plana dönüşmüş ve tarafların müzakeresine açılmış değil; Şam’ın müttefikleri ile Dostlar Grubu’nun ortak desteğini alması durumunda şimdiye kadarki en gerçekçi ve işlevsel çözüm planı olabilir.

BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan De Mistura’nın ‘çatışmaların dondurulmasını’ öngören girişimi, Cenevre konferanslarından daha mütevazı; ama daha somut sonuçlar üretebilecek bir çözüm önerisi olarak gözüküyor.

De Mistura girişiminin Annan planına benzer şekilde yerel dinamiklere dayalı bir siyasi çözüm mekanizması öneriyor olması, bu girişimin işlevsellik potansiyelinin Cenevre süreçlerinden daha büyük olduğunu düşündürüyor.  

Cenevre konferansları, Annan planının devamı olarak ortaya çıkmış olsa da bu konferanslar, siyasi çözüm üretecek mekanizmayı Annan planını tersine kurgulayarak oluşturmuştu.

Çünkü iki aşamalı Annan planı, birinci aşamada çatışmaların durdurulmasını, ikinci aşamada ise Suriye yönetimi ile muhaliflerin müzakereler başlatmasını öngörüyordu.

Yani Annan planı siyasi çözümün şartlarını ve modelini belirleme rolünü yerel aktörlere veriyor, bölgesel ve uluslar arası aktörlerin rolünü ise yerel aktörlerin müzakerelerle belirlediği çözüm modeline destek vermekle sınırlıyordu.

Cenevre konferanslarında ise uluslar arası aktörlerin belirleyici olduğu bir siyasi çözüm mekanizması kuruldu ve yerel aktörlerin rolü, bu mekanizmanın öngördüğü siyasi çözüm modeline uymakla sınırlandırıldı.

Cenevre süreçleri, uygulama perspektifi açısından da Annan planının tam tersine kurgulanmıştı. Çünkü Annan planı önce silahların susmasını ardından siyasi müzakerelerin başlamasını öngörüyordu.  

Cenevre süreçleri ise muhaliflerin de yer alacağı bir geçiş hükümeti ile güvenlik sorunlarının zaten çözülebileceği varsayımına dayanıyordu.

30 Haziran 2012’deki Cenevre bildirisine yansıyan bu perspektif, Şam’ın kabul etmesine rağmen, Dostlar Grubu’nun “Beşşar Esed çekilmelidir” ön şartı sebebiyle uygulanamadı.  

22 Ocak 2014’teki Cenevre-2 konferansı da hem öne sürülen bu ön şarttan hem de güvenlik öncelikli bir uygulama perspektifi üzerinde anlaşmaya varılamamasından dolayı başarısızlıkla sonuçlandı.

De Mistura ‘dondurması’ ve güvenlik öncelikli çözüme dönüş

BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan De Mistura, gündeme getirdiği girişimini Annan planı veya Cenevre konferansları gibi bir ‘çözüm planı’ olarak değil, siyasi çözüme zemin yaratabilecek bir ön adım olarak sunuyor.

Suriye’deki çatışmaların yerel düzeylerde ‘dondurulmasını’ öngören bu girişim hem siyasi çözüm mekanizmasını yerelden başlatması hem de güvenlik öncelikli bir uygulama perspektifine sahip olması bakımından Annan planının kurgusuna daha yakın gözüküyor.

Annan planı, tüm çatışmaların durdurulmasını ve Suriye ordusunun kentlerden kışlalarına dönmesini öngörmesi bakımından bütüncül bir plandı.

Suriye ordusunun emir komuta bütünlüğü içerisinde plana uymasına rağmen, silahlı grupların emir komuta disiplininden yoksun olması sebebiyle bu bütüncül planın uygulanması mümkün olmadı.

De Mistura girişimi ise çatışmaların yerel düzelerde dondurulmasını öneriyor. Önerinin yerel düzeylerle sınırlı tutulması ve Suriye’nin bazı bölgelerinde uygulanan ulusal uzlaşma tecrübelerine dayanması De Mistura önerisinin başarı şansını arttıran faktörler.

Annan planı ile De Mistura girişiminin siyasi şartları

Annan planının başarısız olmasının en temel sebeplerinden bir diğeri de dönemin uluslar arası siyasi şartlarıydı. ABD’nin muhaliflerin silahlandırılmasına karşı olduğu 2012 yılının şubat ve mart aylarında Annan planına uluslar arası bir destek söz konusuydu.

Ancak BM Başkanlık bildirisiyle dahi desteklenen bu plan, Dostlar Grubu’nun o dönemde etkili olan küçük ortaklarının ortak çabalarıyla sabote edildi.

10 Nisan’da yürürlüğe girecek olan Annan Planını, 9 Nisan’da “Kadük”[1] ilan eden dönemin Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru, Ankara’nın bu sabotajdaki rolünü yansıtmıştı.

Obama yönetimi, başkanlık seçimlerinin eşiğinde içeride Cumhuriyetçi senatörlerin, dışarıda da bölgesel müttefiklerinin baskısı sebebiyle 18 Temmuz 2012’de başlatılacak vekalet savaşı seçeneğine şans verdi ve Annan planı böylece uluslar arası desteğini kaybetti.

De Mistura girişiminin uluslar arsı destek bakımından Annan Planına göre şanslı kılan faktörler şunlar:

1- Vekalet savaşı kontrolden çıktı ve 2012’dekinin aksine silahlandırılacak ve hem Şam’a hem de aşırı gruplara karşı savaşacak ‘ılımlı muhalif’ bulmak oldukça zor.

2- Başta IŞİD olmak üzere radikal gruplar Suriye sınırlarını aşan bölgesel, hatta uluslar arası bir tehdit olarak algılanmaya başladı.  

3- Dostlar Grubu’nun Türkiye dışındaki üyeleri, “IŞİD’e karşı uluslar arası koalisyon”a dönüştü.

De Mistura girişimi, fırsatlar ve tehditler

De Mistura girişiminin başarı şansını arttıran faktörleri de şöyle sıralamak mümkün:

1- Çözüm mekanizmasını yerelde kuruyor: “Suriyelilerle Suriyelilerin diyaloguna ve uzlaşmasına” dayalı bir çözüm öneren De Mistura girişimi, Suriye yönetiminin başta eski Humus olmak üzere birçok bölgede geliştirdiği ulusal uzlaşma tecrübesini esas alıyor.

2- Güvenlik öncelikli çözüm öneriyor: Cenevre süreçlerinin aksine silahların susturulmasına ve terörle mücadeleye öncelik vererek gerçek bir siyasi çözüm için müzakere zemini yaratıyor.

3- Ulusla arası terörle mücadele algısı ile uyumlu: De Mistura’nın ‘çatışmaları dondurma’ önerisi, herkesi tehdit eden IŞİD’e karşı bir önlem olarak gündeme geliyor. Bu ise uluslar arası koalisyon şeklinde evrim geçiren Dostlar Grubu’nun Türkiye dışındaki üyelerinin terörle mücadele algısıyla uyumlu gözüküyor.

Güven sorunu

De Mistura’nın ‘çatışmaları dondurma’ önerisi, Suriye’yi siyasi çözüme yaklaştırabilecek başarı şansı yüksek gerçekçi bir ön adım olarak gözükse neredeyse tüm taraflar bu girişime kötümserlik dozu fazla olan bir temkinlilikle yaklaşıyor.

Şam’ın müttefikleri, De Mistura’nın ‘çatışmaları dondurma’ önerisinin Suriye ordusunun Doğu Guta, Hama, Humus ve Halep’teki büyük ilerleyişi ile eş zamanlı olarak gündeme getirilmesine dikkat çekiyor.

Lübnanlı emekli General Emin Hutayt, bir savaşın ya ateşkesle ya da anlaşmayla sona erdirildiğini vurgulayarak ‘çatışmaların dondurulması’ kavramının dünyada bir ilk olduğunu söylüyor ve bunu Suriye ordusunun sahadaki üstünlüğüne bağlıyor.

Ateşkes kavramının tarafların davranışlarını tayin eden niteliğine karşın ‘dondurma’ kavramının yarattığı belirsizliğe dikkat çeken Şam’ın müttefikleri, bunun sahadaki vekillerin kontrolü kaybeden Dostlar Grubu’na toparlanma fırsatı vermesinden kaygı duyuyor.

Benzer kaygılar Dostlar Grubu’nun desteklediği muhaliflerde de var. Ulusal Koalisyon adlı muhalif örgütün kurduğu geçici hükümetin Savunma Bakanı Muhammed Nur Halluf da “Plan, rejimin dağınık gücünü toparlamasına ve belli bir bölgeye yoğunlaşmasını sağlayacak”[2] diyerek De Mistura girişimiyle ilgili kaygısını dile getiriyor.

Temkinli iyimserlik

Resmi çevrelerde ise girişimle ilgili olarak temkinli bir iyimserlik gözlemleniyor. De Mistura Şam’da “Çatışmaları dondurmanın BM kararları ve Güvenlik Konseyinin 2170 ve 2178 sayılı kararlarıyla uyumunu vurgulayarak”[3] önerisindeki terörle mücadele boyutuna dikkat çekerken, Şam da öneriyi inceleyeceği mesajını veriyor.

Şam’ın temkinli iyimserliğinin bir benzeri Washington’da da gözlemleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, ‘çatışmaların dondurulması’ planını desteklediklerini söylemekle birlikte "Ancak Beşşar Esed rejiminin ateşkeslere yönelik sicilinin farkındayız"[4] diyerek temkinlilik vurgusu yapıyor.

De Mistura’nın ‘çatışmaları dondurma’ önerisi, henüz bir plana dönüşmüş ve tarafların müzakeresine açılmış değil; Şam’ın müttefikleri ile Dostlar Grubu’nun ortak desteğini alması durumunda şimdiye kadarki en gerçekçi ve işlevsel çözüm planı olabilir.

Çatışmaları dondurulması, 2. Cenevre Konferansı sırasında Rusya’nın gündeme getirdiği şekliyle “Suriye yönetimi ile vatansever muhaliflerin teröre karşı ortak mücadelesine” dönüştürülebilirse, Suriye krizinde ilk kez ‘Suriyelilerle Suriyelilerin’ diyalogunu ve uzlaşmasını öngören bir çözüm süreci de başlayabilir.

Ancak ABD, eğit-donat formülü ile hem teröre hem de Şam’a karşı savaşacak bir ‘ılımlı muhalif’ ordusundan umudu kesmiş değil.

Birkaç ay önce Suriye’de ılımlı bir muhalefet yaratmayı fantezi olarak gören ABD Başkanı Obama’nın tam da De Mistura girişimi gündemdeyken “Esed gitmeden IŞİD’i yenemeyeceğini anladığı”[5] doğruysa şimdiden bu girişimin ölü doğduğu söylenebilir.

 



[1]CNN Türk, 9 Nisan 2012. "Annan planı kadük oldu" http://www.cnnturk.com/2012/dunya/04/09/annan.plani.kaduk.oldu/656611.0/

[2]Radikal. 14 Kasım 2014. "Mistura'nın planı Esed rejiminin gücünü toparlayacak" http://www.radikal.com.tr/gaziantep_haber/misturanin_plani_esed_rejiminin_gucunu_toparlayacak-1231542

[3]SANA. 11 Kasım 2014. Muallim ile Planı Görüşen de Mistura Basın Konferansı Düzenledi http://www.sana.sy/tr/?p=15292

[4] Sabah. 11 Kasım 2014. ABD’den Mistura planına destek. http://www.sabah.com.tr/dunya/2014/11/11/abdden-mistura-planina-destek

[5] Radikal. 14 Kasım 2014. CNN: Obama, Esad gitmeden IŞİD'i yenemeyeceğini anladı http://www.radikal.com.tr/dunya/cnn_obama_esad_gitmeden_isidi_yenemeyecegini_anladi-1231344

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
türkmen tarafından 16-11-2014 20:14:41 Tarihinde yazıldı.
yakindogu.com...
Misturanin girisimini Suriye devlet yetkilileri elbette süpheyle yaklasmali cünki bu terör falan degil bu cok kirli bir savas.Abd ve müttefikleri hala"ilimli muhalifleri egit donat projesiyle Suriye halkina karsi egitirken Misturanin girisimi kafalarda soru isaretleri olusturuyor,Kisaca söylemek gerekirse ne Abd ve müttefiklerine ne BMGK `ye nede ortadogunun terör destekcisi ülkelerine güvenilir.Proje esas itibariyla büyük Israili dahada büyütme projesiyken kime neye karsi güvenilir yada güvenilmelidir.??
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım