MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
23/01/2015 - 19:29 tarihinde eklendi
Suudi Arabistan’da yeniden Sudeyri dönemi
Alptekin DURSUNOĞLU
Suudi Arabistan’da yeniden Sudeyri dönemi
Salman’la birlikte başlayan Sudeyriler dönemiyle birlikte içeride Bender bin Sultan, Turki bin Faysal ve Muhammed bin Naif gibi Sudeyri torunların yıldızı parlayabilir.

Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın ölümüyle birlikte 10 yıl aradan sonra kraliyet ailesinin iki rakip cenahından biri olan Sudeyriler iktidarı yeniden ele geçirdi.

Suudi Arabistan’da yeni kral, ülkenin kurucusu olan Abdulaziz bin Abdurrahman bin Faysal bin Turki Al-i Suud’un vasiyetini esas alan bir teamüle göre belirleniyor.

Bu teamüle göre Abdulaziz’in hayattaki en büyük oğlu veliaht ilan ediliyor ve kralın ölmesi durumunda da veliaht, kral seçiliyor.

Dün gece öldüğü açıklanan Kral Abdulah’ın yerine veliahdı olan Salman bin Abdulaziz’in kral ilan edilmesi normal bir geçiş olarak gözükse de Abdullah ölüm döşeğindeyken sarayda yaşanan entrikalar gerçeğin böyle olmadığını gösteriyor.

Salman’ın 22 Ocak gecesi kral ilan edilmesinin hemen sabahında Kral Abdullah cenahını tasfiye eden yeni atamalar yapması da bu geçişte entrikalardan duyulan tedirginliği yansıtıyor.

Kraliyet ailesinde iki rakip cenah

Peki hepsi Abdulaziz’in çocuğu olmasına ve yeni kralın nasıl belirleneceğine dair açık bir geleneğin bulunmasına rağmen Suudi yönetiminde rakip cenahlar neye göre şekilleniyor ve hangi düzeyde iktidar mücadelesi veriyor?

Suudi Arabistan, modern döneme sarkan bir feodalite olduğu için Suudi yönetimindeki rakip cenahlar, siyasi ya da ideolojik görüş farklılıklarına göre değil, kan bağına göre oluşmuş bulunuyor.

Son derece erkek egemen bir devlet ve toplum yapısına sahip olan Suudi Arabistan’daki bu iki rakip cenahın kadın soyuna bağlı bir şekilde ortaya çıkması ise işin ironik tarafını oluşturuyor.

Sudeyriler ve Şimmeriler  

Suudi Arabistan kraliyet ailesindeki iki rakip cenah, şimdiye kadarki tüm kralların babası olan Abdulaziz’in hayatta kalan oğullarının doğduğu annelere ve onların kabilelerine göre isimlendiriliyor.

Bu cenahlardan biri Sudeyriler. Suudi ailesinin en nüfuzlu kolunun adı olarak kullanılan Sudeyriler, aslında bir Arap kabilesinin ismi.

Sudeyri kabilesi, Ahmed bin Muhammed es-Sudeyri adlı liderlerinden biri aracılığıyla Suudi ailesiyle ilişki kurdu. Ahmed bin Muhammed Sudeyri, Suudi Arabistan devletinin kurucusu Kral Abdulaziz’in en büyük destekçisiydi ve Hassa adlı kızını Abdulaziz’le evlendirmişti.

Abdulaziz’in Hassa ile evliliğinden kız çocuklarının yanı sıra Sudeyri prensleri adı verilen 7 erkek çocuğu dünyaya geldi.

Sudeyri prensleri şunlar:

1- Fahad bin Abdulaziz: Abdulaziz’in 9. oğlu ve Abdullah’tan önceki Suudi kralıydı. 1982’de üvey kardeşi Halid’in yerine kral oldu ve 2005’te öldü.

2- Sultan bin Abdulaziz: Abdulaziz’in 15. oğluydu. 2005’ten, öldüğü 2011 yılına kadar Abdullah’a veliahtlık ve savunma bakanlığı yaptı; ancak oğlu Bender bin Sultan kadar etkili ve şöhretli olamadı.

3- Abdurrahman bin Abdulaziz: Abdulaziz’in 16. oğlu. 1931’de doğdu. 1983’te Kral Fahad tarafından atandığı savunma bakan yardımcılığı görevinden 2011’de Naif bin Abdulaziz’in veliaht tayin edilmesine itiraz ederek ayrıldı.

4- Turki bin Abdulaziz: Abdulaziz’in 21. oğlu, 1932’de doğdu. 1983 başlarına kadar savunma bakan yardımcılığı yaptı.

5- Naif bin Abdulaziz: Abdullah’ın 23. oğlu. 1934’te doğdu. 2011’de Prens Sultan’ın ölümü üzerine veliaht ilan edildi ve içişleri bakanlığı yaptı, 2012’de öldü.

6- Salman bin Abdulaziz: Abdulaziz’in 25. oğlu. 1935’te doğdu. Haziran 2012’de veliaht tayin edildi, 22 Ocak 2015’te Abdullah’ın ölümü üzerine de Suudi Arabistan’ın 6. kralı oldu.

7- Ahmed bin Abdulaziz: Abdulaziz’in 31. Oğlu,1943’te doğdu. 18 Haziran 2012’de içişleri bakanlığına atandı, 5 Kasım 2012’de Kral Abdullah tarafından görevden alındı. 

Şimmeriler

Şimmeriler ise ölen Kral Abdullah’ın cenahı. Öz kardeşi olmayan Abdullah’ın annesi Fahda binti Asi eş-Şimmeri, Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki en büyük ve nüfuzlu kabilelerinden Şimmer’e mensuptu. Şimmer kabilesi, Al-i Suud kabilesinin en eski düşmanı olarak biliniyordu. Ancak Abdulaziz’in Fahda ile evliliği düşmanlığı akrabalığa dönüştürdü.     

Suudi Arabistan’da rakip cenah sayısının Abdullah’ın sağlığında ikiyle sınırlı kalmasının sebebi, Abdulaziz’in 35. ve en küçük oğlu olan ve Salman’ın kral olmasından sonra da veliaht ilan edilen Mukrin’in öz kardeşinin bulunmaması. Bir başka deyişle Sudeyri de Şimmeri de olmaması.

Abdullah’ın ölüm döşeğinde tahtı Sudeyrilere bırakmamak için Kraliyet Divanı Başkanı Halid Tuveycri’ye verdiği öne sürülen talimatlar da iktidar çatışmasının Şimmeriler ile Sudeyriler arasında yaşandığını iki tarafın da Mukrin’i rekabete değer görmediğini ortaya koyuyor.

Ölüm döşeğinde taht operasyonu

Üç hafta kadar önce yazdığım “Suudi krallığında torunlar dönemine doğru” yazımda da yer verdiğim şu gelişmeler Şimmeri-Sudeyri rekabetini ve Kral Abdullah’ın ölüm döşeğindeyken Sudeyrilere iktidar yolunu kapayan operasyonunu yansıtıyordu.

“Suudi yönetimi ile ilgili çoğunlukla doğru çıkan ifşaatlarıyla tanınan Suudi sosyal medya fenomeni ‘Müctehid’  kralın hastaneye kaldırılmadan önce Kraliyet Divanı Başkanı Halid et-Tuveycri’ye ölümünden sonra şu adımları atması talimatını verdi.

-Prens Salman’ın veliahtlıktan azledilmesi ve Prens Mukrin’in veliaht olarak atanması.

- Kral Abdullah’ın ölümünden sonra Prens Mukrin’in Suudi Arabistan’ın yeni kralı olarak ilan edilmesi.

- Kral Abdullah’ın oğlu Prens Mat’ab’ın, Mukrin’e veliaht olarak tayin edilmesi.”

‘Müctehid’, Abdullah’ın öldüğünün resmi olarak açıklanmasından kısa bir süre önce de özetle şunları yazmıştı:

1- Üç hafta önce hastaneye kaldırılan Kral Abdullah’ın hayatta olduğu kuşkulu.

2- Abdullah’ın Ulusal Muhafız Bakanı da olan oğlu Prens Mat’ab, emrindeki birlikleri alarm durumuna geçirdi; ancak bu alarm durumunu gizli tutuyor.

3- Kral Abdullah’ın 2012’de içişleri bakanlığı görevine son vermesi sebebiyle ülkeyi terk eden Ahmed bin Abdulaziz geri döndü ve kraliyet ailesinin çoğu veliaht yardımcısı olarak Mukrin’e değil, Ahmed’e biat etme eğiliminde.

4- Prens Mat’ab bin Abdullah, kralın ölümünün ilan edilmesiyle birlikte saltanat ailesinin çoğu üyesinin Ahmed’e biat etmesinden ve Saltanat Divanı Başkanı Halid et-Tuveycri’nin yardımıyla kazandığı iktidarı ele geçirme fırsatını bir anda kaybetmekten korkuyor.

5- Prens Mat’ab, Muhammed bin Naif’i, amcası Ahmed’in veliaht yardımcılığını ele geçirmesi durumunda görevlerinden alacağına ikna ederek Muhammed bin Naif’le ittifak kurmaya çalışıyor.

Müctehid’in bu iddiaları dile getirdiği günün gecesinde Kral Abdullah’ın öldüğü açıklandı. Ancak resmi açıklamada sadece Abdullah’ın öldüğü değil, veliaht olan Salman’ın kral, veliaht yardımcısı olan Mukrin’in ise veliaht olduğu ifade edildi.

Sudeyrilerin zaferi

Bu durum, Müctehid’in hem üç hafta önce hem de dün sözünü ettiği Sudeyrilerin tasfiyesine yönelik senaryoların çöktüğünü göstermişti.

3 hafta önce söz konusu edilen senaryo doğrultusunda Salman’ın veliahtlıktan azledilip Mukrin’in kral, Mat’ab’ın da veliaht ilan edilmesi tam anlamıyla bir darbe demekti ki bu olmadı.

Salman’ın kral, Mukrin’in de veliaht ilan edilmesiyle kral seçimi geleneksel teamüle göre yapılmıştı; ancak bu, her şeyin doğal seyri içinde gerçekleştiği ve Müctehi’din senaryolarının bir komplo teorisi olduğu anlamına gelmiyordu.

Çünkü Salman kral olur olmaz, Kraliyet Divanı Başkanı Halid Tuveycri’yi görevden aldı, Mat’ab bin Abdullah’ın en büyük rakibi olan kendi oğlu Muhammed Salman’ı savunma bakanlığına tayin etti.

Mat’ab’ın müttefik olarak amcası Ahmed bin Abdulaziz’e karşı yanına çekmeye çalıştığı Muhammed bin Naif’i ise veliaht yardımcılığına atadı. Bütün bu yeni atamalardan Mat’ab’ın payına özel danışmanlık bile düşmedi.

Bu son atamalarla Salman, kendisinden 10 yaş genç olan üvey kardeşi Mukrin’den önce ölecek olsa bile veliaht yardımcılığına Muhammed bin Naif’i atayarak Suudi saltanatında Mukrin sonrasında başlaması kaçınılmaz olan Abdulaziz’in torunları döneminde tahtın Sudeyrilerde kalmasını garanti etmiş oldu.

Salman döneminin bölgeye muhtemel etkileri

Suudi Arabistan’da kilit mevkilere atamalarda kralın tercihleri ve aile ilişkilerinin yanı sıra ABD’nin tercihlerinin de büyük rol oynadığı biliniyor.

Bir Sudeyri üyesi olan Bender bin Sultan’ın istihbarat başkanlığına atanma ve bu görevden alınma tarihlerinde yaşanan gelişmeler ABD’nin Suudi Arabistan’daki atamalarda oynadığı belirleyici rolü teyit ediyor.

Bender bin Sultan, Amerika’nın Suriye’de vekalet savaşı seçeneğine mesafeli olduğu 2011 yılında ulusal güvenlik danışmanlığından bile alınmıştı ve gözlerden uzak tutuluyordu.

ABD’nin 18 Temmuz 2012’de başlatılan Suriye’deki vekalet savaşına karar vermesi üzerine Bender bin Sultan, Temmuz 2012’de hem de Mukrin bin Abdulaziz görevden alınarak istihbarat servisinin başkanlığına atandı.

Ancak Suriye’deki silahlı grupların 2013 eylülünden itibaren kendi aralarında savaşa başlaması ve bu savaştan IŞİD ve Nusra’nın güçlü çıkması sebebiyle Bender, cihatçılara destek vererek savaşın kontrolden çıkmasına sebep olmakla suçlandı ve 2014 nisanında görevden alındı.

Salman’la birlikte başlayan Sudeyriler dönemiyle birlikte içeride Bender bin Sultan, Turki bin Faysal ve Muhammed bin Naif gibi Sudeyri torunların yıldızı parlayabilir.

Amerika’daki Yeni Muhafazakar çevrelerle çok yakın ilişkilere sahip olan bu nüfuzlu prenslerin dış politikada ABD’de Obama’dan sonra seçilecek muhtemel bir Cumhuriyetçi başkanla çok daha uyumlu çalışacağından ise kuşku duyulmuyor.

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım