Nasrullah’ın ateşkes sonrası yaptığı konuşma

img
Nasrullah’ın ateşkes sonrası yaptığı konuşma YDH

-Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrullah, 1701 sayılı ateşkes kararının yürürlüğe




YDH- Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrullah, 1701 sayılı ateşkes kararının yürürlüğe girmesinden sonra savaşın sonucunu ve siyasal gelişmeleri değerlendiren önemli bir konuşma yaptı.

 

“Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrullah, el-Menar televizyonunda yayınlanan konuşmasında kazanılan zaferden dolayı Lübnan halkını, Direniş’i, şehit ailelerini ve mültecileri tebrik ettiğini belirterek şunları söyledi.

 

Şimdi Lübnan halkının fedakarlığından ve Direniş’in kahramanlığından söz edilemez; çünkü Direniş’in fedakarlığından ve Lübnan halkının sabır, güven ve tahammülü konusunda söz söylemek oldukça zor. Bu konuda bizim yanımızda bulunan, vefa gösteren kişilerle ilgili bir şeyler söylenebilir ki, bu konuda da sanırım ben bunu onlara söyleyebilecek ve teşekkür edecek salahiyeti kendimde görmüyorum.

 

En kısa zamanda Lübnan halkıyla yüz yüze konuşacağım ve çok yakında gerçekleşecek bu münasebetle birçok gerçekleri de açıklayacağım. Her şeyden önce Lübnan topraklarının İsrail işgali altında olan kısmıyla ve Filistin ve Gazze konusunda konuşacağım.

 

Şu an en önemli meselelerden biri Lübnanlı mültecilerin meselesidir. Onların geri dönüşleriyle ilgili bazı hususları açıklamam gerekiyor. Şunu belirtmeliyim ki halk büyük bir sabır gösterdi.  Düşman, havadan ve karadan Lübnan’a saldırıyordu, büyük kayıplar veriliyordu ve Lübnan altyapısı tahrip ediliyordu. Lübnan’da sivillere yönelik benzeri görülmemiş saldırılar oldu. İsrail, bütün bu yaptıklarıyla güçsüzlüğünü gösterdi. Bu rejim geçen birkaç gün içinde binlerce evi yıktı, daha çok Lübnan’ın güneyini, Beyrut’un güneyini ve Beka’yı hedef aldı. Siyonist rejim önceden belirlediği hedeflerle bu ülke halkını cezalandırmak istedi. Bugün sabredip yurdunu bırakmayanları tebrik etmek gerek, bunlar şimdi şehirlerine geri dönüyorlar. Ben onlara, dini gruplara, bizimle birlikte olan kuruluşlara, mültecileri kabul eden ve onlara yardımcı olan, onlara sığınak olan uluslar arası topluluklara teşekkür ediyorum.

 

Birçok kimsenin evi yıkıldı; fakat endişeye gerek yok, biz şehirlerdeki ve köylerdeki kardeşlerimizle yarın sabahtan itibaren bu evlerin sahipleriyle yıkılan evlerinin onarılması için temas kurulması noktasında harekete geçiyoruz. Elbette zor bir iş; ama endişe etmeyin ilk gün söylediğim şeyler, sizi sakinleştirmek için söylenmiş boş vaatler değildi. Ben vaadimin üzerindeyim, sizler bizden ve Direniş’ten başka kimseden yardım görmeyeceksiniz. Hatta devlet de size yardım etmeyecek; zira bu işleri devlete bırakırsak, idari meselelerle ilgili süreçler çok uzar. Gelecekte bizim doğrudan yardımlarımızı bekleyin. Yardımlarımız, yarından itibaren başlıyor. Öncelikle her aileye evlerinin sorunları halledilinceye kadar oturmaları için bir yıllık ev kiralarını karşılamak üzere nakit para ayıracağız. Onların evlerine kavuşmaları için bizim onlara yardım yapmamız son derece doğaldır, ne kadar zor olursa olsun bunu sağlayacağız. İlk belirlemelere göre 15 bin ev yıkıldı; ama her şeyin düzeleceğinden eminiz.

 

Diğer bir önemli mesele de enkazın kaldırılması ve evlerin yapımıdır. Biz bunun birkaç ay içinde tamamlanacağından eminiz. Bu ciddiyetle çalışmayı gerektiren ve bununla da düşmana galip gelebileceğimiz önemli bir iştir. Bunlar, bize zaferi kazandıran değerlerdir. Yapım ve onarımı, bu değerlerle başlatacağız. Tüm mühendislerimizden, tüccarlarımızdan, malzeme satıcılarımızdan insaf ölçüsünde bize yardımcı olmasını istiyoruz. Tüm Lübnanlı gençlerden direniş sırasında olduğu gibi bu mücadelede de bize yardım etmesini istiyoruz. Tüm çabamızı, halkın evlerinin yapımı için harcayacağız.”

 

Hizbullah genel Sekreteri Hasan Nasrullah, geçen birkaç gün içerisinde Lübnan içinde gündeme gelen Hizbullah ve onun silahı konularında da şunları söyledi:

 

“Diğer çok önemli bir mesele de birkaç gün Önce Direniş’le ilgili başlayan tartışmalardır. Biz şu an bu tartışmaların içine girmek istemiyoruz. Çünkü halkı ve onlara yardımı düşünmeliyiz. Bununla birlikte ele alınması gereken birtakım meseleler de var. Kardeşlerim savaş ve direniş sırasında, kapalı kapılar ardında ve özel kanallarda güney bölgesi, Litani Nehri’ne kadar sınırlanmak istendi. Bazıları uluslar arası bir gücün ve ordunun güneye yerleştirilmesinden söz ediyordu. Direniş’in kaderi ne olacak? Şeklinde sorular gündeme getiriliyordu. Elbette bu sözler sorumlucaydı ve bazıları hükümet içerisinde hissettiği sorumluluktan dolayı bunu yapıyordu. Ama ben onlara bunun hassas ve tehlikeli olduğunu söylüyorum. Bu konuda diyaloglar ve müzakereler yapıldı. Fakat bizim için bazılarının bu sözleri düşmanın saldırısı sırasında tekrar söz konusu etmesi ve bazı bakanların ihtilaflı konuları kapının dışına taşımaları sürpriz oldu. Zira bundan sonra Arap kanalları da bu sözleri daha da genişlettikçe genişlettiler. Kapalı kapılar arkasında kalması gereken meseleler, dışarı çıkarıldı . Bu şahıslara şunu söylemeliyim ki incelemelerinizi, tartışmalarınızı ilgili odalarda ve kapalı kapılar ardında yapın zira şimdi bunu açıkça söz konusu etmenin zamanı değildir.

 

Biz, bu tartışmanın içine girmemeyi tercih ettik; çünkü savaş halindeydik. Bu tartışma, düşmanın işine yarardı; fakat şimdi ciddi ve açık bir şekilde söylüyorum: Bu tartışmayı öne sürüp müzakereleri dışarıya taşıyanlar, yanlışlarını düşünsünler. Zira zaman açısından ahlaki yanlışlar yaptılar. Böylesi bir zamanda Lübnan bombalanırken, Lübnan direnirken, Beka’ya güney Lübnan’a ve güney Beyrut’a saldırılırken bu tür sözler ortaya atılmamalıydı. Ben onlara yanlışlarının zamanlamasını hatırlatmak istiyorum. Onlara diyorum ki halkın direndiği bir sırada, bir milyondan fazla Lübnanlının mülteci durumuna düştüğü bir sırada, sivillerin, kadınların, çocukların bombalandığı bir sırada, gençlerin mücadelede ve fedakarlıkta bulunduğu ve düşmanın zelil ve aciz kaldığı bir sırada, yani böylesine duygusal şartların olduğu bir sırada bazıları gelip savaş odalarındaki masalarına oturdular ve Direniş’in silahı hakkında konuşmaya başladılar. Şimdi bu konuya fazla girmek istemiyorum; zira onların sözleri ahlak dışıydı. Bu şahıslar Lübnan halkını, mültecileri, onlara ev sahipliği yapanları düşünmüyorlardı.

 

Siyasi seçkinlerin ne konuştuğuna dikkat etmesi gerekir; çünkü bu tehlikelidir. Elbette biz buna sert tepki göstermedik; halktan da bu sözleri görmezden gelmesini istiyoruz. Çünkü bizim güney halkına büyük bir teveccühümüz var. Onların yanında sabrettik, o halde onlar da sabretmeli. Ben halkı inciten bu kimselere dostça sesleniyorum, bu sözlerden vazgeçin, halkın içinde bulunduğu duygusal durumu dikkate alın. Zira onlar, ailelerini ve çocuklarını kaybettiler; ama direndiler ve sonunda zaferi kazandılar. Onlar, Arap ülkelerinin tüm güçlerine rağmen kazanamadıkları bir zafer kazandılar. Sizler, zaferi kazanan ve hala fedakarlıklarda bulunan kişiler hakkında konuştuğunuzun farkında olmalısınız.

 

Sizler öyle bir zamanda Direniş’in varlığından ve silahından söz ediyorsunuz ki düşman bile şu an bizden silah bırakmamızı istemiyor; ama bazıları içeride Litani Nehri’nin güneyi silahsızlandırılmalıdır diyor. Onlar Direniş’in silahına son vermek istiyor. ‘Direniş’in silahının faydası nedir, o halde gelin Direniş’in silahsızlandırılması konusunu görüşelim’ türünden sözler duyuyoruz. Dostlarım bu mesele bu şekilde ve bu süratle çözülemez. Ben herkese nasihat ediyorum, kimseyi tahrik etmeyin, insani sorunlarla ve güvenlik meseleleri konusunda oyun oynamayın. Çünkü hepimizin de bildiği gibi ABD ve İsrail’in Lübnan savaşıyla ortaya koyduğu en önemli hedeflerden biri Direniş’in silahsızlandırılmasıydı. Sizden Siyonist rejimin Dışişleri Bakanı’nın söylediği sözü dikkate almanızı istiyorum o, ‘dünyanın en güçlü ordusu dahi Direniş’i silahsızlandıramaz’ dedi. Biz şu an çok zorlu bir savaştan çıktık, Litani Nehri’nin güneyinin durumu daha sonra ele alınması gereken bir konudur. Şu an bunun zamanı değildir. Şu an büyük bir yanlış yapıyorsunuz, siz bazı şeyleri ABD’lilerden ve Siyonistlerden daha fazla istiyorsunuz. Bu gerçekten çok şaşırtıcı bir şeydir. Bazıları, Hizbullah’ın silahlarını devlete teslim etmesini istiyoruz diyor. Bu kişiler acaba şimdiye kadar Şeba Çiftlikleri konusunda bir şey söylediler mi? Bu tavırlar, Lübnanlı esirlerin serbest bırakılmasını sağlayabilir mi? Onlar Hizbullah’ı silahsızlandırarak Lübnan’ın güvenliğini sağlayabilirler mi? Olmert hala tehditlerini savurmaya devam etmekte ve gerektiği zaman Lübnan’a tekrar saldırabileceğini söylemektedir, buna karşı Lübnan’ı kim savunabilecek, İsrail’e dersini kim verecektir?

 

İsrail şunu bilmelidir ki gelecekte de Lübnan’a açacağı savaşlarda Hizbullah var oldukça galip gelemeyecektir. Düşmen şunu çok iyi bilmelidir ki Lübnan’a karşı savaşmak çok ağırdır. İsrail birkaç gün sonra uğradığı hasarın boyutunu anlayacaktır.

 

Direniş’in silahının peşinde olan sizler… Lübnan ordusu hali hazırdaki gücüyle, hatta 20 bin kişilik askerle İsrail karşısında durabilecek midir? O halde Direniş’in silahı ülke açısından kader tayin edici bir meseledir. Biz diyaloga hazırız, daha önce de diyalog yaptık. Şunu bilmelisiniz ki biz hükümette de parlamentoda da asli organlarda da bulunuyoruz. Hükümete inanıyoruz; elbette hükümetin güçlü adil ve tüm halkın temsilcisi olması gerekiyor; ama acaba mevcut hükümet böyle mi? Onlar, Direniş silahsızlandırılsın ki devlet güçlü olsun diyorlar; ama devletin güney Lübnan halkına güçlü olduğunu ispat etmesi, onların onurunu ve haysiyetini düşmana karşı koruyabileceğini göstermesi gerekiyor.

 

O halde gelin müzakereleri kendi zamanına ve mekanına geri döndürelim. Zira hali hazırda Lübnan’ın gücü sadece bizim Direniş’imize değil, tüm Lübnan halkının direnişine ve onların ulusal birliğine bağlıdır. Bu şekilde, güçlü bir devlete, orduya ve kurumlara sahip olabiliriz. Ülkedeki sorunların çözümünün tek yolu budur. Öyleyse ülkenin gücünün ve birliğinin biricik amilini yok etmeyin. Bu devletin gücü anlamına gelmez. Gücün kaynağı direniş ve birliktir. Müzakereleri, gerçek mahalline, kapalı kapıların ardına götürün, medyayı bu işin içine sokmayın. Bu şekilde ulusal çıkarları yok etmeyin; zira bunlar kolay kazanılmıyor.

Farsnews Haber ajansından çevrildi.

 

 

Copyright © 2006 Saafonline - Bütün Hakları saklıdır. Alıntı yaptığınızda lütfen kaynağı bildiriniz.