İsrailli ajandan Beyt Cinn analizi: 'İsrail’in Suriye politikası nasıl değişti?'

img
İsrailli ajandan Beyt Cinn analizi: 'İsrail’in Suriye politikası nasıl değişti?' YDH

Mossad ajanı Elizabeth Tsurkov, İsrail’in yıllar boyunca muhalif gruplara silah desteği yanında sahra yardımları ve hastanelerde sağlanan tedavi hizmetleri vererek “yumuşak güç” politikası yürütürken, rejim sonrasında aynı bölgelere baskınlar ve askeri operasyonlarla yöneldiğini; bu dönüşümün Beyt Cinn saldırısında sivil kayıplarla somutlaştığını vurguladı.




YDH- Geçmişte 12 Suriyeli isyancı grubun İsrail tarafından doğrudan finanse edildiğini paylaşan ve Mossad ile CIA için çalışan İsrailli casus Elizabeth Tsurkov, geçtiğimiz Cuma şafağı İsrail'in Suriye'deki Beyt Cinn kasabasına saldırısını değerlendirdiği postunda, operasyonun İsrail’in rejim sonrası Suriye politikasının ne noktaya sürüklendiğini çarpıcı bir örnekle ortaya koydu.

Tsurkov, yıllar önce çekilmiş ve bugün Suriyeliler tarafından sosyal medyada yoğun biçimde paylaşılan bir fotoğrafın, bu politikanın sonuçlarını tek başına özetlediğini belirtti. Söz konusu karede yer alan gencin Hasan el-Saadi olduğunu aktaran Tsurkov, Hasan’ın Beyt Cinn’de, bir grup kişiyle birlikte İsrail ordusuna ait bir baskın birliğine ateş açtıkları sırada gece saatlerinde öldürüldüğünü ifade etti.

Paylaşımında, İsrail’in açtığı ateş ve hava saldırıları sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 13 sivilin yaşamını yitirdiğini vurgulayan Tsurkov, onlarca evin hasar gördüğü bombardımanın ardından, kasabanın büyük bölümünün İsrail’in muhtemel yeni misillemelerinden korkarak bölgeyi terk ettiğini aktardı.

Tsurkov’a göre fotoğrafta Hasan’ın elinde tuttuğu M-16 tüfeği de İsrail üretimiydi; silahın dipçiği İsrailli Emtam firmasına, Picatinny rayı ise bir başka İsrail şirketi olan IMI Defense’e aitti. Hasan’ın bu silahı doğrudan İsrail’den aldığı bilgisini paylaşan Tsurkov, gencin geçmişte İsrail tarafından yıllar boyunca desteklenen muhalif gruplardan birinin mensubu olduğunu belirtti.

Bu grubun, İyad Kemal, namıyla “Moro” komutasında faaliyet yürüttüğünü aktaran Tsurkov, söz konusu yapının İsrail’den silah desteği aldığını, kasaba halkına ise insani yardım sağlandığını ve birçok sivilin İsrail hastanelerinde tedavi gördüğünü kaydetti.

Tsurkov, ''İsrail’in 2018’de Esed hükümeti ve yabancı Şii milislerin güneyi tamamen ele geçirmesine kadar bölgede bir düzineden fazla muhalif fraksiyonu desteklediğini'' hatırlattı.

Moro ile kurulan ilişkinin ise diğerlerinden çok daha derin ve kapsamlı olduğuna dikkat çekti. 2017’nin sonunda Beyt Cinn ve çevresi kuşatma altındayken, İsrail’in kasabanın düşmesini önlemek amacıyla Kuneytra ve Dera’dan yüzlerce muhalifin, İsrail kontrolündeki Golan Tepeleri üzerinden otobüslerle Beyt Cinn’e geçmesine izin verdiğini yazdı. Ancak bu girişimlerin de sonucu değiştirmediğini belirten Tsurkov, kasabanın düştüğünü ve muhalif destekçilerinin zorla kuzey Suriye’ye sürüldüğünü ifade etti.

Paylaşımında sahada yaptığı görüşmelere de değinen Tsurkov, yıllar boyunca Beyt Cinn, Kuneytra ve Batı Dera’dan, İsrail’den insani yardım almış veya İsrail destekli gruplarla temas kurmuş çok sayıda kişiyle konuştuğunu söyledi. Bu kişilerin ''İsrail’e bakış açısının zamanla değiştiğini aktararak, özellikle İsrail hastanelerinde sunulan ve binlerce Suriyeli militanın hayatını kurtaran tedavilerin algıyı olumlu etkilediğini'' vurguladı.

İsrail destekli grupların mensuplarının bu konuda en olumlu tutuma sahip olduğunu kaydeden Tsurkov, bu yaklaşımın kısmen “düşmanca ya da sömürücü bir ülkenin çıkarlarına hizmet ediyormuş hissinden kaçınma” isteğiyle şekillendiğini belirtti.

Ancak Tsurkov’a göre rejimin düşüşünden sonra tablo köklü biçimde değişti. İsrail, Suriye’nin güneyinin bazı kesimlerini işgal etti; bu alanların içinde 2013–2018 döneminde İsrail desteği almış kasaba ve köyler de yer aldı.

İsrail güçlerinin bu bölgelerde düzenli baskınlar düzenlediğini, şüphelileri gözaltına aldığını – çoğunun daha sonra serbest bırakıldığını – köylülerin tarım yapmasını engellediğini ve askeri birlikleri için görüş hattı açmak amacıyla bütün meyve bahçelerini kestiğini aktardı.

Tsurkov, Beyt Cinn’in Suriyeliler ile Filistin kökenli Suriyelilerden oluşan karma bir yerleşim yeri olduğuna dikkat çekerek, Haziran 2025’te gerçekleştirilen bir İsrail baskınında, Hamas bağlantısı şüphesiyle 6 kişinin gözaltına alındığını, kasabadan 1 kişinin ise öldürüldüğünü hatırlattı.

Suriye yönetiminin ülkede faaliyet gösteren Filistinli fraksiyonları izlediğini ve İsrail’e yönelik saldırıları engellemeye çalıştığını belirten Tsurkov, bunun nedenini, İsrail’in olası sert karşılıklarının bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı endişesine bağladı.

İsrail’in bu sürecin farkında olduğunu ve yeni Suriye güvenlik servislerinin çalışmalarını doğrudan izleyebildiğini kaydetti.

İsrail ulusal güvenlik yetkililerinin, Şam’ın Tel Aviv ile bir güvenlik anlaşmasına varma isteğinin güçlü olduğunu kabul ettiğini belirten Tsurkov, buna karşın İsrail tarafında böyle bir uzlaşı yönünde irade bulunmadığını vurguladı.

Tel Aviv’in, bir anlaşmaya gitmek yerine, Suriye içinde askeri hareket serbestisini sürdürmeyi tercih ettiğini aktardı.

Tsurkov, bu tercihin son baskınla somutlaştığını ifade ederek, cuma gecesi yaşanan olaylarda 6 İsrail askerinin yaralandığını, 13 Suriyelinin ise hayatını kaybettiğini belirtti.

Değerlendirmesinin, 2018’e kadar İsrail’in Suriye politikasına ilişkin yürüttüğü kapsamlı saha araştırmasına dayandığını da paylaşımında özellikle vurguladı.

İlgili Haberler