"Yine de Irak kendi semalarını bağımsız bir şekilde savunamadığı sürece, hava kuvvetleri sadece pahalı bir vitrin ve başkalarının elinde bir araç olarak kalmaya devam edecek."
YDH - İran merkezli ISNA ajansının hazırladığı rapor, Irak'ın milyarlarca dolarlık yatırımla modernize ettiği hava kuvvetlerinin, ABD tarafından kurgulanan teknik bağımlılık ve kasıtlı savunma boşlukları nedeniyle ülkeyi İsrail saldırılarına karşı savunmasız bıraktığını ortaya koyuyor. Washington'ın İsrail'in bölgesel askeri üstünlüğünü koruma stratejisi gereği, Irak'ın elindeki F-16 filosu kısıtlı mühimmat ve bakım tekeliyle kontrol altında tutulurken, ülkenin etkili bir hava savunma sisteminden mahrum bırakıldığı vurgulanıyor.
Irak Hava Kuvvetleri ilk bakışta bir modernleşme süreci yaşıyor gibi görünüyor. Amerikan yapımı dördüncü nesil F-16 savaş uçakları, Kore menşeli gelişmiş T-50 eğitim jetleri ve Rus taarruz helikopterlerinden oluşan filo, yeniden yapılanmakta olan bir askeri gücün görüntüsünü sergiliyor.
Bu gücün inşası için Irak'ın ulusal servetinden milyarlarca dolar harcandı. Ancak bu göz alıcı manzara, acı ve tehlikeli bir gerçeği gizliyor: Orta Doğu'nun en stratejik bölgelerinden biri olan Irak semaları, fiilen savunmasız kalmış ve düşman savaş uçakları, özellikle de Siyonist rejimin uçakları için güvenli bir otobana dönüşmüş durumda.
Bu ölümcül zafiyet tesadüf eseri değil; aksine, İsrail'in mutlak askeri üstünlüğünü korumak ve Irak'ın egemenliğini tam anlamıyla kontrol altında tutmak amacıyla Amerika tarafından tasarlanmış hassas ve mühendislik ürünü bir güvenlik mimarisinin sonucudur.
Bu teknik rapor, teknik bağımlılığın, savunma yapısında bilinçli bırakılan boşlukların ve silahlanma kısıtlamalarının Irak Hava Kuvvetleri'ni nasıl "kâğıttan bir kaplana" dönüştürdüğünü ortaya koymak amacıyla bu kurgusal gücün anatomisini inceliyor.
1) F-16IQ: Bağımlılığın altın kafesi
Irak Hava Kuvvetleri'nin omurgasını 34 adet F-16IQ Block 52 savaş uçağı oluşturuyor. Bu uçaklar kâğıt üzerinde yetenekli platformlar.
Ancak gerçekte, Irak'ın Washington'a olan mutlak bağımlılığının ve stratejik elinin kolunun bağlı oluşunun sembolü halindeler. Bu bağımlılık üç teknik düzeyde incelenebilir:
Bakım ve Tedarik Zinciri Tekeli: Irak F-16 filosunu Lockheed Martin gibi Amerikalı yüklenicilerin varlığı olmadan operasyonel tutmak fiilen imkânsız. Temel bakım ve onarımlar, hayati yedek parçaların temini, yazılım güncellemeleri ve hatta karmaşık mühimmatların yüklenmesi tamamen Amerikan teknik ekiplerinin tekelinde bulunuyor. Bu durum, Amerika'nın elinde Irak'ın tüm savaş uçağı filosu için bir açma/kapama anahtarı bulunduğu anlamına geliyor. En ufak bir siyasi gerilimde veya Washington'ın baskı uygulama kararı alması halinde, bu yükleniciler daha önce defalarca yaşandığı gibi Beled Hava Üssü'nden çekilebilir ve Irak'ın en pahalı askeri varlığını yerde yatan hurda yığınlarına dönüştürebilir. Bu, Bağdat'taki her bağımsız hükümet üzerinde daimi bir baskı aracı oluşturuyor.
Hedefli Silahlanma Kısıtlamaları: Amerika, Irak F-16'larına verdiği mühimmat türünü büyük bir titizlikle kontrol ediyor. Bu savaş uçakları, isyan bastırma görevleri ve IŞİD karargâhları gibi sabit yer hedeflerine yönelik saldırılar için Paveway ve JDAM lazer ve uydu güdümlü bombalarla donatılmış durumda. Ancak hava muharebesi alanında durum felaket boyutunda. Irak, modern savaş uçaklarıyla başa çıkmak için elzem olan AIM-120C/D AMRAAM gibi gelişmiş orta ve uzun menzilli havadan havaya füzelere erişemiyor veya bu erişim son derece kısıtlı ve kontrol altında tutuluyor. Mevcut mühimmat, ağırlıklı olarak kısa menzilli AIM-9 Sidewinder füzelerinden ibaret; bunlar, gelişmiş elektronik harp sistemlerine ve uzun menzilli füzelere sahip İsrail uçakları karşısında neredeyse işlevsiz kalıyor. Bu bilinçli mühimmat tercihi, Irak F-16'larının rolünü bir hava üstünlüğü uçağından, kara birliklerini destekleyen hafif bir bombardıman uçağına indirgemiş durumda; bu da Amerika'nın Irak'ın egemenliğini savunması için değil, sadece iç kontrolü sağlaması için ihtiyaç duyduğu şey.
Operasyonel Bağımsızlık Yoksunluğu: Iraklı pilotlar ve teknik kadro, ileri eğitimler ve modern muharebe taktikleri konusunda tamamen Amerikalı eğitmenlere bağımlı. Bu durum, Irak Hava Kuvvetleri'nin operasyonel doktrini ve stratejilerinin Pentagon'un gözetimi ve nüfuzu altında şekillendiği, Amerika ve İsrail'in çıkarlarına ters düşecek herhangi bir saldırı veya savunma taktiğinin geliştirilmesinin engellendiği anlamına geliyor.
2) Kayıp kalkan, entegre hava savunmasının ölümcül boşluğu
Bir hava kuvveti ne kadar modern olursa olsun, yere konuşlu bir Entegre Hava Savunma Sistemi (IADS) olmadan kör ve savunmasız kalır. Bu ağ, bir ülkenin gökyüzündeki gözü ve kulağıdır; uzun menzilli erken uyarı radarları, önleme radarları, komuta kontrol merkezleri ile kısa, orta ve uzun menzilli füze sistemlerinden oluşan çeşitli katmanları içerir.
Irak, bu hayati kalkandan kasten mahrum bırakıldı. 2003 yılından sonra Amerika, Irak'ın modern ve entegre bir savunma ağı kurmasına yardım etmek için hiçbir çaba sarf etmedi. Bu ihmal tamamen stratejikti. Bir IADS'in yokluğu şu anlama geliyor:
Hiçbir radar mevcut değil: Irak, sınırlarından yüksek irtifada ve yüksek süratle geçen düşman savaş uçaklarını tespit ve takip edemiyor. İsrail savaş uçakları, Irak hava koridorlarını kullanarak kendilerini ifşa etmeden Suriye'deki veya bizzat Irak toprakları içindeki hedeflere ulaşabiliyor.
Orta ve uzun menzilli angajman yeteneği yok: Irak hava savunması, sadece helikopterler ve basit İHA'lar gibi alçak irtifa ve yavaş hedeflere karşı etkili olan omuzdan ateşlemeli sistemler (MANPADS) ve eski uçaksavar toplarıyla sınırlı. Bu sistemlerin menzili dışında uçan ve operasyon yapan 4.5 ve 5. nesil savaş uçaklarına karşı mutlak surette hiçbir tehdit oluşturmuyorlar.
Bu savunma boşluğu, Irak semalarını bir serbest uçuş bölgesine çevirdi. Bu, İsrail'in bölgedeki hareket özgürlüğünü garanti altına almak ve Suriye, Yemen, Katar ve İran'a yönelik mükerrer saldırılarını icra etmek için tam da ihtiyaç duyduğu şey.
Irak semaları, İsrail saldırıları için güvenli bir hava köprüsüne dönüştü; zira Irak güvenlik sisteminin Amerikalı mimarları, bu otobana bir duvar örmeyi asla amaçlamadı.
3) Stratejik mantık: İsrail'in niteliksel üstünlüğünün korunması ve Irak'ın kontrolü
Amerika'nın Orta Doğu dış politikası kutsal bir ilkeye dayanır: İsrail'in tüm komşularına karşı Niteliksel Askeri Üstünlüğünün (Qualitative Military Edge - QME) korunması.
Güçlü, bağımsız, etkin bir hava kuvvetine ve hava savunmasına sahip bir Irak, bu doktrin için en büyük tehdidi oluşturur.
Dolayısıyla Irak Hava Kuvvetleri'nin mevcut yapısı, iki paralel hedefin gerçekleşmesi için akıllıca tasarlanmış bir kurgudur:
İç Kontrol: Irak'a, IŞİD gibi iç ayaklanmaları bastırabilmesi ve böylece Amerikan kara birliklerinin geniş çaplı varlığına ihtiyaç duymaması için bomba yüklü F-16'lar ve taarruz helikopterleri gibi yeterli araçlar verildi.
Dış Zafiyet: Eş zamanlı olarak bu kuvvet, Türkiye gibi bir dış güce ve özellikle de İsrail'e karşı hava egemenliğini asla kullanamayacak şekilde kısıtlı ve bağımlı tutuldu.
Irak'ın kendi ülkesinin polisi olmasına izin var ancak Washington'ın dostlarına karşı hava sınırlarının bekçisi olmasına asla izin verilmeyecek.
Zincirleri kırma çabası
Irak hükümetinin bu vahim durumun farkında olması, Bağdat'ın son dönemde Fransa yapımı Dassault Rafale veya Pakistan/Çin yapımı JF-17 gibi Amerikan dışı savaş uçaklarını satın alma eğiliminin ve modern hava savunma sistemleri edinme çabasının temel nedenidir.
Bu alımlar bir silah anlaşmasından çok daha fazlasını ifade ediyor; bunlar, bağımlılık kafesini kırmak ve ülke semalarındaki egemenliği geri almak için gösterilen stratejik bir çabadır. Meteor gibi üstün havadan havaya füzeleriyle Rafale savaş uçağı ve Amerikan yüklenicilere bağımlı olunmaması, dengeyi kayda değer ölçüde değiştirebilir.
Ancak bu yol kolay olmayacak. Bu bağımsızlık arayışını engellemek için Amerika'nın siyasi ve ekonomik baskısı şiddetli olacaktır.
Yine de Irak kendi semalarını bağımsız bir şekilde savunamadığı sürece, hava kuvvetleri sadece pahalı bir vitrin ve başkalarının elinde bir araç olarak kalmaya devam edecek; Irak hava otobanı ise mütecavizlere açık olmayı sürdürecektir. Irak'ın egemenliğinin kaderi, karadan ziyade gökyüzünde belirlenecek.
Çeviri: YDH