Yemen’in Sanaa hükümeti, İsrail’in Somaliland üzerinden Somali ve Kızıldeniz hattında askeri-siyasi varlık kurma girişimlerini açık bir egemenlik ihlali ve bölgesel güvenliğe yönelik tehdit olarak nitelendirerek, bölgedeki herhangi bir İsrail varlığını meşru askeri hedef sayacağını ilan etti.
YDH- Yemen’in Sanaa hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Abdulvahid ebu Ras, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın Salı günü Somali’nin Hargeisa kentine gerçekleştirdiği ziyarete tepki gösterdi. Abu Ras, bu ziyaretin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ve Somali’nin egemenliği, bağımsızlığı ile toprak bütünlüğünü doğrudan hedef aldığını belirtti.
Ebu Ras, Yemen’in Somali halkının yanında durduğunu vurgulayarak, 'Somaliland' bölgesindeki herhangi bir İsrail varlığının Yemen silahlı kuvvetleri açısından askeri hedef sayılacağını ifade etti. Bu tutumun, Somali’nin güvenliği ve istikrarına yönelik kararlı bir duruşun parçası olduğunu dile getirdi.
Ebu Ras, söz konusu adımın, “Siyonist varlığın Somaliland’ı Somali’ye ve bölge ülkelerine karşı düşmanca faaliyetlerin yürütüldüğü bir üs haline getirmeyi amaçlayan planının tamamlayıcı bir halkası” olduğunu söyledi. Bu planın yalnızca Somali’yi değil, bölgesel güvenlik ve istikrarı da ciddi biçimde tehdit ettiğini kaydetti.
Açıklamada, bu girişimlerin Kızıldeniz, Aden Körfezi ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği açısından doğrudan bir risk oluşturduğunun altı çizildi. Ebu Ras, İsrail’in bölgedeki varlığının deniz yollarını ve çevre ülkelerin güvenliğini hedef alan daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu vurguladı.
“Siyonist düşman oluşumunun Somali topraklarındaki herhangi bir varlığı kırmızı çizgidir” diyen Ebu Ras, İsrail ile kurulacak her türlü ittifakın, bunu üstlenen taraflara utanç ve kayıptan başka bir sonuç getirmeyeceğini ifade etti. Bu tür iş birliklerinin istikrarı güçlendirmeyeceğini, aksine mevcut iç krizleri derinleştirip daha karmaşık hale getireceğini belirtti.
Yemenli yetkili, Kızıldeniz’e kıyısı bulunan ülkeler başta olmak üzere tüm Arap ve İslam ülkelerine çağrıda bulunarak, bölgenin tamamının güvenliğini ve istikrarını hedef alan “açık Siyonist planlara” karşı ortak ve kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini söyledi.