Trump yönetiminin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu askeri operasyonla kaçırması, Washington’da büyük bir hukuk krizine yol açtı.
YDH - Trump yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun 3 Ocak'ta düzenlenen askeri operasyonla Caracas'ta kaçırılmasının hukuki gerekçelerine yönelik sert eleştirilerle karşı karşıya.
Operasyonun uluslararası hukuku çiğnediği ve ABD Anayasası'na aykırı olduğu iddiaları, Washington'da tansiyonu yükseltiyor.
Hukuk uzmanları, ABD ordusunun Maduro ve eşini alıkoyduğu baskının Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi'ni ihlal ettiğini belirtiyor.
Trump yönetiminin operasyon öncesinde Kongre'ye bildirimde bulunmaması ise anayasal bir krizin kapısını araladı.
"Uluslararası hukukta bu eylemin yeri yok"
Demokratlar, Trump'ın Kongre'yi bilgilendirmeyerek anayasayı ihlal ettiğini savunurken, bu hamlenin ABD'yi ucu açık bir "Irak 2.0" senaryosuna sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
The Hill gazetesinin aktardığına göre Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu'nun kıdemli Demokrat üyesi Jim Himes, uluslararası hukukun bu konuda net olduğunu vurguladı.
Himes, "Uluslararası hukuk açısından durum belirsiz değil; bu yapılan yasa dışıdır. BM Sözleşmesi, başka ülkelerin topraklarında askeri güç kullanamayacağınızı açıkça belirtir" dedi.
Himes ayrıca, anayasa gereği Başkan'ın, acil bir saldırı söz konusu olmadığı sürece askeri güç kullanmadan önce Kongre'ye danışması gerektiğini hatırlattı.
Beyaz Saray'ın savunması: "Bu bir adli kolluk operasyonudur"
Eleştirilere yanıt veren Trump yönetimi, operasyonun temelde bir Adalet Bakanlığı faaliyeti olduğunu savunuyor. Yetkililer, eylemin ABD'de suçlanan iki ismin gözaltına alınması için gerekli olduğunu iddia ediyor.
Maduro'nun eşi Cilia Flores'in de benzer suçlamalarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
NBC News'e konuşan Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, "ABD, korkunç suçlarla itham edilen kişileri yakalama konusunda mutlak bir hukuki hakka sahiptir" ifadelerini kullandı.
Blanche, yapılan eylemin sadece yasal değil, aynı zamanda Amerikan halkının beklentilerine uygun olduğunu savundu.
"Egemen bir ülke liderini kaçırmak her Amerikalıyı rahatsız etmeli"
Ancak Beyaz Saray'ın bu argümanı hem Kongre üyeleri hem de hukukçular tarafından reddediliyor.
Uzmanlar, bu durumun diğer ülkelerin de kendi sınırları dışındaki kişileri yakalamak için operasyon düzenlemesine kapı aralayacak tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini savunuyor.
Demokrat Temsilci Jason Crow, operasyonun askeri niteliğine dikkat çekerek, "Egemen bir ülkenin liderini kaçırmak için ordumuzu göndermemiz her Amerikalıyı rahatsız etmelidir" dedi.
Crow, eylemin kolluk kuvveti faaliyeti olarak tanımlanmasını destekleyecek hiçbir kanıt olmadığını, bunun doğrudan bir askeri harekât olduğunu vurguladı.
"Egemenlik hakkı ihlal edilemez"
Güneybatı Hukuk Fakültesi'nden ulusal güvenlik hukuku profesörü Rachel VanLandingham, ABD'nin başka ülkelerde "tutuklama" yetkisi bulunmadığını hatırlattı.
VanLandingham, "Başka bir ulusun egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden sınır ötesi bir kolluk faaliyetinin hiçbir hukuki temeli yoktur. Bu yüzden suçluların iadesi anlaşmalarımız var" dedi.
VanLandingham, Maduro'nun suçlanmış olmasının Venezuela egemenliğinin ihlal edilmesine gerekçe olamayacağını belirterek, "Bu mantıkla, başka bir ülke de Benyamin Netanyahu hakkındaki bir kararı uygulamak için İsrail'i işgal edebilir ya da Trump'ı kaçırmak için ordu gönderebilir" uyarısında bulundu.
Cumhuriyetçiler arasında bölünme: "Hukuki zemin sağlam"
Öte yandan, bazı Cumhuriyetçi isimler yönetimin hamlesini destekliyor. Senatör Kevin Cramer, yönetimin rejim değişikliği peşinde koşmamasının hukuki pozisyonunu güçlendirdiğini savundu.
Cramer, Maduro'nun yerine Delcy Rodriguez'in vekil başkan olarak atanmasının, eylemin bir "askeri darbe" değil, "yakalama kararının icrası" olarak görülmesini sağladığını iddia etti.
Ancak bu görüşe katılmayan bazı Cumhuriyetçiler, Trump'ın ülkede askeri güç kullanmasını yasaklayan bir karar taslağına destek vererek Demokratlarla ortak hareket etti.
Temsilci Dan Goldman ise Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles'ın geçen sene yaptığı, "Venezuela'daki her türlü eylem için Kongre onayı gerekir" açıklamasını hatırlatarak, yönetimin kendi içinde çeliştiğini belirtti.