Netanyahu’nun “ABD’siz İsrail” vurgusu; Washington’da derinleşen yardım tartışmaları, süresi dolmak üzere olan askeri mutabakat ve iç politikada açılabilecek yeni cephelerden kaçınma arayışının bir yansıması mı?
YDH – Mondoweiss’ta yayımlanan analizde, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, İsrail’i önümüzdeki on yıl içinde ABD askeri yardımından bağımsızlaştırmayı hedeflediğini açıklamasının, İsrail siyasetinde ve ABD’de “dikkat çekici bir kırılmaya” işaret ettiği belirtildi.
Netanyahu’nun The Economist’e verdiği demeçte bu niyeti dile getirdiği aktarılan analizde, İsrail’in yalnızca iki ay önce ABD’den “daha fazla” askeri destek arayışında olduğu hatırlatıldı. Bu nedenle söz konusu açıklamanın “180 derecelik bir dönüş” olarak değerlendirildiği kaydedildi.
Analizde, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın bu adıma güçlü destek verdiği ve süreci hızlandırmak için Kongre’ye yasa teklifi sunacağını açıklamasının da dikkat çekici olduğu vurgulandı.
Bir blöf mü, stratejik yön değişikliği mi?
Mondoweiss’e göre Netanyahu’nun bu çıkışının bir “blöf” olma ihtimali bulunuyor. Analizde, Netanyahu’nun “zor bir siyasi tartışmadan kaçınmak ve ilerleyen dönemde yeniden askeri yardım talep edebilmek için” bu söylemi kullanıyor olabileceği ifade edildi.
Bununla birlikte, ABD’de İsrail’e yönelik askeri yardımın artık yalnızca Demokratlar arasında değil, Cumhuriyetçiler arasında da “tartışmalı” hale geldiği ve İsrail kamuoyunun da bu değişimi fark ettiği aktarıldı. Bu bağlamda, açıklamanın “iç kamuoyundaki ve ABD’deki tartışmaları yatıştırmaya yönelik bir hamle” olabileceği kaydedildi.
Ancak analizde, Netanyahu’nun gerçekten bu yönde bir politika değişikliğine gitmesinin de güçlü gerekçelere dayandığı belirtildi.
ABD’ye bağımlılığı azaltma arayışı
Analizde, İsrail’de muhafazakâr çevrelerin ve İsrail yanlısı grupların uzun yıllardır ABD’ye bağımlılığın azaltılmasını savunduğu ifade edildi. Bu yaklaşımın, 2000’li yılların başında ABD’nin Ortadoğu’daki hakimiyetini İsrail üzerinden sürdürmeyi öngören yeni muhafazakâr planların temel varsayımlarından biri olduğu kaydedildi.
ABD iç siyasetindeki dalgalanmalardan bağımsız olarak İsrail’in “bölgesel üstünlüğünü” sürdürmesinin, bu çevreler açısından her zaman “cazip bir hedef” olduğu aktarıldı.
Askeri harcamaların ekonomik sonuçları
Mondoweiss analizinde, ABD askeri yardımının büyük bölümünün ABD’de harcanması zorunluluğunun, İsrail’in askeri harcamalarının kendi ekonomisini canlandırma potansiyelini sınırladığı belirtildi. Geçmişte ABD’nin, yardımların bir kısmının ABD dışında harcanmasına izin verdiği ve bunun İsrail savunma sanayisine “katkı” sunduğu aktarıldı.
Analizde, İsrail’in ABD yardımı olmadan da ABD’den ileri teknoloji silah sistemleri satın almaya devam edeceği ve bazı modernizasyonları, doğrudan satış yoluyla “daha az hukuki kısıtlamaya” tabi şekilde elde edebileceği ifade edildi.
Eski ABD Dışişleri yetkilisi Josh Paul’un, A New Policy adlı oluşum için kaleme aldığı politika notuna atıf yapılarak şu değerlendirme aktarıldı:
“İsrail kendi bütçesiyle bu açığı kapattığı takdirde, İsrail’e yönelik silah satışları yalnızca etkilenmemekle kalmayacak, aynı zamanda Leahy Yasaları gibi hibe yardımlara uygulanan bazı kısıtlamalardan da daha az etkilenecek.”
Askeri mutabakatın sona ermesi ve artan belirsizlik
Analizde, Netanyahu’nun bu adımı atmasının arkasındaki temel siyasi nedenlerden birinin, İsrail ile ABD arasında yürürlükte olan ve Barack Obama döneminde imzalanan on yıllık askeri “yardım mutabakatının” iki yıl içinde sona erecek olması olduğu belirtildi.
Yeni bir mutabakatın geçmişte olduğu kadar “garanti olmadığı”, bu konudaki endişelerin iki partide de paylaşıldığı ifade edildi. Cumhuriyetçiler arasında İsrail’e yönelik artan tartışmaların Netanyahu açısından “ciddi bir risk” oluşturduğu aktarıldı.
Analizde, Netanyahu’nun Donald Trump’ı sık sık “İsrail’in Beyaz Saray’daki en iyi dostu” olarak tanımlamasına rağmen, Trump’ın kendi siyasi önceliklerini izlediği ve zengin bir ülkeye dış yardım yapılmasına “ilkesel” olarak mesafeli olduğu vurgulandı.
Siyasi maliyeti yüksek bir çatışmadan kaçınma
Mondoweiss’e göre, Netanyahu ve İsrail yanlısı çevreler, uzun vadede ABD’den askeri yardım mücadelesini “kazanamayacaklarını” fark etmiş durumda. Yeni bir yardım anlaşması için bugün bastırmaları halinde kazanma ihtimalleri olsa bile, bunun geçmişteki kadar “kesin olmadığı” belirtildi.
Daha da önemlisi, böyle bir mücadelenin İsrail’e yönelik eleştirileri görünür kılacağı ve hem soldan “İsrail’in eylemleri” hem de sağdan “zengin bir ülkeye neden bedava para veriliyor” sorularını güçlendireceği kaydedildi.
Bu nedenle Netanyahu, Graham ve müttefiklerinin, mücadeleyi başlamadan sonlandırmayı tercih ettiği aktarıldı. Analizde, bu adımın bir yenilgi kabulü değil, “değişen siyasi manzaraya uyum sağlayan stratejik bir yön değişikliği” olduğu ifade edildi.
Yardım yerine satış modeline geçiş
Analizde, askeri yardımın sona ermesinin ABD-İsrail askeri ilişkilerini “ortadan kaldırmayacağı” vurgulandı. “Silah satışlarının ABD şirketleri için istihdam ve kâr yaratmaya devam edeceği, bu nedenle Demokratlar üzerinde de etkili olmaya devam edeceği” kaydedildi.
İsrail’in, üretme kapasitesine sahip olmadığı silahları ABD’den almaya devam edeceği, ayrıca “ABD-İsrail ortak askeri projelerinin daha da genişlemesinin” beklendiği ifade edildi.
Senatör Graham’ın gündeme getirdiği yasa teklifinin, ortak askeri projelere ciddi kaynaklar ayırmasının sürpriz olmayacağı belirtildi.
Lobicilik stratejisinde yön değişikliği
Mondoweiss analizinde, AIPAC gibi İsrail yanlısı lobi grupları açısından yıllık milyarlarca dolarlık yardımın sona ermesinin “oyunun kurallarını değiştirdiği” ifade edildi.
Yıllar boyunca bu grupların “temel hedefinin” İsrail’e yardım sağlamak olduğu, ancak son dönemde söylemlerinin daha çok “genel bir İsrail savunusuna” kaydığı ve yardım meselesinin geri plana itildiği iddia edildi.
İsrail’in ABD’den aldığı “diplomatik korumanın”, yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık yardımdan “çok daha hayati” olduğu belirtilen analizde, “asıl hedefin” bu diplomatik desteğin korunması olduğu kaydedildi.
Analizde, askeri harcamaların finansmanı için İsrail’in sosyal hizmetlerde kısıntıya gitmesinin muhtemel olduğu, bunun son yıllardaki eğilimle uyumlu olduğu ifade edildi.
Mondoweiss’e göre, Netanyahu ve Trump açısından bu stratejik yön değişikliği, “sınırlı maliyetle önemli siyasi kazanımlar” sağlayan bir hamle olarak görülüyor.