İsrail’in Batı Şeria’da mezarlıklar kurarak yerleşimci varlığını kalıcılaştırmayı ve gasp edilen alanları “geri dönülmez” fiili durumlara dönüştürmeyi hedeflediği bildirildi.
YDH- Filistinli kaynakların aktardığına göre, İsrail işgal makamları Batı Şeria’nın kuzeyindeki Selfit kentine bağlı ez-Zaviye beldesinde yeni bir mezarlık açtı.
Açılışın, bölgede artan yerleşimci faaliyetleri ve “geniş çaplı kontrol ve genişleme planları” eşliğinde gerçekleştirildiği belirtildi.
180 dönümlük alan, 35 bin mezar
Haberde, mezarlığın işgal makamlarının planlarına göre yaklaşık 180 dönümlük bir alan üzerine kurulduğu ve 35 bin mezar kapasitesine sahip olduğu aktarıldı.
İsrail tarafının, söz konusu arazinin “boş ve kullanılmayan” olduğunu ileri sürerek mezarlık için el konulmasını gerekçelendirmeye çalıştığı ifade edildi.
Yahudi “aktivist” Avi Byron Zomer’in, ez-Zaviye topraklarında mezarlığın açıldığını duyurduğu ve bunu “uzun bir planlama, çalışma ve zorluklarla mücadele sürecinin sonucu” olarak tanımladığı bildirildi.
Zomer’in paylaştığı görüntülerde, çok sayıda haham, danışman ve yerleşim birimi yetkilisinin açılışa katıldığı kaydedildi.
“2019’da el koyma ilan edildi”
Ez-Zaviye Belediyesi Basın Sorumlusu Azmi Şakir, işgal makamlarının 2019 yılında beldedeki “Hallet Hamd” ve “en-Neccasat Vadisi” bölgelerinde bulunan 180 dönüme el koyduğunu açıkladı.
Şakir, bunun “sanayi bölgesi ve mezarlık kurulması” gerekçesiyle yapıldığını, ancak bu karara karşı İsrail yargısında açılan dava ve itirazların sonuçsuz kaldığını söyledi.
Şakir, İsrail’in hedefinin yaklaşık 4 bin dönümlük ek bir alanı daha kontrol altına almak olduğunu belirterek, bu alanların ez-Zaviye, Azzun Atme, Rafat, Deyr Balut ve Mesha beldelerinin topraklarından “çalındığını” ve özellikle zeytin hasadı dönemlerinde toprak sahiplerinin arazilerine erişiminin engellendiğini ifade etti.
“Toprakların üçte ikisi kaybedildi”
Şakir’in aktardığına göre, ez-Zaviye’nin toplam yüzölçümü yaklaşık 24 bin dönüm. Bunun yaklaşık üçte ikisine işgal tarafından el konulduğu, geriye yalnızca yaklaşık 8 bin dönüm kaldığı belirtildi. Ayrım duvarının inşası, geniş çaplı kamulaştırmalar ve yerleşim yollarının açılmasının bu kayıpları hızlandırdığı kaydedildi.
Yeni mezarlığın açılmasının, “tarihin derinliklerine uzanan” arkeolojik ve tarihi alanları da tehdit ettiği, özellikle Cebin el-Heva Sarayı, eski konutlar ve zeytin preslerinin bu risk altında olduğu aktarıldı.
“Siyasi ve dini boyutlar”
Şakir, mezarlık inşasının yalnızca fiziki bir adım olmadığını, aynı zamanda Filistin topraklarının sürekliliğini parçalamayı ve gasp alanlarını genişletmeyi amaçlayan “siyasi boyutlar” taşıdığını söyledi.
Açılışa çok sayıda hahamın katılmasının da sürecin “dini boyutuna” işaret ettiği ifade edildi.
Kuzey Batı Şeria’daki Ayrım Duvarı ve Yerleşimlere Karşı Mücadele Kurumu Müdürü Murad İşteyvi ise yerleşimlerde mezarlık kurulmasının Yahudiler açısından “akidevi bir anlam” taşıdığını belirtti.
İşteyvi, bir Yahudi’nin gömülmesinin, o alanın “siyasi uzlaşılar çerçevesinde dahi boşaltılmaması” anlamına geldiğini ve bunun sahada fiili durumu pekiştirdiğini dile getirdi.
İşteyvi, Sened Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, mezarlıkları “saf bir sömürge aracı” olarak tanımlayarak, bunun Filistin topraklarını yutmayı ve “toprak üzerindeki tarihsel hak” iddiasını yerleştirmeyi amaçladığını söyledi.
Daha önceki örnekler ve yaygınlık
Haberde, Nablus’un güneyindeki “Ayley” yerleşimindeki mezarlığın, Karyut beldesine ait Havanik pınarları bölgesinden yaklaşık 400 dönümü yuttuğu hatırlatıldı.
Daha önce İsrailli “Kerem Navot” örgütünün, yerleşimci mezarlarının yüzde 40’ının özel mülkiyete ait araziler üzerine kurulduğunu açıkladığı da aktarıldı.
Filistinli ve insan hakları kuruluşlarının verilerine göre, Batı Şeria genelinde yerleşimlere yakın alanlarda kurulu 33’ten fazla mezarlığın bulunduğu belirtildi.
“Yeni bir gasp aracı”
Yerleşim politikaları uzmanı Nasfet el-Hafş, mezarlıkların daha fazla toprağı kontrol altına almak ve sahada “geri döndürülemez gerçeklikler” yaratmak amacıyla inşa edildiğini söyledi.
El-Hafş, bunun Filistin yerleşimlerinin imar ve genişleme planlarının önünde ciddi bir engel oluşturduğunu kaydetti.
El-Hafş, Sened Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, mezarlık inşasının “güvenlik ve dini gerekçelerle” yürütülen toprak gaspında ileri bir aşamayı temsil ettiğini belirtti.
Yerleşim araştırmacısı Feras Haneni ise mezarlıkların, yerleşim karakolları, çoban yerleşimleri, su kaynaklarının ele geçirilmesi ve “turistik yerleşim” uygulamalarının ardından gelen “yenilikçi gasp yöntemlerinden biri” olduğunu ifade etti.
Haneni, mezarlıkların “dini ve tarihsel bir anlatı” üretmek için kullanıldığını ve bunun arkeolojik alanların tahrif edilmesi ile daha fazla toprağın gaspına zemin hazırladığını söyledi.
Haneni, Selfit vilayetinin coğrafyasının “iç bölgelere bakan stratejik bir balkon” niteliği taşıdığını belirterek, mezarlıkların bu bölgede yeni bir “koruma haritası” çizilmesine ve demografik ile güvenlik varlığının tahkim edilmesine hizmet ettiğini kaydetti.