ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Orta Doğu’daki 40 bin Amerikan askerinin İran’ın "binlerce kamikaze İHA’sı ve füzesi" karşısında açık hedef olduğunu kabul ederken; Washington’ın vurulmayı beklemeden harekete geçebileceği "önleyici savunma" doktrinini ilan etti.
YDH- Senato Dış İlişkiler Komitesi’ndeki oturumun en kritik başlıklarından biri, İran’ın bölgedeki ABD unsurlarına yönelik artan asimetrik kapasitesi ve Washington’ın buna karşı geliştirdiği yeni askeri duruş oldu.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ortadoğu genelindeki sekiz veya dokuz farklı tesiste görev yapan 30 bin ila 40 bin arasındaki Amerikan askerinin, Tahran’ın doğrudan tehdidi altında olduğunu hatırlattı.
Rubio, bu personelin tamamının İran’a ait binlerce kamikaze insansız hava aracı (İHA) ve kısa menzilli balistik füzenin erişim alanında bulunduğuna dikkat çekti.
Senatör John Cornyn’in, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun bölgeye sevk edilmesine ilişkin sorusunu yanıtlayan Rubio, bu askeri yığınağın "akıllıca ve ihtiyatlı" bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Rubio, bu kuvvet postürünün yalnızca bir misilleme aracı değil, aynı zamanda Amerikan personeline veya müttefiklerine yönelik bir saldırı emaresi görüldüğünde, bu saldırıyı gerçekleşmeden durdurabilecek "önleyici bir savunma seçeneği" (preemptive defensive option) olarak kurgulandığını vurguladı.
İran’daki mevcut rejimin veya dini liderin devrilmesi durumunda ortaya çıkacak tabloya dair gelen soruları da yanıtlayan Rubio, bu konuda temkinli bir yaklaşım sergiledi.
Rejim değişikliği senaryoları hakkında basit bir cevap vermenin mümkün olmadığını belirten Bakan, "İran’da on yıllardır kökleşmiş bir sistemden bahsediyoruz. Eğer bu yapı çökerse, yerine kimin geleceği ve geçişin nasıl olacağı konusu, Venezuela örneğinden çok daha karmaşık ve derin düşünülmesi gereken bir meseledir," dedi.
Rubio, olası bir dönüşümde sistem içerisinden yapıcı bir muhatap çıkmasını umduklarını ancak Washington’ın tüm senaryolara karşı askeri hazırlığını en üst düzeyde tuttuğunu ekledi.
