Gazze'de çocuklar kimliği belirlenmeden defnediliyor

img
Gazze'de çocuklar kimliği belirlenmeden defnediliyor YDH

Gazze’de aileler, çocuklarının veya yakınlarının kimliğinden emin olamadan defin işlemi yapmak zorunda kalıyor.




YDH- Gazze’de ölüm artık hikâyenin sonu değil; gerçek hikâye, bir anne “gözü olmayan bir ceset fotoğrafı” ile karşılaştığında ve kalbine bu yığının kendi çocuğu olduğunu kabul ettirmeye çalıştığında başlıyor.

Baba, çözülmüş bir cesette belirgin bir işaret arandığında ve aileden, “Evet, bu o, ya da belki değil” gibi tahammül edilemez gerçeği itiraf etmeleri istendiğinde hikâye devam ediyor.

Filistinliler, soykırım savaşı kapsamında yaşam hakkını kaybetti, ardından vedalaşma hakkı, hatta kesin bilgi edinme hakkı da ellerinden alındı; cesetler, sorular gömülmeden önce gömülüyor ve yürekler mezar ile şüphe arasında asılı kalıyor.

Sınırlı ve yetersiz tespit yöntemleri

Adli deliller sözcüsü Mahmud Aşur Sened Haber Ajansı’na verdiği özel açıklamada, “Sahip olduğumuz sınırlı olanaklarla ailelere sunulan görsel incelemeler, cesetlerin kimliğini belirlemeye yönelik çabalardan ibarettir” dedi.

Kullanılan yöntemlerin, bazı çizim ölçümleri, kamera görüntüleri ve profesyonel adli fotoğraflama ile sınırlı olduğunu belirten Aşur, “Bu yöntemler geleneksel ve ilkel, felaketin boyutu karşısında etkisiz.” diye ekledi.

Yöntemlerle naaşların tanınma oranının çok düşük olduğunu, net bir çözüm sağlamadığını ifade etti.

Hataların da sık yaşandığını aktaran Aşur, “Farklı iki aile aynı cesedi kendi çocuklarına ait sanıyor; her biri işaretleri umutla okuyor. Bu noktada adli birimler kararsız kalıyor, tek çözüm DNA testleri ama bu mümkün değil.” dedi.

DNA eksikliği ve işlevsiz uluslararası veriler

Aşur, İsrail’in naaşları Uluslararası Kızıl Haç Komitesi aracılığıyla gönderdiğinde bazen DNA bilgilerini eklediğini fakat Gazze’de bu bilgilerin geçerliliği olmadığını belirtti.

Bunun nedeni, kayıp yakınlarının DNA kayıtlarının bulunmaması olarak açıklandı.

Psikolojik travma ve dayanılmaz şüphe

Naaşların tespitinin en zorlu ve psikolojik olarak etkileyici dosyalardan biri olduğunu aktaran Aşur, yalnızca aileler için değil, aynı zamanda sağlık ve teknik ekipler için de büyük travma oluşturduğunu söyledi.

Çoğu ceset ileri derecede çürümüş, işkence ve yaralanma izleri taşırken, bazıları sadece parçalanmış vücutlardan ibaret; bu durum, herkeste derin psikolojik etkiler bırakıyor.

Aşur, “En zor an, ailelerin yüzde 90 emin olduğu bir cesedi görmeleri ama kalan yüzde 10 belirsizlikle baş başa kalmaları. O anlarda ekipler yardımcı olamıyor, soru cevapsız kalıyor.” dedi.

Bazı ailelerin ise şehitlerini gömdükten sonra “Gömülen kişi gerçekten oğlum muydu?” şüphesiyle yaşadıkları kaygının sürdüğünü aktardı.

Yarış ve çaresizlik

Bazen tanıma süreci, bir ceset için aileler arasında acı bir yarışa dönüşüyor.

Her aile, belirli bir işareti tutmaya çalışıyor; nihai karar alınamıyor ve hem aileler hem de ilgili birimler büyük çaresizlik yaşıyor.

Resmi müdahaleler ve insanifelaketin boyutu

Eş-Şifa Hastanesi Müdürü Muhammed Ebu Salmiya, “İsrail’den 15 naaş ve yalnızca kafataslarını içeren 66 kutu aldık, bazı kadın cesetlerinin nereden geldiğini bilmiyoruz.” dedi.

Ayrıca, bazı naaşların ellerinin kesik, bazılarının ise karınlarının açılıp dikildiğini belirtti.

Ebu Salmiya, “İsrail hangi naaşların kim olduğunu biliyor ama açıklamıyor.” ifadelerini kullandı.

Teslim edilen naaşların çoğunun tamamen tahrip olduğunu ve kutuların içinde insan parçaları bulunduğunu belirten bilgiler, sahnenin insani olarak dayanılmaz boyutta olduğunu ortaya koyuyor.

Uluslararası müdahale çağrısı

Aşur, ailelerin naaşları tanımakta güçlük çektiğini ve bazı naaşların sadece çürümüş parçalar ve kafataslarından ibaret olduğunu söyledi.

Uluslararası topluma ve kurumlara DNA testleri için gerekli ekipman ve laboratuvarları Gazze’ye getirme çağrısı yaptı ve “Bu insani felaket bu şekilde devam edemez.” dedi.

Aşur, bilinmeyen naaşların tanınmasının, Gazze’de kayıp yakınlarının dosyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Ateşkesten bu yana enkaz altından 700 naaş çıkarıldı, bunların arasında kimliği belirlenemeyen kişiler de bulunuyor.

Felaketin devamı

Habere göre, 8500’den fazla naaş hâlâ kayıp ve bilinmeyen kimlikte enkaz altında bulunuyor. Çıkarıldıklarında çoğu çürümüş ve insanî özelliklerini yitirmiş olacak, tanıma sürecini zorlaştıracak ve insanî felaketin boyutunu artıracak.

Naaşların tanınması, halihazırda Gazze’de adli delil ve adli tıp ekiplerinin kişisel uzmanlıklarına dayanıyor. Ekipler, gerekli laboratuvar ve araçların yokluğu karşısında, her gün yeni felaketler ortaya çıkan açık bir insani trajedinin içinde çalışıyor.