İsrail’den Oslo’yu fiilen tasfiye eden adımlar

img
İsrail’den Oslo’yu fiilen tasfiye eden adımlar YDH

İsrail rejiminin Batı Şeria’da arazi kayıtları ve sivil denetime ilişkin aldığı kararların, Filistin tarafınca “Oslo Anlaşmaları’nı fiilen geçersiz kıldığı” ve yerleşimlerin önünü açtığı belirtildi.




YDH- İsrail rejimi pazar günü, işgal altındaki Batı Şeria’da arazi kayıtları ve sivil denetim mekanizmalarında kapsamlı değişiklikleri onayladı.

Filistinliler, söz konusu adımların Oslo Anlaşmaları’nı ihlal ettiğini ve “fiili ilhakı” ilerlettiğini belirtti.

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile Savunma Bakanı Israel Katz, alınan kararların Batı Şeria politikasını “köklü biçimde” değiştireceğini, yeni yerleşimlerin önünü açacağını ve arazi gasplarını hızlandıracağını ifade etti.

İki bakanın ortak açıklamasında, düzenlemelerin İsrailli yerleşimciler üzerindeki hukuki engelleri kaldıracağı ve yerleşim faaliyetlerini hızlandıracağı belirtildi.

“Filistin devleti fikrini öldürmeye devam edeceğiz”

İsrail Savunma Bakanı Katz, hedefin yerleşimcilere “eşit hukuki ve sivil haklar” tanımak olduğunu söyledi. Smotrich ise bu adımların Batı Şeria’da “hayatı normalleştireceğini” savundu ve “Filistin devleti fikrini öldürmeye devam edeceklerini” söyledi.

Wafa haber ajansına göre, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, söz konusu politikanın Batı Şeria’nın ilhakını derinleştirmeyi amaçladığını ve Oslo Anlaşmaları dahil İsrail ile imzalanan tüm mutabakatları ihlal ettiğini belirtti.

Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Ravhi Fettuh ise kararları “ırkçı ve tehlikeli” olarak nitelendirdi ve Benyamin Netanyahu hükümetinini sahada yeni sömürgeci gerçeklikler dayattığını vurguladı.

Hamas ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) dahil olmak üzere çok sayıda Filistinli grup da kararı kınadı.

Oslo Anlaşmaları’nın aşındırılması

1993 ve 1995 yıllarında İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasında imzalanan Oslo Anlaşmaları, Batı Şeria ve Gazze’nin bazı bölgelerinde sınırlı Filistin özerk yönetimini öngörmüş, Batı Şeria’yı A, B ve C bölgelerine ayırmıştı.

Bu düzenleme, gelecekte bir Filistin devletine geçiş için “geçici bir çerçeve” olarak tanımlanmıştı; ancak bu hedef hiçbir zaman hayata geçirilmedi.

Filistin Duvar ve Yerleşimlerle Mücadele Komisyonu Başkanı Muayyed Şaban, İsrail’in kararlarının uluslararası hukuku aşındıran tehlikeli bir tırmanışı temsil ettiğini ve Filistinlilere yönelik suçlara yenilerini eklediğini söyledi.

Filistin Ulusal Girişimi ise söz konusu adımların Oslo Anlaşmaları’na “son çiviyi çaktığını” ve İsrailli yerleşimciler lehine geniş çaplı arazi gasplarının önünü açtığını belirtti.

Yerleşimciler memnun, insan hakları örgütleri uyarıyor

İsrail yerleşimlerini temsil eden Yesha Konseyi, kararı “memnuniyetle” karşıladığını açıklayarak, düzenlemelerin “sahada İsrail egemenliğini pekiştirdiğini” savundu.

Yerleşim genişlemesini izleyen Peace Now adlı sivil toplum kuruluşu ise Netanyahu’nun fiilen “Filistin Yönetimi’ni devirmeyi” ve “fiili ilhakı dayatmayı” tercih ettiğini belirtti.

Açıklamada, kararların yalnızca C Bölgesi ile sınırlı kalmadığı, Batı Şeria genelinde “kitlesel arazi gaspının” önünü açtığı uyarısı yapıldı.

A, B bölgelerine askeri müdahale ve tapu kayıtları

Yeni düzenlemeler kapsamında İsrail ordusu, A ve B bölgelerinde “ruhsatsız” olduğu ileri sürülen yapılarla ilgili, kültürel miras ve arkeolojik alan gerekçesiyle yaptırım uygulayabilecek. Middle East Eye (MEE), bu durumun, Filistin topraklarına el konulmasına ve yapıların yıkılmasına olanak tanıdığını kaydetti.

Ayrıca, Batı Şeria’daki arazi kayıtları üzerindeki gizlilik kaldırılarak, yerleşimcilerin Filistinli arazi sahiplerini tespit etmesi ve doğrudan satın alma girişimlerinde bulunmasının önü açılıyor.

Mülkiyet kayıtlarının ifşa edilmesinin, Filistin toprakları üzerinde sahte hak iddialarını kolaylaştırabileceği; bu yöntemin daha önce de yaygın biçimde kullanıldığı ve yeni bir arazi gasp dalgasını hızlandırabileceği belirtildi.

Habere göre düzenlemeler, Filistin topraklarının İsraillilere satışını da kolaylaştırıyor ve Filistinlilere ait arazilerin Filistinli olmayanlara devrini yasaklayan Ürdün döneminden kalma bir yasayı fiilen ortadan kaldırıyor.

El-Halil ve kutsal mekânlar

El-Halil’de planlama, ruhsat ve inşaat yetkileri Filistin belediyesinden alınarak İsrail ordusuna devredilecek. Bu adım, inşaat izinleri, kalkınma, kaynaklar ve güvenlik üzerindeki İsrail denetimini genişletiyor.

Ayrıca, el-Halil’deki İsrail yerleşimi için bağımsız bir yerel otorite kurulması öngörülüyor.

El-Halil Belediyesi kararı “gayrimeşru ve tehlikeli” olarak nitelendirdi.

1997 tarihli el-Halil Protokolü uyarınca kent, Filistin yönetimindeki el-Halil-1 ve İsrail denetimindeki El Halil-2 olarak ikiye ayrılmıştı. El-Halil-2, kentin güney ve doğu kesimlerini kapsıyor.

Yeni politika, Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar için kutsal olan İbrahim Camii’ni de etkiliyor. Filistin yönetimi, cami dahil olmak üzere İslami ve Hristiyan kutsal mekânlara yönelik her türlü ihlalin kabul edilemez olduğu uyarısında bulundu.

Ocak ayında İsrail, caminin Filistinli yöneticilerini görevden uzaklaştırmış ve alanın bir bölümüne ilişkin planlama yetkilerine el koymuştu. Bu adımın uzun süredir geçerli olan düzenlemeleri ihlal ettiği belirtildi.

Artan saldırılar ve kısıtlamalar

Kararların, Ekim 2023’ten bu yana artan yerleşimci saldırıları ve Filistinlilerin kutsal mekânlara erişimine yönelik kısıtlamalarla aynı döneme denk geldiği kaydedildi.

Bu kapsamda, işgal altındaki Doğu Kudüs’teki Mescid-i Aksa ile Nablus’taki Yusuf Türbesi çevresinde de benzer uygulamaların yoğunlaştığı bildirildi.

 

 



Makaleler

Güncel