Gazze’ye dönüşte kelepçe, sorgu ve aşağılama

img
Gazze’ye dönüşte kelepçe, sorgu ve aşağılama YDH

Gazze’ye dönmek isteyen Filistinlilerin Refah Sınır Kapısı’nda kelepçelenerek sorgulandığı, saatler süren aşağılayıcı uygulamalara maruz kaldıkları ve yeniden sürgüne zorlandıkları aktarıldı.




YDH- Bu hafta Mısır’dan Gazze’ye dönen onlarca kişiden biri olan İntisar el-Akir, Refah sınır kapısı üzerinden Gazze’ye geçişte “kelepçelendiğini, sorgulandığını ve aşağılandığını” söyledi.

Sosyal medyada geniş şekilde paylaşılan bir videoda, el-Akir’in Refah’tan Gazze’ye gelen bir otobüsten indiği ve uzattığı ellerinde kelepçe izlerinin görüldüğü kaydedildi.

El-Akir videoda, üç saat boyunca sert bir sorguya maruz kaldığını, bir grup insan arasından oğlunu teşhis etmeye zorlandığını ve İsrailli sorgucuların oğlunun nerede olduğu konusunda ısrarla bağırarak soru sorduğunu aktardı.

El-Akir, “Onların hiçbirinin nerede olduğunu bilmiyorum” dediğini, ancak sorgucuların kendisine bağırarak “yalancı” olmakla suçladığını ifade etti. Yaşlı bir kadın olarak dinlenmek için defalarca yalvardığını da anlattı.

“Beni öldürdüler… vururken ve kelepçeleri daha da sıktıklarında beni öldürdüler,” diyen el-Akir, gözyaşları içinde “İçime ateş koydular, kalbimi yaktılar” sözleriyle yaşadıklarını dile getirdi.

Refah Kapısı iki yıl sonra açıldı

Yaklaşık iki yıldır, el-Akir gibi on binlerce Filistinlinin, savaş sırasında Gazze’den ayrıldıktan sonra geri dönmek için bölge dışında beklemek zorunda kaldığı bildirildi. Bu uzun bekleyişin, 2 Şubat’ta Refah Sınır Kapısı’nın Mısır yönünden yeniden açılmasıyla sona erdiği aktarıldı. İsrail’in, Mayıs 2024’te Refah’a saldırarak sınırın kontrolünü ele geçirdikten sonra kapıyı tek taraflı olarak kapattığı hatırlatıldı.

İlk aşamada, İsrailli yetkililerin iddialarına göre, her gün 50 kişinin Gazze’ye dönmesine ve 150 kişinin Gazze’den çıkmasına izin verileceği öne sürüldü. Ancak Filistinli yerel kaynaklara dayandırılan bilgilere göre, kapının açıldığı son dört günde Gazze’den toplam 138 kişinin ve refakatçilerinin çıkabildiği, buna karşılık yalnızca 77 kişinin Gazze’ye dönmesine izin verildiği kaydedildi.

“Aşağılayıcı” İsrail sorgusu

Mart 2024’te hasta annesini tedavi için Mısır’a götüren ve bu hafta Gazze’ye dönen ilk grupta yer alan Rutana Rakab, dönüş sürecinde yaşadıklarını Mondoweiss’e anlattı.

Rakab, Refah’ta İsrail askerleri tarafından “aşağılayıcı muameleye” maruz kaldıklarını ifade etti.

Gazze’ye dönüş süreci Mısır’daki Filistin Büyükelçiliği’ne kayıt yaptırmakla başladı ve isimler ön onay için bildirildi. Onay alan kişilere dönüş tarihleri bildirildi. Kapının yeniden açıldığı ilk gün, Mısır’ın el-Ariş kentinden Gazze’ye doğru dört otobüsün yola çıktığını belirten Rakab, sınırda İsrailli yetkililerin yalnızca 13 kişi taşıyan tek bir otobüsün geçişine izin verdiğini, diğer üç otobüsün geri gönderildiğini aktardı. 13 kişiden dördünün ise kişi başına izin verilen tek çantadan fazla eşya taşıdığı gerekçesiyle neredeyse geçemediğini söyledi.

Mısır tarafındaki işlemleri “son derece insani” olarak niteleyen Rakab, Filistinli görevlilerin de kendilerine iyi davrandığını kaydetti. Ancak Filistin kontrol noktasından sonra İsrail ordusunun kontrolü devraldığını ve bu noktadan itibaren “çilenin başladığını” ifade etti.

“İsrail noktasına Kızılhaç olmadan, hiçbir insani kuruluş olmadan, sadece şoför ve yolcularla ulaştık,” diyen Rakab, bir İsrail askeri cipinin otobüsün önünde, bir diğerinin arkasında ilerlediğini anlattı. Varışta yolcuların doğrudan İsrail askerlerine değil, üniformalarında “Terörle Mücadele Birimi” yazan Filistinli personele teslim edildiğini, bu kişilerin yolcuları tek tek aradıktan sonra İsrail ordusuna devrettiğini söyledi.

İsrail güvenlik kontrolünde yolcuların kelepçelendiği, gözlerinin bağlandığı ve sorgu odalarına götürüldüğü aktarıldı. Rakab, askerlerin kendilerine defalarca “Gazze’ye neden döndünüz?” ve “Orada ne yapıyorsunuz?” sorularını yönelttiğini belirtti.

Rakab’e göre, sorular politik içerikliydi ve tekrar tekrar soruldu. Yanıtların askerleri tatmin etmemesi halinde, yolcuların tutuklama, uzun süre kelepçeli kalma, hapis ve İsrail cezaevlerine gönderilmekle tehdit edildiği ifade edildi.

Rakab, İsrailli subayların kendisine “Eğer verilen sürede cevap vermezsen seni tutuklarız ve çocuklarını bir daha asla göremezsin” dediklerini, ayrıca, “Gazze’ye asla giremeyeceksin. Gazze artık bizim” sözlerini kullandıklarını aktardı.

Bir sorgucunun kendisine, “Çocuklarını şimdi Gazze’den getirsek, onları alıp Gazze’den sonsuza kadar ayrılsan?” dediğini aktaran Rakab, bunun Filistinlileri topraklarından zorla çıkarmaya yönelik bir girişim olarak algıladığını söyledi. Rakab, sorguculardan birinin kendisine defalarca “Otuz yıl sürse bile Gazze’nin tamamını alacağız” dediğini ifade etti.

“Amaç bizi yeniden Gazze’den çıkarmaktı”

Rakab, elleri acı verecek şekilde bağlı, gözleri defalarca açılıp kapatılırken ve silahlar başlarına doğrultulmuş halde sorgulandıklarını anlattı.

“En kötü sorgu ve aşağılanma yöntemlerini kullandılar,” diyen Rakab, “Asıl amaçları bizi yeniden Gazze’den çıkarmaktı, ama başaramadılar” ifadelerini kullandı.

Refah Kapısı’nın mevcut durumuna ilişkin olarak Rakab, geçiş noktasının artık eski terminale benzemediğini söyledi. “Her iki yanında yüksek bariyerler olan tel örgülü bir koridordan ibaret,” diyen Rakab, kapının geri kalan kısmının tamamen yanmış durumda olduğunu aktardı. Dönüş yapanların üç ayrı İsrail kapısından geçirildiğini ve sorguya götürülmeden önce yüz taramasından geçirildiklerini de sözlerine ekledi.

“Bilinmeyene gidiyoruz”

Bir başka tanıklıkta, yaşlı bir kadın olan Huda Ebu Abid de benzer deneyimler yaşadıklarını anlattı.

Otobüs yolculuğu sırasında İsrail askeri ciplerinin önlerinde ve arkalarında ilerlediğini gördüğünü belirten Huda, nereye gittiklerini sorduğunda şoförün kendisine “Bilinmeyene” yanıtını verdiğini söyledi.

Mısır ve Filistin tarafındaki aramalardan sonra yolculuğun bittiğini düşündüğünü, ailesine kavuşacağını sandığını ifade eden Huda, bunun yerine yolcuların otobüsten indirilerek küçük gruplara ayrıldığını anlattı. İsrail askerlerinin kendisini işaret ederek “Şu yaşlı kadını getirin” dediğini, “terörle mücadele birimi”nden bir Filistinlinin kendisini askerlere teslim ettiğini aktardı.

“Ben yaşlı ve hasta bir kadınım,” diyen Huda, “Beni elimden tutup silahlı askerlere teslim ederken hiç mi insanlık, hiç mi onur yok?” sözleriyle tepki gösterdi. Görme kaybı yaşadığını ve özenle muamele görmesi gerekirken sorgu odalarına sürüklendiğini, kelepçelendiğini ve gözlerinin bağlandığını ifade etti.

Huda’ya da “Neden Gazze’ye dönüyorsun? Orada neyin var? Kim sana dönmeni söyledi?” sorularının yöneltildiği belirtildi. İki saatten fazla süren sorgunun ardından askerlerin kendisinden Gazze halkına bir mesaj iletmesini istediğini söyleyen Huda, kendisine “Gazze halkı ilk fırsatta eşyalarını toplayıp ayrılsın” denildiğini aktardı.

“Gitmeyeceğiz”

Tanıklıklarda, tüm yaşananlara rağmen Gazze’ye dönen Filistinlilerin ortak mesajının “gitmeyeceğiz” olduğu vurgulandı.

Huda, Mondoweiss’e yaptığı açıklamada, Gazze’den ayrılanların en kısa sürede geri dönmesi gerektiğini söyledi.

Rakab ise Gazze’den çoğu kişinin ailesiz ayrılmak zorunda kaldığını, kendisinin de annesiyle Mısır’a giderken eşini ve çocuklarını Gazze’deki yerinden edilmiş kamplarda bıraktığını anlattı. “Dönmemin ana nedeni ailemdi,” diyen Rakab, “Bu benim ülkem. Ailemi çok özledim ve bir yıldan fazla süredir görmediğim çocuklarıma kavuşmak istedim” ifadelerini kullandı.

Evinin Han Yunus’ta bombalandığını, eşinin ağır yaralandığını ve ailesinin artık bir çadırda yaşadığını öğrendiğini belirten Rakab, buna rağmen kararından pişman olmadığını söyledi. “Bana tekrar seçim hakkı verilse yine Gazze’ye dönerdim,” diyen Rakab, Mısır’daki yaşamın ne kadar insani olsa da “sürgün” olduğunu vurguladı.

“Bir yıl boyunca çocuklarımı görmedim,” diyen Rakab, “Bombardımanı izlerken her gün parçalandım. Şimdi onlara döndüm. Onlarla kalacağım. Ne onları ne de Gazze’yi terk edeceğim” sözleriyle konuştu.

Huda Ebu Abid de benzer duyguları dile getirerek, Mısır’da yoğun bakıma kaldırıldığı ağır bir sağlık krizinde tek dileğinin Gazze’ye dönüp orada ölmek olduğunu söyledi. “İnsan kendi vatanında olmanın yerini hiçbir şeyle kıyaslayamaz,” diyen Huda, “Ne kadar güvenli ya da rahat olursa olsun, sürgün vatanın yerini tutmaz” ifadelerini kullandı.

“Gazze’de doğduk,” diyen Huda, “Buradaki her şey kutsaldır. Ülkemizi terk etmeyeceğiz. Ona dönmek, içinde yaşamak, içinde ölmek ve toprağına gömülmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.