Filistinli tutsaklara geriye dönük ölüm cezası tasarısı

img
Filistinli tutsaklara geriye dönük ölüm cezası tasarısı YDH

Knesset’te tartışılan ölüm cezası tasarısının geriye dönük uygulanmasının, Filistinli tutsakları hem "yasal" hem de "siyasi" açıdan ölüm riskiyle karşı karşıya bıraktığı bildirildi.




YDH- Ez-Zamir İnsan Hakları Kurumu Direktörü Ala es-Sakafi, İsrail parlamentosu Knesset’te tartışılan Filistinli tutsaklara yönelik ölüm cezası yasa tasarısının uluslararası ceza hukuku kurallarına açık bir aykırılık teşkil ettiğini belirtti.

Sakafi, tasarının yasalaşması halinde yaratacağı hukuki sonuçlar konusunda da uyarıda bulundu.

Geriye dönük uygulama riski

Es-Sakafi, Sened haber ajansına yaptığı açıklamada, “Yasanın tehlikesi yalnızca içeriğinde değil, uygulanma yönteminde de yatıyor.” dedi ve tasarının geriye dönük olarak önceki davalara uygulanma yönünde belirgin bir eğilim bulunduğunu vurguladı.

Es-Sakafi, yasanın geriye dönük uygulanmasının, ceza hukukunda temel ilkelerden biri olan yasaların geriye yürütülmemesi ilkesine doğrudan aykırı olduğunu ifade etti.

Ayrıca tasarının, adil yargılanma güvencelerini zayıflattığını ve İsrail askeri mahkemelerine Filistinli tutsaklara karşı istisnai yetkiler verdiğini kaydetti. Bu durumun, ölüm cezası politikalarının yasalar altında “meşrulaştırılmasına” yol açabileceği aktarıldı.

Es-Sakafi, İsrail’in fiilen yıllardır Filistinli tutsaklara ölüm cezası uyguladığını ve cezaevlerinde hayatını kaybedenlerin sayısındaki benzeri görülmemiş artışın, mevcut durumu yasal bir zemine oturtma girişimi olduğunu belirtti.

İsrail’in ölüm cezası uygulamadığı yönündeki iddiaların, uluslararası kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir çaba olduğunu vurgulayan es-Sakafi, yasa tasarısının mevcut uygulamalara yasal kılıf hazırlamayı amaçladığını ifade etti.

Filistinli ve uluslararası insan hakları kuruluşları, tasarının uluslararası hukuk sistemini ciddi biçimde ihlal ettiğini ve Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırı olduğunu belirtiyor; söz konusu sözleşmeler, ölüm cezasının kullanımına sıkı sınırlamalar getiriyor.

Es-Sakafi, tasarının kabul edilmesinin, İsrail hükümetindeki aşırı eğilimlere yanıt olarak ortaya çıktığını ve cezalandırıcı değil, siyasi intikam amaçlı bir adım olduğunu kaydetti.

Es-Sakafi, İsrail İçişleri Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi bazı hükümet üyelerinin açıklamaları ile tutsaklara yönelik fiili öldürme uygulamalarının eş zamanlı olduğunu belirtti. Cezaevlerinde savaş döneminde 90’dan fazla tutuklunun hayatını kaybettiği insan hakları kuruluşlarına bildirildi.

Tasarı, İsrail mahkemelerine, sınırlı yargıç onayı veya savcılığın açık talebi olmadan ölüm cezası verme yetkisi tanıyor. Bu durumun, yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengeyi ihlal ettiği ve Filistinli tutsakları hem yasal hem de siyasi açıdan ölüm riskiyle karşı karşıya bıraktığı ifade edildi.

İnfaz planları ve uygulama

Medyada yer alan haberlere göre, İsrail Cezaevi İdaresi, tasarının birinci okumasının ardından Filistinli tutuklulara yönelik ölüm cezasını uygulamak üzere kapsamlı bir plan hazırlamaya başladı.

İsrail Kanal 13, plan kapsamında ölüm cezalarının uygulanacağı “özel bir alan” oluşturulacağını, operasyonun yürütülmesi için prosedürler hazırlanacağını, “sorumlu tutsakların eğitileceğini ve Doğu Asya ülkelerindeki benzer yöntemlerden faydalanılacağını” bildirdi.

Plan doğrultusunda, “İsrail Yeşil Alanı” olarak adlandırılan ayrı bir mekânda ölüm cezaları, asılarak (idam yöntemi olarak) üç “gönüllü” tutsak tarafından eş zamanlı olarak uygulanacak; kararın kesinleşmesinden itibaren 90 gün içinde infaz edilecek.

Yetkililer, uygulamanın ilk etapta 7 Ekim (Aksa Tufanı) olaylarıyla bağlantılı “suçlardan” hüküm giyen tutsakları kapsayacağını, ardından Batı Şeria’da İsraillilere yönelik “şiddet eylemleri” işleyenler için genişletileceğini belirtti.

İsrail Knesset’i, geçen kasım ayında tasarının birinci okumasını aşırı sağ partilerin, özellikle Ulusal Güç Partisi lideri Itamar Ben-Gvir’in desteğiyle, 39’a karşı 16 oyla onayladı.

Uluslararası tepkiler

Uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütleri tasarıyı reddetti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri, tasarının geri çekilmesini talep ederek, bunun yaşam hakkı, ayrım gözetmeme ve adil yargılama standartlarına aykırı olduğunu vurguladı.

BM uzmanları, ölüm cezasının yalnızca veya zorunlu olarak Filistinlilere uygulanmasının ayrımcı bir uygulama teşkil edeceğini, yargının bağımsızlığını zayıflatacağını ve yasaların toplu cezalandırma aracı haline gelebileceğini belirtti.

Uluslararası Af Örgütü, tasarının Filistinlilere karşı kurumsal ayrımcılığı pekiştirdiğini ve küresel olarak ölüm cezasının kaldırılması yönündeki eğilimle çeliştiğini; yasalaşması halinde Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’ne aykırı olacağını ifade etti.



Makaleler

Güncel