İşgal yeni evreye geçti: Gazze’de ekonomi doğrudan denetimde

img
İşgal yeni evreye geçti: Gazze’de ekonomi doğrudan denetimde YDH

Gazze’nin Rafah kentinde ABD öncülüğünde planlanan “dijital cüzdan” modeli, işgali askeri kontrol noktalarından biyometrik gözetim ve finansal denetime taşıyarak Filistin’in son ekonomik egemenlik alanlarını tasfiye etmeyi hedefliyor.




YDH- Middle East Eye yazarı Ahmed el-Karut’un analizine göre, yakın zamanda ifşa edilen ve Gazze’nin Rafah kentinde "planlı bir topluluk" kurulmasını öngören ABD öncülüğündeki öneri, İsrail’in Filistin üzerindeki denetim mekanizmalarında köklü bir paradigma değişimini ortaya koyuyor.

Drop Site News tarafından ele geçirilen ve ABD öncülüğündeki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi (CMCC) belgelerine dayanan bu hamle, işgalin fiziksel askeri kontrol noktalarından dijital ve finansal bir işgal modeline evrildiğini gösteriyor. Yeni mimari, nakit temelli ekonominin yerini "elektronik şekel cüzdanları" ile doldurmayı planlıyor.

El-Karut, bu yapının Filistinlileri doğrudan İsrail kontrolündeki bir parasal ağa entegre etmek üzere tasarlandığına dikkat çekiyor.

Ödeme sistemlerinin birer gözetim ve siyasi pasifikasyon aracına dönüştüğü bu projede, biyometrik veriler ve elektronik cüzdanlar üzerinden yapılacak finansal takiplerle İsrail makamlarının tüm satın alma işlemlerini izlemesi hedefleniyor.

Bu sistemle, kaynakların potansiyel ekonomik ağlara aktarılmasının engellenmesi ve Filistin'in kalan son finansal egemenlik kırıntılarının tasfiye edilmesi öngörülüyor.

Gazze’nin yeniden inşa planına dahil edilen dijital cüzdan stratejisi, siyasi hedeflere ulaşmak için ekonomik bağımlılıkları kullanma amacını taşıyor.

Makalede, bu altyapının iki yılı aşkın süredir devam eden ve bölgedeki banka şubeleri ile ATM’leri yerle bir eden yıkıcı savaş sırasında hazırlandığı belirtiliyor.

İsrail Merkez Bankası’nın kendi vatandaşları için önerdiği dijital şekel projesinin aksine, Gazze’deki sistem mahremiyeti korumak yerine biyometrik kimlik doğrulamasına bağlı bir askeri inceleme aracı olarak kurgulanıyor.

Önerilen planda Filistin Bankası'nın (Bank of Palestine) rolü de kritik bir noktada duruyor. Topluluk içinde bir şube açması öngörülen bankanın, savaş boyunca dijital cüzdan sistemiyle sağladığı can damarı görevi, bu planla İsrail’in finansal kontrolü için bir aracıya dönüştürülüyor.

CMCC planı, bireysel cüzdanların ötesine geçerek tüm tedarik zincirini askeri denetim altına alıyor. Fonların İsrail askeri bağlantılı finansal kurumlar üzerinden yönlendirilmesi ihtimali, İsrail makamlarına hesapları dondurma ve işlemleri engelleme konusunda mutlak yetki tanıyor.

Projenin arkasında Körfez sermayesi ile Amerikan siyasi stratejisinin birleştiği görülüyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) fonlarının, Donald Trump’ın "Barış Kurulu" aracılığıyla aktarılması planlanırken, yeni yerleşke şimdiden "Emirlik Yerleşkesi" olarak anılıyor.

Bu strateji aynı zamanda Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesiyle de uyum sergiliyor.Ancak Gazze’nin bu ağa katılımı; biyometrik gözetimin kabulü ve tüm ticaretin İsrail ordusu denetimindeki sistemler üzerinden yürütülmesi şartına bağlanıyor.

Ahmed el-Karut, nakit paradan dijital ödemelere geçişin Filistinlilerin direniş kapasitesini derinden etkileyeceğini vurguluyor.

Nakit ekonomisinin sağladığı anonimlik ortadan kalkarken, tüm ekonomik ağlar İsrail izlemesine açık hale getiriliyor. Rafah’taki bu modelde, eğitim müfredatının "Barış Kültürü" ilkelerine göre şekillenmesi ve bir "uluslararası istikrar gücü"nün hayatın her alanını denetlemesi planlanıyor.

Makalede, İsrail’in bu projesi Çin’in Sincan’daki uygulamalarına benzetiliyor; biyometrik gözetim ve ekonomik zorlamanın "uyumlu tebaalar" yaratmak için birleştirildiği ifade ediliyor. Rafah pilot projesi, İsrail’in fiziksel olarak çekilse bile gerçek zamanlı izleme ve cezalandırma gücünü koruduğu bir yönetim modeli olarak test ediliyor.

Bu modelin başarılı olması durumunda, Lübnan’ın güneyi veya Suriye gibi bölgeler için de bir emsal teşkil edebileceği öngörülüyor.

El-Karut’a göre temel soru baki kalıyor: Filistinliler, hayatta kalmanın boyun eğmeye endekslendiği bu parasal teslimiyet modelini kabul edecekler mi?