Ürdün’deki Amerikan üssüne düzenlenen ve üç askerin ölümüyle sonuçlanan İHA saldırısında kullanılan teknolojiyi İran’a sızdırmakla suçlanan mühendis Mehdi Muhammed Sadıki'nin davası başlıyor.
YDH- Siyaset dünyası İran’a yönelik olası bir askeri harekatı tartışırken; Ürdün’de üç Amerikan askerinin ölümüne yol açan İHA saldırısında kullanılan teknolojiyi İran’a tedarik etmekle suçlanan İran asıllı mühendis Mehdi Muhammed Sadıki'nin yargılanma süreci başlıyor.
Boston’da görülecek davada, savunma makamının "savaş söylemlerinin jüriyi etkileyebileceği" yönündeki itirazı üzerine jüri seçimi 27 Şubat’a ertelendi.
Massachusetts’te yaşayan ve çifte vatandaşlığı bulunan Sadıki; Ocak 2024’te Ürdün-Suriye sınırındaki Amerikan üssüne düzenlenen saldırıyla doğrudan ilişkilendirilmiyor.
Ancak federal savcılar, Sadıki'nin Amerikan yaptırımlarını delerek, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağlantılı şirketlere kritik teknoloji sağladığını iddia ediyor.
İddianameye göre Sadıgi, navigasyon modülleri üreten İranlı mühendis Muhammed Ebedini ile iş birliği yaparak, ABD menşeli elektronik parçaların İsviçre üzerinden Tahran’a sevk edilmesine aracılık etti.
Ocak 2024’te "Tower 22" adlı karakola düzenlenen saldırıda Sgt. William Jerome Rivers, Sgt. Kennedy Ladon Sanders ve Sgt. Breonna Alexsondria Moffett hayatını kaybetmiş, yaklaşık 40 asker yaralanmıştı.
Pentagon analizleri, saldırıda kullanılan aracın İran yapımı bir "Şahid" İHA’sı olduğunu ve navigasyon sisteminin Ebedini’nin şirketi SDRA tarafından üretildiğini ortaya koydu.
Savcılık, Sadıki’nin geçmişte İran’daki hükümet bağlantılı vakıflardan fon talep ettiğini ve İHA teknolojilerinde kullanılan mikroelektronik bileşenlerin sevkiyatında kilit rol oynadığını savunuyor.
Davanın diğer sanığı olan Muhammed Ebedini, 2024 yılında İtalya’da tutuklanmış ancak ABD’ye iade edilmeden serbest bırakılmıştı.
Bu durum davanın seyrini Sadıki üzerinde yoğunlaştırırken, Aralık 2025’te sunulan ek iddianame ile suçlamalar güncellendi.
Savunma makamı, savcıların tanık listesini daralttığını ve Ürdün ile Suriye’deki enkaz koleksiyonuna dair bazı "kapsamlı kanıtları" dosyadan çıkardığını ileri sürdü.