Askeri stratejist, İran-ABD savaşına dair 'en tehlikeli' senaryoyu açıkladı

img
Askeri stratejist, İran-ABD savaşına dair 'en tehlikeli' senaryoyu açıkladı YDH

Askeri stratejiste göre ABD, İran’a doğrudan kara kuvvetleriyle müdahale etmek yerine vekil güçler ve terör grupları üzerinden geniş çaplı bir kara savaşı yürütecek.




YDH- Khate Energy programına konuk olan askeri stratejist Mecid Recebi, İran-ABD gerilimine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Recebi, ABD'nin İran'a yönelik olası bir saldırısında doğrudan Amerikan ordusunu sahaya sürmek yerine, vekil güçler ve terör grupları üzerinden yürüteceği kapsamlı bir kara savaşı planladığını iddia etti.

Programda ABD'nin doğrudan bir kara harekatı riskine girmeyeceğini belirten Recebi, "Saldırının sıfırıncı saatinde", yani hava ve füze operasyonları başladığında vekil güçlerin devreye sokulacağını vurguladı.

Recebi'ye göre bu planın sac ayaklarını Sistan-Beluçistan'daki Beluç gruplar, ülkenin batısındaki Kürt terör odakları ve Irak'a nakledilen IŞİD militanları oluşturuyor.

╰┈➤ Kürt örgütler ABD kara gücü olmak için birleşti

Mecid Recebi, programda en dikkat çekici teknik detaylardan birini paylaşarak, ABD'nin Suriye'den çıkardığı yaklaşık 5 bin 700 IŞİD teröristini Irak'a taşıdığını belirtti.

Irak hükümetinin bu durumu mahkumların kaçma riskine karşı kabul ettiğini söyleyen Recebi, IŞİD'in geçmişteki başarılı hapishane baskını tecrübelerine atıfta bulunarak, bu unsurların saldırı anında karadan İran'a saldıracak birer hazır kuvvet olduğunu savundu:

''Şimdi diyebilirsiniz ki; "Bunlar hapiste, ne yapabilirler ki? Irak onları koruyor, kaçmalarına izin vermez." Ama IŞİD'in geçmişine bakarsanız, en az iki tane çok başarılı "hapishane baskını" operasyonu olduğunu görürsünüz. Biri 2022’de Suriye’de yaşandı; bir hapishaneye saldırıp yaklaşık bin kişiyi serbest bıraktılar ve bunların 400’ü bir daha asla bulunamadı. Daha eskiden, 2013’te Irak’ta El-Taci ve Ebu Gureyb hapishanelerine eş zamanlı saldırılar düzenlediler. Kaçırdıkları o mahkumların çoğu daha sonra IŞİD'in üst düzey komutanları olup o büyük terör saldırılarını yönettiler.''

Askeri bilimlerdeki Komuta Odaklanması (Concentration of Command) kavramını açıklayan Recebi, ABD'nin asıl amacının İran'ın tüm gücünü güney cephesine vermesini engellemek olduğunu söyledi.

Doğu ve batı sınırlarından sızacak terör gruplarının Mehran, Kirmanşah ve Huzistan gibi şehirlerde kaos yaratarak İran ordusunun dikkatini dağıtacağını belirten Recebi, bu taktiğin Rusya-Ukrayna savaşında da başarıyla uygulandığını hatırlattı. Recebi ayrıca, ülke içindeki hücrelerin de Tahran ve diğer illerde eş zamanlı eylemler yapabileceği uyarısında bulundu.

12 Günlük Savaş ve Gece Yarısı Çekici operasyonlarından örnekler veren Recebi, F-22 ve B-2 uçaklarının elektronik harp kapasitesiyle İran radarlarını nasıl işlevsiz bıraktığını anlattı.

Geçmişte Tomahawk füzelerinin dahi radar körlüğü nedeniyle görülemediğini belirten stratejist, buna önlem olarak İran'ın alt komuta kademelerine "merkezle bağ kopsa dahi bağımsız harekat başlatma" yetkisi verdiğini doğruladı.

Müzakere sürecine dair İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin iyimser açıklamalarına şüpheyle yaklaşan Recebi, ABD'li muhatapların "sıfır zenginleştirme" şartından vazgeçmediğini belirtti. Trump'ın stratejisinin "önce vur, sonra masaya oturt" olduğunu iddia eden Recebi, şu ifadeleri kullandı:

"Amerika, uranyum zenginleştirme ve füze programında geri adım attırmak için Natanz veya Fordo gibi tesisleri sınırlı şekilde vurabilir. Tıpkı Venezuela örneğinde olduğu gibi, önce askeri baskı uygulayıp sonra İran'ı kendi şartlarında bir müzakereye zorlayacaklar."

Recebi, Amerika'nın şu an sadece İran'ın tepki kapasitesini ölçtüğünü ve sert bir yanıt gelmeyeceğine ikna olduğu an bu "cezalandırma saldırısını" gerçekleştireceğini iddia ederek programı sonlandırdı.