Amerikalı gazeteci Greenwald: Trump'ın İran politikası tam bir hayal kırıklığı

img
Amerikalı gazeteci Greenwald: Trump'ın İran politikası tam bir hayal kırıklığı YDH

Gazeteci Glenn Greenwald, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı haydutluk eylemini, 2024 seçim sürecinde verilen "barış" sözlerinin açık bir ihlali olarak nitelendirdi.




YDH - Amerikalı gazeteci Glenn Greenwald, kendi platformu üzerinden gerçekleştirdiği canlı yayında, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı haydutluk eylemini "seçim kampanyasının en büyük sahtekârlığı" olarak tanımladı.

Greenwald, 2024 seçim sürecinde Trump ve başkan yardımcısı JD Vance'in kendilerini "barış yanlısı" olarak pazarladığını hatırlatarak, gelinen noktada bu söylemlerin tamamen terk edildiğini belirtti.

"Donald Trump, 2024 seçimleri boyunca kendisini 'barışın adayı' olarak konumlandırdı. Oysa bugün gördüğümüz tablo, seçmenin oy verirken beklediği şeyden tamamen farklı" diyen Greenwald, yönetimin bu kararıyla seçim dönemindeki en temel vaadini çiğnediğini ifade etti.

Greenwald, Trump'ın operasyonu gece yarısı sosyal medya üzerinden duyurmasını "kurumsal bir ciddiyetsizlik" olarak nitelendirdi. Başkanın 8 dakikalık bir video ile savaşı ilan ettiğini belirten Greenwald, "Kongre'den herhangi bir yetki alınmadı, herhangi bir tartışma yürütülmedi. Washington'da, George Bush ve Dick Cheney döneminde Irak savaşı öncesinde yapılan kapsamlı kamuoyu hazırlığı veya meclis görüşmelerinden eser yok. Trump, tek başına bir karar verdi ve bu karar ABD'yi belirsiz, sonu olmayan bir Ortadoğu savaşının içine çekti" ifadelerini kullandı.

"Trump, 2024 kampanyasında verdiği sözlerin tam aksini yapıyor"

Trump'ın "rejim değişikliği savaşlarına karşı olma" söyleminin, bugün İran'a yönelik izlenen politikayla doğrudan çeliştiğini öne süren Greenwald, seçim öncesinde Trump yanlısı figürlerin ve MAGA (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) hareketinin temel argümanlarını hatırlattı.

Greenwald, Tulsi Gabbard ve JD Vance gibi isimlerin seçimden önce yaptıkları konuşmalara atıfta bulunarak, "Hepsini izledik, hepsini dinledik. 'Savaşlara hayır' diyorlardı. 'Sıradan Amerikalıların çocuklarını, zenginlerin ve elitlerin çıkarı için ölüme göndermeyeceğiz' diyorlardı. Şimdi ne değişti? Bugün bu savaş için en yüksek sesi çıkaranlar, dün bu savaşın en büyük karşıtı olduğunu iddia edenlerin ta kendileri" değerlendirmesinde bulundu.

Gazeteci, bu durumun bir "felsefi kopuş" olduğunu belirterek, MAGA hareketinin kendi içerisinde ikiye ayrıldığını ifade etti. Bir kesimin "Trump ne yaparsa yapsın destekleriz" diyen sadık bir kitle olduğunu, diğer kesimin ise "Önce Amerika" (America First) prensiplerine bağlı kalan, ancak bugün Trump'ın bu prensiplerden saptığını gören grup olduğunu belirtti.

Greenwald, "Gerçek bir 'Önce Amerika' savunucusu, yabancı ülkelerin çıkarları için ABD askerini ateşe atmaz. Bugün gelinen nokta, Trump'ın ilk dönemindeki izolasyonist eğilimlerinin aksine, neocon politikaların zaferidir" dedi.

"Washington'daki savaş yanlısı kesim, artık Trump'ın kulağında"

Trump'ın dış politika ekibindeki dönüşüme dikkat çeken Greenwald, özellikle İsrail lobisi ve belirli büyük bağışçıların (Adelson ailesi gibi) operasyon üzerindeki etkisine vurgu yaptı.

"Donald Trump, ilk döneminde 'yeni bir savaşa girmeyen başkan' olarak tarihe geçmeye yakındı. Ancak ikinci döneminde, çevresini İsrail'in çıkarlarını her şeyin önünde tutan, İran'a karşı on yıllardır savaş çığırtkanlığı yapan isimlerle doldurdu" diyen Greenwald, Bill Ackman ve Lindsey Graham gibi figürlerin bu operasyonu alkışladığını hatırlattı.

"Bu insanlar, ne zaman bir savaş çıksa ekranlara çıkıp 'çok şükür' diyen, ancak kendileri ya da aileleri asla cepheye gitmeyen kişilerdir" ifadesini kullanan Greenwald, Trump'ın bir dönem bu savaş çığırtkanlarını eleştirdiğini, ancak bugün aynı kişilerin ajandasına hizmet ettiğini belirtti.

Greenwald, "Şu an yaşananlar, Trump'ın şahsi siyasi zayıflıklarının, büyük bağışçıların talepleriyle birleştiği bir noktadır. İsrail'in en büyük düşmanı olarak gördüğü İran'ı hedef almak, Trump'ın bağışçılarına verdiği sözlerin bir sonucudur" dedi.

"ABD Kongresi'nde bu savaşa dair herhangi bir oylama ya da tartışma yapılmadı"

Savaşın hukuki ve demokratik meşruiyetini sorgulayan Greenwald, ABD'nin bu sürece girerken herhangi bir yasama denetiminden geçmediğini tekrarladı. "Irak savaşı öncesinde en azından bir oylama vardı.

Bugün ise sadece 'Grup Sekiz' olarak bilinen kapalı bir istihbarat brifingi ile durum idare ediliyor. Halkın, temsilcilerinin veya medyanın herhangi bir denetimi yok" diyen Greenwald, operasyonun "şeffaflıktan uzak" olduğunu dile getirdi.

Greenwald, ABD'nin Ortadoğu'da giriştiği önceki müdahalelerin sonuçlarını (Libya, Irak, Suriye) hatırlatarak, bu operasyonun da benzer bir kaosa yol açabileceğini belirtti:

"Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair bile Irak'taki güç boşluğunun IŞİD gibi yapıları ortaya çıkardığını itiraf etmişti. ABD, bugün İran'da benzer bir rejim değişikliği peşinde. Eğer merkezi otoriteyi çökertirseniz, yerine neyi koyacağınız konusunda bir planınız yoksa, bölgeyi yıllarca sürecek bir çatışma ortamına itersiniz. Trump'ın açıklamasında 'çıkış stratejisi' dediğimiz, savaşın ne zaman ve nasıl biteceğine dair tek bir cümle yok."

"Bu operasyon, İran'ın değil, tamamen İsrail'in çıkarları için yürütülüyor"

Greenwald, operasyonun gerekçesi olarak sunulan "İran'ın nükleer programı" iddiasını da tartışmaya açtı.

"Daha sekiz ay önce, Trump'ın kendisi 'İran'ın tüm tesislerini yerle bir ettik' diye böbürleniyordu. Şimdi ne değişti? Tesisler sihirli bir şekilde yeniden mi inşa edildi?" diye soran Greenwald, İran'ın nükleer silah üretme kapasitesine dair sunulan kanıtların yetersiz olduğunu belirtti.

"Bu savaş, konvansiyonel füzeleri hedef alıyor. Yani İsrail'in savunma sistemlerini aşabilecek her şeyi ortadan kaldırmak istiyorlar. Bu tamamen bir İsrail güvenlik projesidir" dedi.

Yayınını, Amerikan halkının bu duruma olan tepkisizliğini eleştirerek sonlandıran Greenwald, "Tarih, emperyal güçlerin başkentlerinde yaşayanların, cephedeki tehlikeden uzak oldukları için savaşa ne kadar kolay destek verdiklerini anlatır. Ancak bu sefer farklı bir durum var; halk, Trump'ın kendisine 'barış getireceğini' vadeden bir sahtekârlık hikâyesiyle kandırıldığını görmeye başlıyor. Bu operasyon, sadece İran'a karşı yürütülen bir savaş değil, aynı zamanda Trump'ın kendi tabanına karşı yürüttüğü bir güven kaybı sürecidir" ifadelerini kullandı.

Greenwald, operasyonun uzun vadeli ekonomik etkilerinin ve Ortadoğu'daki istikrarsızlığın faturasının, seçim vaatlerini unutan yönetime çıkacağını öngördü.