Devrim Muhafızları Sözcüsü'nden ilk bir haftanın dökümü

img
Devrim Muhafızları Sözcüsü'nden ilk bir haftanın dökümü YDH

Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Naini, Gerçek Vaat 4 Operasyonuyla ABD-İsrail'in stratejik hedeflerini felç ettiklerini belirterek, emperyal odakların İran’ın savunma iradesini kırma planının tarihi bir fiyaskoyla sonuçlandığını ilan etti.




YDH- Tasnim'in bildirdiğine göre, İslam Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Ali Muhammed Naini, ABD-İsrail'in, İran İslam Cumhuriyeti'nin siyasi ve askeri varlığına yönelik başlattığı topyekün saldırının tarihi bir başarısızlığa mahkûm olduğunu vurguladı.

Halkın sisteme olan sarsılmaz desteğinin bu mübarek direnişin asıl kaynağı olduğunu hatırlatan Naini, 8 gün önce başlayan ve Batı Asya tarihinin en geniş ölçekli saldırılarından biri olarak kayda geçen operasyonun yedinci gününde sahadaki stratejik tabloyu deşifre etti.

ABD ve Siyonist rejimin terörist ordularının; 50 bini aşkın asker, stratejik bombardıman uçakları, füze platformları, muhripler ve nükleer denizaltılarla doğrudan İran topraklarını hedef alan bir savaş başlattığını belirten sözcü, düşmanın üç temel noktada hayati bir yanlış hesaplama yaptığının altını çizdi.

Washington ve Tel Aviv merkezli bu stratejik körlüğün; ilk olarak liderlik makamına yönelik suikastla sistemin 48 saat içinde çökeceği illüzyonuna kapıldığını, ikinci olarak savaşın üç gün içinde zaferle sonuçlanacağını varsaydığını ve üçüncü olarak İran'a karşı küresel bir koalisyon kurulabileceğini öngördüğünü ifade eden Naini, bu üç hesabın da utanç verici bir fiyaskoyla sonuçlandığını kaydetti.

Düşmanın İran'ın siyasi, askeri ve toplumsal güç yapısını, derinlikli savunma doktrinini ve halk temelli mobilizasyon kapasitesini doğru analiz edemediğini belirten Naini, zayıf bir hedef bekleyen emperyalist güçlerin karşılarında her zamankinden daha güçlü, hazırlıklı ve sarsılmaz bir iradeye sahip tutarlı bir İran bulduklarını vurguladı.

İran İslam Cumhuriyeti'nin yenilmezlik gerçeğinin bu savaşla birlikte tüm dünyaya bir kez daha kanıtlandığını belirten Tuğgeneral Naini, saldırının ilk şokunun şiddetli olmasına rağmen hızla kontrol altına alındığını ve işgal girişiminin başlamasından yalnızca iki saat sonra, İran'ın balistik füze kapasitesinin düşman hesaplarını altüst eden bir karşı taarruzla devreye girdiğini vurguladı.

Savaşın ilk haftasındaki gelişmeleri stratejik bir dökümle aktaran Naini, düşmanın ilk ve en büyük yenilgisinin İslam Devrimi Lideri’ne yönelik suikast girişimiyle sistemi çökertme planı olduğunu ifade etti.

Amerikan doktrininin, İslam Cumhuriyeti’ni bireylere dayalı bir yapı olarak varsayan ve liderlik makamının tasfiyesiyle kaos oluşacağını uman hatalı bir eksene dayandığını açıklayan sözcü, bu varsayımın saniyeler içinde çöktüğünü belirtti.

İlk şokun atlatılmasının ardından iktidar mekanizmalarının hızla konsolide edildiğini, Geçici Liderlik Konseyi’nin derhal kurularak topyekün savunma ve taarruz emirlerini yayımladığını kaydeden Naini, askeri ve emniyet karargahlarına yönelik saldırıların savunma yapısını felç edeceği beklentisinin de karşılıksız kaldığını; üst düzey komuta kademesindeki şehadetlere rağmen operasyonel süreçlerde en ufak bir duraksama yaşanmadığını dile getirdi.

Düşmanın bir diğer stratejik fiyaskosunun ise şehirlerde panik yaratarak nüfus merkezlerini tahliye etme ve toplumsal çöküşü tetikleme planı olduğunu söyleyen Naini, halkın şehirleri terk etmek bir yana, ulusal birliğin sembolü olarak meydanlara akın ettiğini, bazı kentlerdeki katılım yoğunluğunun Şubat'taki devrim yıldönümü yürüyüşlerini dahi geride bıraktığını bildirdi.

Silahlı kuvvetlerin koordinasyonuna da değinen Devrim Muhafızları Sözcüsü, İran İslam Cumhuriyeti Ordusu’nun hava, kara, deniz ve savunma kuvvetlerinin, Devrim Muhafızları ile omuz omuza vererek Siyonist rejim mevzilerine ve bölgedeki Amerikan üslerine karşı icra ettiği etkili operasyonların takdire şayan bir askeri başarı olduğunu sözlerine ekledi.

Düşmanın bir diğer stratejik hedefinin ulusal medya altyapısına saldırarak İran İslam Cumhuriyeti’nin sesini susturmak olduğunu ifade eden Tuğgeneral Naini, alınan önleyici tedbirler sayesinde yayınların tek bir an bile kesintiye uğramamasının savaş koşullarında hayati bir başarı olduğunu kaydetti.

Batılı istihbarat servislerinin, özellikle CIA ve Mossad’ın, sınır hatlarında ayrılıkçı terör gruplarını mobilize etme girişimlerinin de boşa çıkarıldığını belirten Naini; CNN gibi küresel medya organlarının dahi CIA’in bu grupları silahlandırma faaliyetlerini itiraf ettiğini, hatta Donald Trump’ın terör yapılarıyla şahsen temas kurarak saldırı talimatı verdiğine dair raporların mevcut olduğunu dile getirdi.

Bu hibrit tehdide karşı İran istihbarat birimleri ve silahlı kuvvetlerinin, Irak direniş güçleriyle koordineli şekilde "önleyici vuruş" doktrinini uyguladığını vurgulayan sözcü; Kuzeybatı sınır hattındaki ve bölgedeki terör karargahlarının onlarca İHA ve füze operasyonuyla imha edildiğini açıkladı.

Savaşın askeri boyutunun Kuzey Hint Okyanusu’ndan işgal altındaki topraklara kadar yaklaşık 2,5 milyon kilometrekarelik devasa bir alanı kapsadığını belirten Naini, bu sahanın merkezinde Siyonist rejimin güvenliğinin yer aldığını ve mevcut çatışmanın asimetrik karakteriyle geçmiş savaşlardan tamamen ayrıştığını ifade etti.

Savaşın ilk haftasında yaklaşık 600 balistik ve seyir füzesi ile 2.600 İHA operasyonunun icra edildiğini bildiren Devrim Muhafızları Sözcüsü; aralarında kritik Amerikan tesislerinin de bulunduğu 200’den fazla stratejik noktanın yüksek isabet oranıyla vurulduğunu kaydetti.

Silahlı kuvvetlerin ilk üç gündeki ateş gücünün, geçmişteki 12 günlük operasyonel kapasitenin toplamına eş değer olduğunu vurgulayan Naini, işgal altındaki bölgelerde yerleşimcilerin sürekli bir alarm ve kaçış hali içinde olduğunu, bu kırılganlığın önümüzdeki günlerde daha da derinleşeceğini sözlerine ekledi.

Resmi istatistiklere dayanan verileri paylaşan Tuğgeneral Naini, İran İslam Cumhuriyeti'nin ABD hedeflerine ve işgal altındaki topraklara yönelik 500'den fazla balistik füze ve 2.000'den fazla İHA fırlattığını açıkladı.

Bu stratejik taarruz gücünün yaklaşık yüzde 60'ının bölgedeki ABD altyapısına, yüzde 40'ının ise Siyonist rejim hedeflerine yöneltildiğini belirten sözcü, İslam Cumhuriyeti'nin bu savaşın "baş mimarı" olarak gördüğü Amerika Birleşik Devletleri'ni cezalandırılacak öncelikli hedef konumuna yerleştirdiğini vurguladı.

ABD'nin son 70 yılda bölgede inşa ettiği askeri üs yapılanmasının, savaşın henüz ilk günlerinde sistem ve altyapı düzeyinde ağır hasar aldığını veya tamamen imha edildiğini kaydeden Naini, operasyonel başarıyı kanıtlayan savaş öncesi ve sonrası uydu görüntülerinin yakında kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.

Saldırıya uğrayan stratejik noktalar arasında ABD'nin bölgedeki Beşinci Filo Karargahı, deniz ve hava üsleri ile El-Udeyd Hava Üssü'nün bulunduğunu belirten Devrim Muhafızları Sözcüsü; İran'a yönelik saldırganlığın lojistik merkezleri olan el-Cufeyr, Ali Salim, Zafra, Ceffe ve Şeyh İsa üslerinin defalarca füze ve İHA'larla vurulduğunu ifade etti.

Operasyonlar kapsamında ABD, Siyonist rejim ve müttefiklerine ait toplam 17 geminin hedef alındığını, bunlardan ikisinin bugün öğleden sonra gerçekleştirilen vuruşlarla saf dışı bırakıldığını ekledi.

Yeni başlayan "Gerçek Vaat 4" operasyonunun safhalarına değinen Naini, işgal altındaki topraklardaki hayati merkezlerin iki dalga halinde hedef alındığını bildirdi.

Siyonist rejimin hükümet binaları, genelkurmay karargahı, savunma ve savaş bakanlıkları, uluslararası havalimanları, David Hava Üssü ve savaş gemilerinin demirlediği Hayfa Limanı'ndaki deniz üssü ile askeri-endüstriyel komplekslerin ağır ateş altında tutulduğunu vurguladı.

Tuğgeneral Naini, savaşın ilk haftasındaki en kritik askeri başarının, düşmanın bölgedeki "stratejik gözlerini kör etmek" ve ABD'nin entegre savunma ağını felç etmek olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı.