İran Dışişleri Sözcüsü Bekai, Tahran’ın önceliğinin “ulusal varlığı savunmak” olduğunu belirterek İran Silahlı Kuvvetleri’nin mutlak karşılık verme yetkisine sahip olduğunu açıkladı.
YDh- İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, Çarşamba günü el-Meyadin kanalına verdiği özel röportajda, İran'ın mevcut stratejik önceliğinin "yüzde 100 oranında ulusal varlığı savunmak" olduğunu açıkladı.
Ülkenin karar verici mekanizmalarının tüm enerjisini saldırganlıkla mücadeleye kanalize ettiğini belirten Bekai, İslam Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa hakkını sonuna kadar kullanacağını vurguladı.
Bekai, İran Silahlı Kuvvetleri’nin "mutlak bir karşılık verme yetkisine" sahip olduğunun altını çizerek, operasyonel detaylara ilişkin kritik bilgiler paylaştı.
İran’ın sadece işgal altındaki Filistin topraklarındaki askeri hedefleri değil, aynı zamanda ABD’nin bölge ülkelerinde İran’a saldırmak için kullandığı noktaları da takip ettiğini belirtti.
Sözcü, saldırıların askeri hassasiyetini ve doğruluğunu en üst düzeyde tutmak amacıyla "hedef bankasının" her gün güncellendiğini ifade etti.
Tahran’ın Körfez ülkeleri dahil tüm bölge aktörleriyle diplomatik kanalları açık tuttuğunu belirten Bekai; Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin yürüttüğü mekik diplomasisine dikkat çekti.
Bu temasların temel amacının bölge ülkeleri arasındaki güveni pekiştirmek olduğunu söyleyen Sözcü, komşu ülkelerin topraklarının Amerikalı saldırganlar tarafından İran’a yönelik operasyonlar için kullandırılmaması gerektiği konusundaki net uyarılarını yineledi.
Röportajda, son dönemde İran topraklarına yönelik gerçekleştirilen saldırıların kronolojisini ve niteliğini inceleyen Bekai, sivil tesislere yönelik ihlallere tepki gösterdi.
28 Şubat’ta Şehit Devrim Lideri Ayetullah Hamenei'nin konutunu hedef alan ve şehadetle sonuçlanan saldırıdan başlayarak; Minab'daki "Taiba Ağacı" okulunda 160'tan fazla kız çocuğunun katledilmesine, hastanelerin, su arıtma tesislerinin ve bankaların bombalanmasına kadar uzanan süreci "uluslararası hukuka aykırı savaş suçları" olarak tanımladı.
İran’ın savunma stratejisinin "gerekli görülen ölçüde" kesintisiz devam edeceğini ifade eden Bekai, geçmişteki acı tecrübelerden ders çıkarıldığını belirtti.
Düşmanın önce saldırı başlatıp, ardından ateşkes talep ederek zaman kazanması ve sonrasında gerilimi daha fazla tırmandırması senaryosuna (Haziran ayındaki saldırganlık örneği) bu kez geçit verilmeyeceğini vurguladı.
Bölge ülkelerinin saldırganlık karşısındaki sessizliğinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Bekai, İran’a karşı yürütülen savaşın aslında tüm İslam dünyasını ve bölge istikrarını hedef aldığını söyledi.
Mısır ve Bahreyn gibi diplomatik ilişkilerin sınırlı olduğu ülkelerle bile diyalog istekliliğini koruduklarını belirten Sözcü, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"İran halkı zaferden emindir. İslam Cumhuriyeti tek bir şahsa bağlı bir yapı değildir; aksine en zor şartlarda dahi ülkeyi yönetme kabiliyetine sahip anayasal kurumlara ve sarsılmaz bir halk iradesine dayanmaktadır."