İran Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Başdanışmanı Tümgeneral Rahim Safevi, bölgedeki askeri hareketliliğe dair Tahran’ın sahip olduğu istihbarat derinliğini ve stratejik kabiliyetlerini paylaştı.
YDH - İran Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Başdanışmanı Tümgeneral Rahim Safevi, İran’ın istihbarat kabiliyetlerine ve bölgedeki askeri gelişmelere dair önemli açıklamalarda bulundu.
Tesnim ajansının aktardığına göre Safevi, İran’ın sahadaki istihbarat hakimiyetinin en üst seviyede olduğunu vurgulayarak, "İstihbarat açısından oldukça iyi bir konumdayız ve bazı yabancı ülkelerle de bu alanda verimli bir işbirliği zemini kurduk" dedi.
ABD’nin bölgedeki hareketliliğinin anlık olarak takip edildiğini belirten Safevi, "Amerikan uçakları kendi topraklarından kalktığı andan itibaren hareketleri çevrimiçi olarak izleniyor. Akdeniz’deki 6. Filo’dan Hint Okyanusu’ndaki 5. Filo’ya kadar Amerikan gemilerinin tüm rotası, anlık konumları ve koordinatları elimizde bulunuyor" diye konuştu.
Safevi, bu istihbarat başarısında savunma diplomasisinin ve bölge güçleriyle kurulan stratejik mekanizmaların payının büyük olduğunun altını çizdi.
Konuşmasında hayatını kaybeden üst düzey komutanların özelliklerine değinen Safevi, bu isimlerin 35 ila 40 yıl boyunca İslam ve İran uğruna hizmet verdiklerini hatırlattı.
Komutanların entelektüel birikimlerini askeri deha ve halkçı bir ahlakla birleştirdiklerini ifade eden Safevi, "Bu isimler hem askeri bilgiye sahip hem de halkla iç içe olan liderlerdi. Sabahları erlerle el sıkışan, bir milis ruhuyla hareket eden mütevazı kişiliklerdi" dedi.
Safevi, Genelkurmay Başkanlığı yapan Emir Orgeneral Musevi’nin ordu ve Devrim Muhafızları arasındaki dengeyi kurmadaki kritik rolüne dikkat çekerek, İran’ın iki güçlü silahlı kolu olan ordu ve Devrim Muhafızları ile iç güvenlikten sorumlu polis teşkilatının eşgüdüm içinde çalışmasının hayati önemde olduğunu belirtti.
Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur’un stratejilerine değinen Safevi, sınır güvenliğinde "yerel güç" kullanımının başarıyı getirdiğini kaydetti.
Pakpur’un, bölge halkına güvenerek 30 bine yakın yerel unsuru güvenlik birimlerine dahil ettiğini ve bu sayede ülkenin kuzeybatı ve güneydoğusunda sürdürülebilir bir güvenlik tesis edildiğini vurguladı.
Savunma sanayiindeki gelişmeleri de aktaran Safevi, Nasırzade döneminde füze ve İHA altyapısının güçlendirilmesi için günde 14 saatlik bir çalışma temposuna girildiğini belirtti.
12 Gün Savaşı ile son savaş arasındaki sürenin çok kısa olmasına rağmen, İran Silahlı Kuvvetleri’nin füze ve İHA üretim kapasitesini büyük bir hızla artırdığı bilgisini paylaştı.
Safevi, savaş öncesinde alınan lojistik önlemlere de değinerek, stratejik rezervlerin güçlendirilmesi amacıyla dışarıdan yüklü miktarda temel gıda maddesi ithal edildiğini açıkladı.
Çatışmaların başlamasının ardından bu rezervlerin bir kısmının piyasa dengesini sağlamak adına halkın kullanımına sunulduğunu belirten Safevi, bunun İran’ın geleceğe yönelik stratejik planlama kabiliyetini gösterdiğini ifade etti.
Siyasi ve askeri liderlerin hedef alınma yöntemlerini analiz eden Safevi, düşmanın sinyal istihbaratı ve veri toplama yöntemlerini yoğun olarak kullandığını belirtti.
Tümgeneral Babaiyan’ın konutunun hedef alınma şeklinin düşmanın sızma girişimlerini gösterdiğini söyleyen Safevi, telefonların konutta bırakılmasının dahi sinyal takibi için yeterli olabileceği uyarısında bulundu.
Son olarak Ali Şemhani’nin kariyerine atıfta bulunan Safevi, Şemhani’nin hem askeri strateji hem de dış politika alanındaki derin tecrübesiyle "meydan ve diplomasi" arasındaki zorlu koordinasyonu başarıyla yürüttüğünü, ulusal güvenlik konseyindeki görevi süresince devlete çok yönlü hizmetler sunduğunu kaydetti.