İran savaşının ilk 10 gününde 150 Amerikan askerinin yaralandığı ve sivil kayıpların hızla arttığı ilk defa yetkililerce bildirildi.
YDH- Pentagon yetkilileri ABD-İsrail’in İran’a dayattığı savaşın ilk 10 gününde yaralanan Amerikan askeri sayısının 150'ye yaklaştığını iddia ediyor.
Reuters’ın zayiat raporunun ardından açıklama yapmak zorunda kalan Pentagon, yaklaşık 140 personelin yaralandığını teyit ederken Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt bu rakamın 150 civarında olduğunu kabul etti.
Pentagon’un başlangıçta yalnızca tek haneli rakamlarla ifade ettiği zayiat verilerini bağımsız raporlar sonrası kademeli olarak revize etmesi, Washington’ın sahadaki gerçek kayıpları iç kamuoyu tepkisini yönetmek amacıyla sistematik bir biçimde "dilimleyerek" servis ettiğini kanıtladı.
Savunma Bakanlığı daha önce yalnızca 8 askerin ağır yaralandığını açıklamış, ancak 1 Mart’ta Suudi Arabistan’daki İran saldırısında ölen 26 yaşındaki Benyamin Pennington ile birlikte toplam can kaybı yediye yükselmişti.
Bu insani maliyet tablosu, Trump yönetiminin hava operasyonlarının ötesine geçerek bir kara işgaline hazırlandığına dair Demokrat senatörlerin uyarılarını güçlendiriyor.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), savaşın ilk iki gününde 5,6 milyar dolar değerinde 2.000’den fazla mühimmat kullandığını açıkladı.
Senatörler Richard Blumenthal ve Chris Murphy gibi isimler, hava saldırılarının rejim değişikliği hedefine ulaşmada yetersiz kalacağını ve bir kara operasyonunun binlerce Amerikan askerinin ölümüyle sonuçlanacağını vurguluyor.
ABD askeri doktrini, stratejik tahkimat alanlarına yönelik asimetrik vuruşların yarattığı geniş çaplı kayıpları "travmatik beyin hasarı" veya "hafif yaralanma" gibi muğlak kategoriler altında gizleyerek, operasyonel başarısızlığın siyasi maliyetini erteleme yoluna gidiyor.
ABD Başkanı Trump savaşın bir ay içinde biteceğini öngörürken, CENTCOM’un lojistik hazırlıkları çatışmaların Eylül ayına kadar sürebileceğine işaret ediyor.
ABD’nin İran Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un savaşın nasıl sonuçlanacağına dair "Bilmiyorum" yanıtı ise Washington’daki stratejik belirsizliği ve operasyonel niyetlerin opaklığını ortaya koyuyor.
Mevcut verilerin yalnızca sızdırılabildiği kadarıyla sınırlı olduğu gerçeği, İran'ın sofistike füze ve İHA kapasitesi karşısında Amerikan personel zayiatının açıklananın çok ötesinde bir yapısal tahribata işaret ettiğini gösterdi.