İranlı siyasetçi: Füzelerimizle güç haritasını yeniden çizdik

img
İranlı siyasetçi: Füzelerimizle güç haritasını yeniden çizdik YDH

İranlı siyasetçi Celal Çeragi, ABD'nin bölgedeki askeri caydırıcılığının çöktüğünü ve füzelerle çizilen yeni güç haritasının eski çatışma kurallarını geçersiz kıldığını açıkladı.




YDH- İranlı siyasetçi Celal Çeragi, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının en zorlu günlerini geçirdiğini ifade etti.

Çeragi, Donald Trump'ın Tahran'a yönelik tehditlerini, sahadaki yenilgileri gizlemeye yönelik nafile bir çaba olarak nitelendirdi.

El-Malume'ye konuşan Çeragi, İran İslam Cumhuriyeti'nin, Washington tarafından ulaşılamaz kabul edilen askeri üsleri imha ederek Amerikan kırmızı çizgilerini yerle bir ettiğini belirtti.

Bu stratejik hamlenin uluslararası karar merkezlerinde derin bir şok yarattığını söyleyen siyasetçi, yaşananların İran'ın doğrudan çatışma kapasitesini ve gerçek gücünü kanıtladığını dile getirdi.

Amerikan tarafının ciddi bir moral çöküntüsü yaşadığını savunan Çeragi, askerlerin kendilerini füze ve insansız hava araçları karşısında savunmasız birer hedef olarak görmeye başladığını öne sürdü.

Bu durumun sonucu olarak Amerikan askerlerinin Arap ülkelerindeki üslerden kaçma eğilimine girdiğini iddia eden yetkili, Hürmüz Boğazı üzerinde sağlanan mutlak hakimiyetin altını çizdi.

Çeragi, hiçbir Amerikan ya da Siyonist gemisinin İran silahlarının menzili dışında kalmadan bu stratejik su yolundan geçemeyeceğini vurguladı.

Trump’ın hayal dünyasından uyanması gerektiğini belirten Çeragi, ABD'nin bahsettiği güç mantığının artık sahada bir karşılığı olmadığını savundu.

Uluslararası toplumu, durum kontrolden çıkmadan sorumluluk almaya çağıran İranlı siyasetçi, Tahran’ın egemenliğini savunmak adına her türlü bedeli ödemeye hazır olduğunu hatırlattı.

Güvenlik uzmanları ise İran'ın ABD üslerine yönelik doğrudan operasyonel başarısının, on yıllardır süregelen Amerikan tek taraflı caydırıcılık doktrinini fiilen bitirdiği görüşünde birleşiyor.

Tahran'ın hava ve deniz hakimiyetindeki ısrarcı tutumuyla birlikte, eski çatışma kurallarının tamamen rafa kalktığı ve füzeler ile boğazlar denklemi üzerine kurulu yeni bir nüfuz haritasının şekillendiği görülüyor.