Trump yönetiminin üniversitelere yönelik finansal ve siyasi baskıları, ABD yükseköğretim sisteminde akademik işe alımları belirgin biçimde yavaşlattı.
YDH - ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin üniversitelere yönelik müdahaleleri, ABD yükseköğretim sisteminde akademik kadro alımlarının belirgin biçimde yavaşlamasına yol açtı. Süreçten özellikle uluslararası akademisyenlerin doğrudan etkilendiği belirtiliyor.
Üniversiteler bir yandan federal fonlara yönelik tehditlerle, diğer yandan göç politikalarından kaynaklanan bürokratik engellerle karşı karşıya. Birçok akademisyen ve yöneticiye göre ortaya çıkan tablo giderek sürdürülemez hale geliyor.
ABD, araştırma kapasitesi açısından uzun yıllardır güçlü bir uluslararası itibara sahip. Ancak bazı akademisyenler, Trump yönetiminin baskılarının doğrudan araştırma altyapısını yıkmasa bile gelecekte belirli alanlara yönelen akademisyen sayısını azaltabileceğini belirtiyor.
İşe alımlardaki yavaşlama geçen yıl başladı. Yönetim, antisemitizm suçlamalarını gerekçe göstererek seçkin üniversitelerden milyonlarca dolar federal fon çekmeye başlamıştı.
Bu finansman kaybı Harvard gibi önde gelen kurumlarda işe alım dondurmalarına yol açtı. Johns Hopkins Üniversitesi ise bu süreçte binlerce çalışanı işten çıkarmak zorunda kaldı.
Bazı üniversiteler yönetimle anlaşarak fonları geri aldı. Bazıları ise mahkemeler aracılığıyla finansmanı yeniden kazandı. Buna rağmen fonların geri gelmesi akademik işe alımların hızla yeniden başlamasına yol açmadı.
North Carolina Wilmington Üniversitesi Eğitim Liderliği Bölümü Başkanı Kevin McClure, yeni akademik kadrolar için gerekçe oluşturmanın geçmişe kıyasla çok daha zor hale geldiğini söyledi.
McClure, "Yeni kadroların neden gerekli olduğunu anlatmak için eskisine göre çok daha fazla zaman harcıyoruz. Bu kadroların öğrenci sayısını nasıl artıracağını da ayrıca gerekçelendirmemiz gerekiyor. Birçok meslektaşımdan yeni pozisyon açmanın ne kadar zorlaştığına dair ciddi bir rahatsızlık duyuyorum. Bazı durumlarda ise yeni öğretim üyesi almak mümkün olmuyor" dedi.
Akademisyenler kariyer tercihlerini sorguluyor
Yönetim kademesinde finansman kaygıları işe alımları zorlaştırırken, akademisyenler de içinde bulundukları alanlarda kalıp kalmama konusunda karar vermekte zorlanıyor.
Bazı eyaletlerde öğretim üyelerinin belirli konuları nasıl anlatabileceğine yönelik sınırlamalar getirildi. Irk ve toplumsal cinsiyet gibi başlıklara yönelik düzenlemeler özellikle dikkat çekiyor. Bu girişimlerin büyük ölçüde Beyaz Saray tarafından desteklendiği ifade ediliyor.
Trump'ın ikinci başkanlık döneminden önce bile akademik göç eğilimleri ortaya çıkmıştı.
Amerikan Üniversite Profesörleri Birliği'nin 2023 yılında yayımladığı araştırma, akademisyenlerin üçte birinin Teksas, Florida, Georgia ve North Carolina eyaletlerinden ayrılmayı düşündüğünü ortaya koydu. Bu akademisyenlerin yüzde 58'i kararlarında eyaletlerin siyasi atmosferinin etkili olduğunu söyledi.
Yakın dönemde Texas A&M Üniversitesi'nde yaşanan bir olay da akademik özgürlük tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Bir profesör, ders sırasında ikiden fazla cinsiyet olduğunu anlatan öğretimine itiraz eden bir öğrenciyi sınıftan çıkardığı için görevden alındı.
Sosyal medyada hızla yayılan olayın ardından profesör görevine iade edilmesi için dava açtı.
Birçok Cumhuriyetçi eyalette çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık (DEI) ofisleri kapatıldı. DEI programları da bazı eyaletlerde tamamen yasaklandı.
Bazı akademisyenler, Trump yönetiminin başvuruları reddedebileceği endişesiyle federal fon başvurularında "equity" gibi kelimeleri kullanmaktan kaçındıklarını da dile getirdi.
Alliance for Higher Education Başkanı ve CEO'su Mike Gavin, akademik özgürlüğe yönelik kısıtlamaların kaliteyi doğrudan etkilediğini söyledi.
Gavin, "Akademik özgürlüğü ve çeşitlilik ile kapsayıcılık politikalarını sınırlayan eyaletlerde akademik kalite aynı seviyede değil. Bu eyaletlerde nitelikli akademisyenleri elde tutmak ve yeni akademisyen çekmek oldukça zorlaştı" dedi.
Gavin'e göre bazı eyaletlerde bunun tam tersi bir eğilim görülüyor. Akademik özgürlük ve kurumsal özerklik için yasal güvencelerin bulunduğu eyaletler daha fazla başvuru almaya başladı.
Gavin, "Yüksek nitelikli yöneticiler ve akademisyenler bu eyaletlere yöneliyor. Bu durum akademik özgürlük, kurumsal özerklik ve özellikle DEI politikalarına yönelik yasama tutumlarına bağlı olarak ciddi bir demografik kaymaya işaret ediyor" diye konuştu.
Göç politikaları uluslararası akademisyenleri zorluyor
ABD'deki öğrencilerin belirli alanlara yönelme ihtimali de azalabilir. Cumhuriyetçiler geçen yıl bazı bölümlerde eğitim gören öğrencilerin federal öğrenci kredilerinden alabileceği borç miktarına sınır getirdi.
Özellikle hemşirelik gibi alanlarda çalışan kurumlar bu kararın gelecekteki iş gücünü olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Bu düzenleme zamanla üniversitelerin finansal planlarını değiştirmesine ve işe alım kararlarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Cumhuriyetçi Parti ise bu yaklaşımın yükseköğretim maliyetlerini düşürmesini hedefliyor.
Yabancı akademisyenler için tablo daha karmaşık. Açılan bir davada, ABD vatandaşı olmayan akademisyenlerin Birinci Değişiklik kapsamındaki ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiği ileri sürüldü.
Trump yönetimi geçen yıl sosyal medya ve doğrulama çalışmaları yapan araştırmacıların ABD'ye girişini sınırlayan bir politika başlattı. Yönetim, bu çalışmaların Amerikalıların ifade özgürlüğünü sınırlayan sansür girişimlerine yol açabileceği endişesini dile getirdi.
Dava dilekçesine göre bu politika, yabancı doğumlu akademisyenlerin kendilerini sansürlemesine veya ülkeye girişlerinin engellenmesine yol açtı.
Trump yönetiminin H-1B vizesi için 100 bin dolar ücret getirmesi de üniversitelerin uluslararası akademisyen istihdamını zorlaştırdı. Birçok üniversite bu maliyet nedeniyle yabancı akademisyenleri işe alma konusunda tereddüt ediyor.
Tennessee Üniversitesi Knoxville kampüsünde Eğitim Liderliği ve Politika Çalışmaları Bölümü Başkanı Robert Kelchen, mühendislik gibi alanlarda uluslararası akademisyenlere duyulan ihtiyacın yüksek olduğunu belirtti.
Kelchen, "Uluslararası akademisyenleri çekmek zaten zorlaşıyordu. Bunun bir kısmı ABD siyasetinden kaynaklanan endişelerden geliyor, ancak asıl sorun H-1B vize maliyeti. Bir akademisyeni işe almak için 100 bin dolar harcamak zorunda kaldığınızda, üniversiteler doğal olarak aynı pozisyon için ABD vatandaşlarını tercih etmeye başlıyor. Özellikle mühendislik gibi alanlarda bu durum ciddi bir zorluk yaratıyor" dedi.
ABD yükseköğretim sistemindeki belirsizlikten yararlanmak isteyen bazı ülkeler de harekete geçti. İspanya, Danimarka ve Çin gibi ülkeler ABD'deki akademisyenleri kendi üniversitelerine çekmek için araştırma fonları, taşınma desteği ve çeşitli teşvikler sunuyor.
Kelchen yine de ABD'nin küresel akademik yetenek akışında tamamen gerilemeyeceğini düşünüyor.
Kelchen, "Dünyanın en iyi akademisyenlerinden daha küçük bir pay alabiliriz çünkü ABD'ye gelmek artık daha zor. Ancak Amerikalı akademisyenlerin büyük ölçüde başka ülkelere gitmesi beklenen bir durum değil. Çin dışında dünyanın çoğu ülkesi araştırma açısından ABD'nin sunduğu federal destek seviyesine yaklaşamıyor" ifadelerini kullandı.
Uzun vadede akademik çeşitlilik zayıflayabilir
Uzmanlar uzun vadede akademik kadrolara başvuru sayısının düşebileceğini de belirtiyor.
McClure, doktora öğrencilerinin akademik kariyer konusunda artık daha temkinli davrandığını söyledi. "Doktorasını tamamlayan kişiler akademik kariyeri düşünürken ciddi belirsizliklerle karşılaşıyor.
Bazı üniversitelerin mali sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri var. Bu nedenle akademik kadroya girmek geçmişe kıyasla daha riskli görünüyor. Risk sadece finansal değil, aynı zamanda siyasi" dedi.
McClure'a göre bu ortam özellikle düşük gelirli geçmişe sahip akademisyen adaylarını ve dezavantajlı toplulukları inceleyen araştırmacıları akademiden uzaklaştırabilir:
"Muhtemelen düşük gelirli ailelerden gelen başvurular azalacak. Aynı şekilde dezavantajlı toplulukları inceleyen araştırma alanlarında çalışan adayların sayısı da düşebilir. Sonuç olarak akademik kariyerlere yönelen kişiler arasında çeşitlilik azalabilir."