ABD Başkanı Donald Trump’ın İran gerilimindeki adımlarında belirleyici unsurun siyasi veya güvenlik kaygılarından çok piyasalardaki dalgalanmalar olduğu belirtildi.
YDH- Middle East Eye’da (MEE) yayımlanan bir analizde, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran geriliminde “ilk kez göz kırptığını”, ancak bunun Körfez toplumlarını koruma ya da bölgesel istikrar kaygısıyla değil, tamamen “piyasalardaki dalgalanma korkusuyla” yapıldığı kaydedildi.
Analizde, savaşın görünmeyen ritminin “piyasa saatleri” olduğu vurgulanırken, İran’ın artık nükleer silahtan daha caydırıcı bir stratejik karta sahip olduğu belirtildi: Hürmüz Boğazı.
Analizde, savaşın başından beri süren bir örüntüye dikkat çekildi. Buna göre, tansiyonun yükseldiği anlar piyasaların kapalı olduğu hafta sonlarına, geri adım atılan anlar ise pazartesi sabahı piyasalar açılmadan önceki saatlere denk getiriliyor. “İranlı gözlemciler bunu erken fark etti” denilen yazıda, söz konusu strateji “ekonomik bir çekirdeğe sahip psikolojik operasyon” olarak tanımlandı.
Analize göre, Trump’ın kararlarını belirleyen tek eksen “petrol, piyasalar ve imaj.” Bunun en somut kanıtı ise üç haftayı aşkın süredir Körfez ülkelerinin füzelerle vurulmasına, ekonomilerin on milyarlarca dolarlık kayba uğramasına karşın Washington’da herhangi bir geri adım atılmaması; ancak tehdit doğrudan piyasalara, petrol şokuna ve finansal dalgalanmaya yöneldiğinde “birdenbire tereddüt ve erteleme” sinyalleri gelmeye başlaması.
“Pazarlık değil anlatı yönetimi”
Analizde, Trump’ın “anlaşmaya yaklaşıldığı” yönündeki açıklamalarının diplomasi değil, “geri çekilmeyi strateji, tereddüdü devlet adamlığı gibi göstermek için kullanılan bir anlatı yönetimi” olduğu ifade edildi.
Yazıda, “Gerçek müzakereler yok. Tükenmiş, savaşı kontrol altına almaya çalışan arabulucular var. Ama ortada bir anlaşma yok.” vurgusu yapıldı.
MEE’nin değerlendirmesine göre, son yaşananlar savaşın sonu değil; “aynı senaryonun üçüncü kez sahnelenmesi.”
Analizde, “İlk kez geçen hazirandaki 12 günlük savaştan önce, ikinci kez son tırmanış öncesindeki müzakerelerde oynanan oyun şimdi yine tekrarlanıyor” denildi. Ancak bu kez İran’ın oyuna gelmediği belirtildi: “İran medyasında, resmi açıklamalarda, askeri ve siyasi kanatta bu son performansa dair bir inanç işareti yok. İran buna itibar etmiyor.”
Göz kırpmak teslim değil; askeri yığınağın sürdüğü uyarısı
Analizde, geri adım izlenimi veren açıklamalara rağmen sahadaki askeri hazırlıkların “aksini” gösterdiği kaydedildi.
Bölgeye on binlerce askerin konuşlandırıldığı, uçak gemisi vuruş grupları, çıkarma birlikleri, hava unsurları ve paraşütçü birliklerinin teyakkuz halinde olduğu belirtildi.
Yazıda, “Savaş makinesi yavaşlamıyor, genişliyor. Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak, kıyı altyapısını vurmak, hatta kritik enerji düğüm noktalarını ele geçirmek gibi senaryolar dolaşımda” ifadeleri kullanıldı.
Özellikle İsfahan ve Hürremşehr bölgesindeki enerji altyapılarına yönelik saldırıların sürdüğü hatırlatılarak, “Bu, gerilimi azaltma değil, sahnelemedir” değerlendirmesinde bulunuldu.
Analizde, savaşı sürdürme konusunda İsrail ile Washington’daki bazı siyasi çevrelerin “ortak bir iştah” taşıdığına dikkat çekildi.
İran’ın keşfettiği yeni güç: Hürmüz nükleer bombadan daha etkili
Analizin en dikkat çeken bölümünde, İran’ın savaş boyunca daha önce tam olarak kullanmadığı bir kozu keşfettiği belirtildi: Hürmüz Boğazı.
Küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolunun, “soyut bir tehdit değil, tüm küresel ekonomiyi iradeyle sarsabilecek merkezî, belirleyici ve kaçınılmaz bir stratejik kart” olduğu vurgulandı.
Yazıda, “İran, Hürmüz’ün inşa edebileceği herhangi bir nükleer bombadan daha güçlü olduğunu fark etti; çünkü bir bomba yıkım vaat eder, Hürmuz ise sistemin ta kendisini tehdit ederi” ifadesi yer aldı.
Analize göre, artık müzakereler nükleer sınırlamalar ve yaptırımların hafifletilmesi etrafında değil, çok daha acil bir eksende dönüyor: küresel enerji akışı. İran’ın ise bu konudaki tutumunun net olduğu aktarıldı.
Analizde, İran’ın savaşın ancak tüm zararların tazmin edilmesi, tüm yaptırımların kaldırılması ve ABD’nin İran’ın iç işlerine karışmayacağına dair garantiler sağlanması halinde sona ereceğini bildirdiği kaydedildi.
“Savaş İran’ı beklenenin aksine güçlendirdi”
Analiz, savaşın başındaki hedefin aksine, İran’ın bazı açılardan “daha güçlü” bir konuma geldiği tespitiyle sonuçlanıyor.
“Yaptırımlar sıkılaşmadı, aşındı. Petrol üretimi arttı. Fiyatlar yükseldi. Geleneksel tıkanma noktalarını aşan yeni ödeme kanalları ortaya çıktı” denilen yazıda, “Savaş ne kadar uzarsa, İran’ın savaş öncesindeki statükoya dönmek için o kadar az nedeni kalıyor.” İfadesine yer verildi.
MEE analizinde son olarak, şu anda yaşananın bir çözüm değil, “kırılgan, taktiksel ve aldatıcı bir duraklama” olduğu belirtildi.
“Trump göz kırptı, ancak göz kırpmak teslim olmak değil. Beş günlük pencere barış değil; tırmanışlar arasındaki boşluk. Ve eğer örüntü bozulmazsa, bundan sonra gelecek olan diplomasi değil, bölge, piyasalar ve dünya için çok daha ağır bir bedel olacaktır.” ifadeleriyle tamamlandı.