Eski ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, Ortadoğu’daki kaosun kökeninde İsrail’in Suriye politikaları ve ABD’nin el-Kaide ile gizli iş birliğini işaret ederek, IŞİD’in ve bölgesel felaketlerin bu stratejik boşluktan doğduğunu açıkladı.
YDH- ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi’nin eski direktörü Joe Kent, Washington’ın Orta Doğu’da yürüttüğü kirli savaşa ve terör örgütleriyle olan operasyonel bağlarına dair tarihî nitelikte açıklamalarda bulundu.
Şam merkezli kurulan ve İran mühimmatının doğrudan İsrail sınırına taşınmasını sağlayan o stratejik "kara köprüsü" hattını kırmak için yola çıktıklarını belirten Kent, Irak Savaşı’nın sonunda İsrail’in bu yapıyı paramparça etmek ve Beşşar Esed’i koltuğundan etmek için baskı kurmaya başladığını vurguladı:
''Şam'da o hilali andıran hattı, yani İran'dan gelen mühimmatın doğrudan İsrail'in burnunun dibine kadar taşınmasını sağlayan o kara köprüsünü kuruyorlardı. Irak Savaşı'nın sonunda İsrailliler, 'Yok arkadaş, bu iş böyle yürümez. Bu yapıyı paramparça etmemiz lazım. Suriye’de savaş çıkarıp Esed’i koltuğundan etmeliyiz' demeye başladılar. Tam o sırada Arap Baharı patlak verdi; halkta, bana kalırsa kısmen kendiliğinden gelişen bir hareketlenme vardı. Ama çok geçmeden biz devreye girdik. İsraillilerle el ele vermemiz gerektiğini, ama asıl Suriye’deki Sünni nüfusu bir isyan çıkarmak için ciddi şekilde kullanmamız gerektiğini söyledik. İşte IŞİD böyle doğdu. El-Kaide ile bizzat birlikte çalıştık; Hillary Clinton’ın sızan e-postaları da bunu açıkça doğruluyor zaten. Sözde Özgür Suriye Ordusu'nu desteklemek için yürüttüğümüz operasyonlarda aralarında ılımlılar da vardı elbet ama başlangıçta en etkili olanlar El-Kaide’ydi, sonra da IŞİD oldu. Tabii IŞİD sonradan kontrolden çıktı; Avrupa’da, Amerika’da saldırı planları yapmaya başladılar. Irak’ın koca bir bölümünü ele geçirdiler. Haliyle biz de kendi başlattığımız o yangını söndürmek için dönüp bu sefer IŞİD’in peşine düşmek zorunda kaldık. İşte bacağımı da o zaman kaybettim. Ama bu işin arkasındaki asıl itici güç hep İsrail’di. Önce İsrail’e karşı duran o güçlü lideri, Saddam’ı indirdik. Sonra yine İsrail’e kafa tutan diğer güçlü adamı, Esed’i devre dışı bıraktık. Ve şimdi de üçüncü aşamaya geçiyoruz; İsrail için İran’daki o güçlü hükümeti devirmeye gidiyoruz.''
╰┈➤ İsrailli analist Yehezkeli: Suriye'deki Sünniler Esed'den daha iyi
Arap Baharı ile oluşan organik hareketliliğin ardından ABD’nin hızla devreye girdiğini kaydeden Kent, İsrail ile el ele vererek Suriye’deki Sünni nüfusu bir isyan dalgası için "araçsallaştırdıklarını" itiraf etti.
╰┈➤ Kent: İsrail, İran ile anlaşmayı sabote etti
Bu stratejinin bir sonucu olarak IŞİD’in bizzat kendi elleriyle doğduğunu savunan eski direktör, Hillary Clinton’ın sızan e-postalarının da kanıtladığı üzere operasyon sahasında el-Kaide ile bizzat birlikte çalıştıklarını açıkladı.
Özgür Suriye Ordusu maskesi altında yürütülen faaliyetlerde asıl vurucu gücün el-Kaide ve sonrasında IŞİD olduğunu vurgulayan Kent, bizzat başlattıkları bu "yangın" kontrolden çıkıp Batı’yı hedef almaya başlayınca, kendi yarattıkları terörün peşine düşmek zorunda kaldıklarını ve bu süreçte bacağını kaybettiğini ifade etti.
Bölgedeki tüm devrimlerin ve savaşların arkasındaki asıl itici gücün İsrail olduğunu not eden Joe Kent; İsrail’e direnç gösteren Saddam Hüseyin’in indirilmesi ve Esed’in etkisiz hale getirilmesinin ardından şimdi "üçüncü aşamaya" geçildiğini duyurdu.
Bu yeni safhanın, yine İsrail’in güvenliği ve çıkarları adına İran’daki güçlü hükümeti devirme operasyonu olduğunu belirtti.
╰┈➤ İsrail: Colani düşündüğümüzden daha olumlu çıktı
Suriye politikasındaki stratejik iflası çarpıcı bir örnekle özetleyen Kent, Suriye’nin yönetiminin el-Kaide kökenli, eli kanlı bir terör liderine teslim ettiklerini vurguladı:
''Peki, Suriye’nin başına kimi geçirdik biz? Her şeyi öylesine yüzümüze gözümüze bulaştırdık ki; tutup Suriye’yi el-Kaide’nin o lanet teröristlerinden birine teslim ettik! Aynen öyle. Bu adam başlangıçta IŞİD’deydi, öncesinde de Irak’ta el-Kaide saflarında bize karşı savaşıyordu. Onu hapse attık, sonra IŞİD’e katıldı, onlardan ayrıldı. Derken Bin Ladin’in sağ kolu Eymen el-Zevahiri tarafından Nusra’nın başına geçmesi için bizzat seçildi. Sonra isim değişikliğine gittiler. Bak, bir cihatçı olarak Amerikalıları kandırmanın en garantili yolu şudur: Üzerine şık bir takım elbise geçir, arkana da iyi bir halkla ilişkiler şirketi al; o zaman ne söylersen söyle, insanlar sana inanmaya başlıyor. Yahu bu adamın elinde kestiği kafaları tutarken çekilmiş videoları var! Evet, bildiğin eli kanlı bir katil, vahşi bir terörist bu adam. Ve bu adam Başkan Trump’ın elini sıkıyor, öyle mi? İnanılır gibi değil. Maalesef öyle, çok yanlış yönlendirildi. Ve sonuç ortada... Biz ne yapıyoruz Allah aşkına? Ne yapıyoruz biz?''
╰┈➤ Trump'tan Colani'ye mektup: 'Sen iyi bir lider olacaksın; Amerika da seni destekleyecek'
Bu şahsın IŞİD ve Nusra geçmişine, Bin Ladin’in sağ kolu Zevahiri tarafından bizzat seçildiğine dikkat çeken eski direktör, Batı dünyasını kandırmanın yolunun teröristlere "takım elbise giydirip PR şirketleriyle parlatmak" olduğunu kaydetti.
╰┈➤ 'İsrail hariç herkes': Sünni teröristlerin ‘cihad’ sırrı nedir?
Eski direktör, elinde kestikleri kafalarla poz veren vahşi katillerin bugün Başkan Trump’ın elini sıkacak kadar meşruiyet kazandığını ve ABD yönetiminin bu konuda vahim bir şekilde yanlış yönlendirildiğini savundu.
Joe Kent, "Biz ne yapıyoruz Allah aşkına?" sorusunu yönelterek, ABD’nin Ortadoğu’da kendi elleriyle yarattığı bu kanlı döngüyü sert ifadelerle kınadı.