Transatlantik çatlağı: AB liderlerinden Washington’a salvo

img
Transatlantik çatlağı: AB liderlerinden Washington’a salvo YDH

Avrupa Birliği liderleri, Washington ile yürütülen diplomatik ilişkilerde artan gerilimi ve NATO'nun geleceğini mercek altına alıyor.




YDH- Cuma günü Avrupa Birliği’nin önde gelen liderlerinden gelen peş peşe açıklamalar, Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen ikili ilişkilerde biriken gerilimi ve NATO çatısı altındaki güvenlik kaygılarını açıkça kamuoyuna yansıttı. Washington’ın dış politika hamleleri, kıta genelinde derin endişelere yol açarken, Avrupa’nın kendi kaderini tayin etme arzusu hiç olmadığı kadar güçlü bir şekilde dile getiriliyor.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Washington ziyaretine ilişkin Parlamento’da gerçekleştirdiği konuşmada, ezber bozan bir çağrıda bulundu. Meloni, Avrupa Birliği’nin Amerikan çıkarlarından bağımsız, NATO bünyesinde kendi güvenlik sistemini kurması gerektiğini vurguladı. Kıtanın güvenlik sorumluluklarını bizzat üstlenmesi gerektiğinin altını çizen Başbakan, Avrupa’nın "kendi güvenliğini garanti altına almak adına ittifakın Avrupa ayağını cesurca inşa etmesi" gerektiğini ifade etti.

ABD’den gelen eleştirilere karşı tavizsiz bir duruş sergileyen Meloni, Avrupa Birliği’nin "tekrarlanan hakaret ve ithamları" görmezden gelmeyeceğini belirtti. Özellikle Grönland tartışmaları ve gümrük vergileri gibi kriz başlıklarında Avrupa’nın kararlı bir yanıt verdiğini hatırlatan Meloni, İtalya’nın dış politika rotasını da net bir dille çizdi: "İtalya, Amerika’nın İran’a karşı yürüttüğü savaşı onaylamıyor ve bu sürece dahil olmayacaktır."

Diğer yandan Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo, ABD Başkanı Donald Trump’ın Amerikan birliklerini Avrupa’dan çekme yönündeki tehditlerine ilişkin daha soğukkanlı bir değerlendirmede bulundu. Bu tür söylemlerin yeni bir olgu olmadığını dile getiren Orpo, Trump’ın "sert ve düşmanca" bir dil kullanma alışkanlığına dikkat çekti.

Orpo, Washington’ın savunma taahhütlerini yeniden gözden geçirme sinyallerinin uzun süredir masada olduğunu hatırlatarak, mevcut tehditlerin transatlantik ilişkilerin genel akışı içerisinde beklenebilir bir durum olduğunu vurguladı. Finlandiya Başbakanı’na göre, söylemler her ne kadar keskin olsa da bu durum, Avrupa’nın savunma stratejilerini çoktan bu gerçekliğe göre şekillendirmesi gerektiğini teyit ediyor.

Bu kritik açıklamalar, iki kıta arasındaki diplomatik hattın giderek gerildiği ve Avrupa’da savunma alanında "stratejik özerklik" arayışının ivme kazandığı bir dönemde, küresel siyasetin merkezine yerleşmiş durumda.