Dijital savaşın yeni cephesi: Hasbara ve ‘Esther Projesi’

img
Dijital savaşın yeni cephesi: Hasbara ve ‘Esther Projesi’ YDH

Küresel Filistin İttifakı, İsrail’in “Hasbara” sistemi ve “Esther Projesi” üzerinden yürüttüğü dijital propaganda ve algı operasyonlarına dikkat çekti.




YDH- Araştırmacılar, aktivistler ve dijital haklar uzmanları, salı günü “Küresel Filistin İttifakı” tarafından düzenlenen bir webinarda, “Filistin’e ilişkin küresel anlatıları şekillendiren koordineli propaganda ve dezenformasyon faaliyetleri” konusunda uyarıda bulundu.

Dijital propaganda ve Hasbara

“İsrail’in 2026 Hasbara Endüstrisine Karşı Mücadele” başlıklı etkinlikte konuşan katılımcılar, İsrail’e ait olduğu belirtilen “organize dijital mesajlaşma stratejilerine” ve “devlet destekli kamuoyu yönlendirme kampanyalarına” dikkat çekti.

İsrail’in “Hasbara” olarak bilinen ulusal kamu diplomasisi biriminin propaganda faaliyetlerini yürüttüğü, bu kapsamda Gazze’deki çatışmaların ilk aylarında hizmet sağlayan bazı şirketler ve taşeronlarla yasal anlaşmazlıklar yaşandığı ifade edildi.

Gazze’deki olayların ardından İsrail’in gizli halkla ilişkiler kampanyaları yürüttüğü, “Esther Projesi” kod adlı bir çalışma kapsamında ücretli influencer ağlarını yöneten şirketlerle iş birliği yaptığı ileri sürüldü.

Ekim 2023’ten bu yana Hasbara faaliyetlerinin Dışişleri Ve Diaspora Bakanlıkları tarafından da yürütüldüğü, kamuoyunu etkilemek ve savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ile soykırım iddialarını reddetmek amacıyla büyük bütçeler ayrıldığı aktarıldı.

Dijital araçlar ve yapay zekâ ile etki operasyonları

7 Nisan’da gerçekleştirilen webinarda konuşmacılar, İsrail’in artan şekilde “dijital araçlar, hedefli reklamlar ve yapay zekâ sistemleri üzerinden kamuoyu oluşturma faaliyetlerine” yöneldiğini belirtti.

Enes Embri, “çevrim içi reklam kampanyaları ve şeffaflık mekanizmalarına” ilişkin bulgular sunarak İsrail bağlantılı tanıtım faaliyetlerinde sınırlı açıklama yapıldığını ifade etti.

Filistin merkezli bir düşünce ve analiz ağı olan Eş-Şebeke’den Tarık Kenişiva, açık kaynak istihbaratının olayların belgelenmesi ve dezenformasyonun karşılanmasındaki rolüne dikkat çekerek bu yöntemlerin olayları doğrulamada kullanıldığını söyledi.

Ayrıca, Gazze’de toplu mezarların ortaya çıkarılmasında ve İsrail’in sosyal medya dezenformasyon kampanyalarının ifşasında bu tekniklerin etkili olduğunu belirtti.

Hala Hanina, savaş sırasında medya yansımalarını değerlendirerek İsrail makamlarının saldırıları inkâr etme, sorumluluğu başka taraflara yöneltme ve sivil kayıpları gölgede bırakacak anlatılar kurma eğiliminde olduğunu ifade etti.

Bir diğer konuşmacı Lujane, yapay zekâ ve dijital etki alanına odaklanarak içerik ekosistemlerinin “AI” tarafından üretilen çıktıları şekillendirebildiğini ve İsrail anlatılarını güçlendirebildiğini söyledi.

Dijital hak savunucusu Nedim Naşif, platform yönetimine ilişkin endişeleri dile getirerek Filistin içeriklerinin daha önce kaldırılması veya kısıtlanması örneklerine dikkat çekti.

Miriyam Aouragh ise dijital alanın aynı zamanda karşı anlatıların yayılmasına imkân sağladığını, Filistin seslerinin daha geniş kitlelere ulaştığını belirtti.

Organizatörler, webinarda amaçlarının katılımcılara çatışma dönemlerinde bilginin nasıl üretildiğini ve dolaşıma girdiğini anlamaya yönelik analitik araçlar kazandırmak olduğunu ifade etti.

Ayrıca, dezenformasyonla mücadele ve medya okuryazarlığının, dijital platformların küresel algıyı şekillendirmeye devam ettiği bir dönemde kritik önem taşıdığı vurgulandı.