İran'a dayattığı savaş ABD ekonomisini çökertti

img
İran'a dayattığı savaş ABD ekonomisini çökertti YDH

Amerika Birleşik Devletleri, İran’a karşı başlattığı emperyal saldırganlık savaşının ağır faturasını kendi ekonomik egemenliğini yitirerek öderken, süreç, Amerikan rüyasının bir borç kabusuna dönüşerek sona erdiğini belgeliyor.




YDH- Amerika Birleşik Devletleri, 2026 yılının bahar aylarında İsrail ile tam koordinasyon içinde İran'a dayattığı emperyal saldırganlık savaşında sadece Ortadoğu'da bir askeri cephe açmadı; aynı zamanda kendi ekonomik geleceğini bir barut fıçısının üzerine bıraktı.

Uzmanlara göre, karşımıza çıkan tablo bir "dalgalanma" değil, sistemik bir imha süreci olarak şekilleniyor.

Beyaz Saray her ne kadar pembe tablolar çizse de, veriler Washington’un kendi kazdığı kuyuya düştüğünü kanıtlıyor.

Hücrelerine kadar yayılan stagflasyon kanseri, üretim çarklarını durdururken fiyatları eşi benzeri görülmemiş bir hızla yukarı itiyor ve Amerikan rüyasını bir borç kabusuna dönüştürüyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklıkla mühürlenen enerji ve gıda arzı, Washington’un mali disiplini yitirmiş hazinesini trilyon dolarlık deliklerle baş başa bırakıyor.

En zengin yüzde 1’in serveti devasa boyutlara ulaşırken, halkın tüketici güveni ve satın alma gücü tarihin en derin çukuruna inerek toplumsal bir patlamanın fitilini ateşliyor.

 

Ekonomik çöküşün 11 kanıtı:

• Enflasyon şoku: Mart ayı, 2022'den bu yana görülen en yüksek aylık artışa sahne oldu; yıllık oran %3,3'e fırladı.

• Güven kaybı: Tüketici güven endeksi tarihinin en düşük seviyesine inerek sistemik bir korkuyu belgeledi.

• Enerji darbesi: Benzin fiyatları galon başına 4 dolar eşiğini aştı, ısınma yakıtı fiyatları %30'dan fazla yükseldi.

• Bütçe deliniyor: Gümrük gelirleri hızla düşerken, bütçe açığı trilyon dolar sınırını çoktan geçti.

• Servet uçurumu: En zengin %1'lik kesim, toplumun %90'ının toplam servetine eşit bir güce ulaştı; 55 trilyon dolar sadece dar bir kitlenin elinde birikti.

• Satın alma gücü eriyor: Maaş artışları enflasyonun çok altında kaldı; düşük gelirliler %1,1 artışla reel olarak sefalete sürüklendi.

• Askeri israf: USS Boise örneğinde olduğu gibi, yüz milyonlarca dolar hiçbir stratejik kazanım sağlanmadan harcandı.

• Stratejik malzeme krizi: Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık; gübre, helyum ve petrol üzerinden tüm sanayi üretimini tehdit etmeye başladı.

• Siyasi kutuplaşma: Kongre’de savaşın maliyetine dair kavga büyüdü, demokratlar enflasyonun tek sorumlusu olarak "Trump’ın pervasız savaşını" gösterdi.

• Şaibeli işlemler: Savaş kararları öncesinde borsada yapılan devasa ve "içeriden bilgi içeren" işlemler, sistemin ahlaki olarak da çöktüğünü kanıtladı.

• Stagflasyon pençesi: Bank of America resmen ilan etti: Ekonomi hem büyümüyor hem de fiyatlar artıyor; yani en kötü senaryo olan "stagflasyon" piyasayı ele geçirdi.

 

Petrol, enflasyon ve boğulan tüketici

Savaşın ilk darbesi, Amerikan halkının en hassas noktasına, yani cüzdanına geldi. 28 Şubat’ta başlayan saldırıların hemen ardından petrol fiyatları kontrolden çıktı.

Brent petrol bir ayda %60’tan fazla değer kazandı; 60-70 dolar bandından bir anda 100 doların üzerine fırladı.

Bu şok, Mart ayı enflasyon verilerine tam bir yıkım olarak yansıdı. Tüketici fiyatları sadece bir ayda %0,9 arttı. Bu rakam, 2022 yazından beri görülen en yüksek ivmeyi temsil ediyor. Yıllık enflasyon ise %3,3 ile son dört yılın zirvesine oturdu.

Halk bu kaosu sadece rakamlarda değil, bizzat istasyonlarda yaşadı.

Galon başına benzin fiyatı 4 dolar eşiğini çoktan aştı. Özellikle ısınma amaçlı kullanılan yakıt yağındaki %30,7’lik devasa artış, krizin sadece ulaşımla sınırlı kalmadığını gösterdi. Üstelik Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapalı kalması, küresel gübre arzının üçte birini kilitledi.

Bu durum, gıda fiyatlarında asıl büyük fırtınanın henüz kopmadığının en net kanıtı oldu. Ekonomistler, akaryakıt fiyatlarının "roket gibi yükselip tüy gibi düştüğü" konusunda uyarıyor; yani savaş yarın bitse bile Amerikalı ailenin bu bedeli ödemesi aylar sürecek.

 

Tarihi dip noktası: Tüketici güveni ve sosyal çatlak

Sistem sadece maliyetlerle değil, derin bir inanç kaybıyla da sarsılıyor. Michigan Üniversitesi'nin yaptığı son araştırma, Amerikan halkının ekonomiye olan güveninin "tüm zamanların en düşük" seviyesine indiğini gösterdi.

Tüketici güveni sadece Mart ayından bu yana %11 geriledi. Daha da kötüsü, halkın gelecek bir yıla dair iş koşulları beklentisi %20 oranında çakıldı.

İnsanlar artık sadece pahalılıktan değil, ellerindeki varlıkların (evleri, birikimleri) değer kaybetmesinden de korkuyor.

Yaş, gelir veya siyasi görüş fark etmeksizin toplumun tüm kesimlerinde bu karamsarlık hakim.

Beyaz Saray Sözcüleri ekranlara çıkıp "yumurta ve spor müsabakası biletleri ucuzluyor" diyerek halkı teselli etmeye çalışıyor ancak halkın %59’u ödediği verginin çok yüksek olduğunu ve bunun karşılığını alamadığını düşünüyor.

Vergi adaletine olan inanç 1999 yılındaki tarihi dip seviyeye geri döndü.

────────────────────────

Bank of America'dan ABD ekonomisi için stagflasyon uyarısı

ABD'de en zengin yüzde 1'lik kesimin serveti en yoksul yüzde 90'ın toplamını yakaladı

ABD'de senatörlerden emtia piyasası denetçisine İran mektubu

────────────────────────

 

Kamu maliyesinde enkaz devri

Hazine tarafında ise tam bir yönetim faciası yaşanıyor. Başkan Trump’ın sık sık "bütçeyi dengeliyor" diye övdüğü gümrük vergileri, Mart ayı itibarıyla tam anlamıyla çöktü. Vergi gelirleri Ekim ayından bu yana %30 kayıp yaşadı.

Yüksek Mahkeme’nin bazı gümrük uygulamalarını hukuka aykırı bularak iptal etmesi, Hazine’nin üzerine 166 milyar dolarlık bir iade yükü bıraktı.

Bu gelir kaybına karşılık giderler durdurulamaz bir boyuta ulaştı. Mali yılın ilk altı ayında bütçe açığı 1,169 trilyon doları aştı.

Savaşın günlük 1 milyar doları geçen doğrudan maliyeti, kamu borcunu 39 trilyon doların üzerine fırlattı. Bu devasa israfın en somut simgesi ise USS Boise nükleer denizaltısı oldu.

Onarımı için tam 800 milyon dolar harcanan bu gemi, işin sadece %22’si bitirilebildiği için envanterden çıkarıldı. Yani halkın vergileri, savaşın ateşiyle birlikte hiçbir sonuç alınamadan çöpe atıldı.

────────────────────────
Trump yönetiminden enflasyon verileri karşısında 'sakin kalın' mesajı

ABD'de gümrük gelirleri gerilerken bütçe açığı trilyon doları aştı

Gallup anketi: Amerikalıların vergi yükü son 20 yılın en yüksek seviyesinde

────────────────────────

Adaletsizliğin zirvesi: %1’e karşı %90

Ekonomik sallantı, toplumun en üstündeki azınlık ile geniş halk kitleleri arasındaki makası bir daha kapanmamak üzere açtı.

Fed verileri sarsıcı gerçeği yüzümüze vuruyor: ABD’deki en zengin %1’lik kesim, toplumun %90’ının toplam servetine eşit bir güce ulaştı. Bu azınlık, 55 trilyon dolarlık bir serveti elinde tutuyor.

Borsadaki yapay zeka rallisi zenginleri daha da zenginleştirirken, hisse senetlerinin %87’sini kontrol eden bu dar kitle, halkın sefaletinden beslenmeye devam ediyor.

Yüksek gelirlilerin maaşları %3 artarken, düşük gelirlilerin artışı %1,1’de kaldı; yani halk enflasyon karşısında her gün biraz daha eridi.

Makroekonomik verilerin "sağlam" görünmesinin tek nedeni, en üstteki %10’luk kesimin toplam tüketici harcamalarının yarısını tek başına yapması oldu.

Bu, altı tamamen boşalmış, sadece tepesi parlayan bir kule ekonomisidir.

────────────────────────
ABD'de tüketici güveni dibe vurdu

ABD enflasyon verileri İran savaşının etkileriyle yükselişte

Kumar cumhuriyeti: ABD'de 'siyasi bahis' geliri günlük 1 milyon dolara ulaştı

────────────────────────

Ahlaki çöküş ve şaibeli kazançlar

Savaşın yarattığı yıkım sadece rakamlarda değil, sistemin ahlaki temellerinde de görülüyor. Senatör Elizabeth Warren ve Sheldon Whitehouse’un federal denetçilere yazdığı mektup, Washington koridorlarında dönen şaibeleri gün yüzüne çıkardı.

İran savaşına dair kritik kararlar ve gümrük vergisi değişiklikleri açıklanmadan hemen önce, piyasalarda "olağandışı" büyüklükte ticari işlemler yapıldı.

Amerikalı aileler akşam yemeğinden kısarken, sistemin içinden bilgi alan (insider trading) bazı odakların bu kaosu devasa karlara dönüştürdüğü şüphesi, toplumsal öfkeyi patlama noktasına getirdi.

Piyasa denetçilerine giden bu ihbarlar, devletin en hassas karar mekanizmalarının bizzat içerideki figürler tarafından birer finansal silaha dönüştürüldüğünü ve savaşın yarattığı kanın bazı çevreler için sadece bir "yatırım fırsatı" olarak görüldüğünü tescilledi.

Federal kurumların derin sessizliği, kamuoyunda yozlaşmanın artık münferit bir hata değil, sistemin geneline yayılmış yapısal bir kanser olduğu algısını pekiştirdi.

Beyaz Saray'ın personeli uyarmakla yetinen cılız savunması, sokağın yangınına karşılık elitlerin "içeriden bilgiyle" servetlerini güvence altına aldığı gerçeğini perdelemeye yetmedi.

Sistemin çürümesi sadece resmi verilerde değil, toplumun geleceğini bir kumar masasına yatıran yeni nesil finansal araçlarda da kendini gösteriyor.

ABD merkezli tahmin piyasası Polymarket’in komisyon gelirlerindeki üç katlık devasa artış, Amerikan halkının artık üretmekten ziyade kaosun ve siyasi belirsizliğin sonucuna bahis oynamayı bir çıkış yolu olarak gördüğünü kanıtlıyor.

Platformun yıllık gelir beklentisinin 350 milyon doları aşması ve 9 milyar dolarlık piyasa değerine ulaşması, reel ekonominin can çekiştiği bir dönemde "felaket tellallığının" ne kadar kârlı bir sektöre dönüştüğünü kanıtlıyor.

Siyaset ve ekonomi başlıklarında dönen yüz milyonlarca dolarlık işlem hacmi, toplumun her türlü jeopolitik krizi ve başkanlık seçimlerini birer "token" değerine indirgediği ahlaki bir erozyonu işaret ediyor.

Kendi sabit coinini (Polymarket USD) devreye alarak denetim dışı bir finansal ekosistem kuran bu yapılar, Wall Street’in devasa yatırımlarıyla beslenirken, halkın çaresizliğini dijital bir kumarhanenin likiditesine dönüştürüyor.

────────────────────────
ABD'de enflasyon son dört yılın zirvesine çıktı

Demokratların lideri: Amerikalılar Trump’ın bedelini ödüyor

ABD, 800 milyon dolar harcadığı nükleer denizaltıyı envanterden çıkarıyor

───────────────────────

Stagflasyon pençesi

Tüm bu parçalar birleştiğinde ortaya çıkan canavarın adını Bank of America koydu: "Klasik Stagflasyon." Savita Subramanian’ın deyimiyle piyasa sinyalleri artık birbiriyle çatışıyor.

Ekonomi yavaşlıyor, büyüme duruyor ancak fiyatlar artmaya devam ediyor. Bu, ekonominin görüp göreceği en kötü senaryodur.

ABD, 1970'lerdeki petrol şoku ve "Büyük Enflasyon" döneminden bu yana böyle bir çıkmazla karşılaşmadı. Ancak bugün borç daha yüksek, üretim daha kırılgan ve toplumsal sözleşme daha zayıf.

Yatırımcılar artık "güvenli liman" bulamıyor; sanayi ve enerji gibi enflasyondan beslenen sektörler devasa ralliler yaparken, sağlık ve temel tüketim gibi halkın yaşamını ilgilendiren alanlar geride kalıyor.

Bank of America stratejisti Savita Subramanian’ın "klasik stagflasyonist piyasa ortamı" olarak tanımladığı bu süreç, yatırımcıları hem yavaşlayan büyüme hem de tırmanan maliyetler arasında netlik sunmayan, son derece "gürültülü" bir kaosun ortasına bıraktı.

Piyasa liderliğinin alışılagelmiş strateji kitaplarına uymayan bir biçimde değişmesi, enerji ve sanayi sektörlerinde "devasa ralliler" yaratırken, geçmişin güvenli limanları olan sağlık ve temel tüketim mallarının bu kez koruma sağlayamaması ekonomik sarsıntının derinliğini kanıtlıyor.

Mevcut tablo, S&P 500 endeksinin son yıllardaki yüksek kazanç oranlarını geri vermeye başlamasıyla birleşince, ekonominin standart "boğa" veya "ayı" anlatılarının çok ötesinde, 1980’lerden bu yana tecrübe edilmemiş sancılı ve çelişkili bir yapısal dönüşüme girdiğini belgeliyor.

 

Sonuç 

Amerika Birleşik Devletleri, İran’a karşı başlattığı bu "pervasız" ve "hedefsiz" savaşın bedelini kendi ekonomik egemenliğini kaybederek ödüyor.

• Stratejik hata: Petrol arzının %20’sinin geçtiği Hürmüz’ü kilitlemek, Amerikan sanayisini ve tarımını (gübre kriziyle) doğrudan vurdu.

• Mali intihar: Trilyon dolarlık bütçe açıkları ve israf edilen askeri bütçeler, doların küresel güvenilirliğini sarstı.

• Sosyal patlama: Servet dağılımındaki uçurum ve halkın vergi sistemine olan güvensizliği, içerideki huzursuzluğu geri dönülemez bir noktaya taşıdı.

Gözlemcilere göre, bu tablo, bir "dalgalanma" değil, bir devrin sonu.

Amerika, cephede ne kazandığını iddia ederse etsin, Wall Street’in gölgesindeki evlerde ve boşalan Hazine depolarında bu savaşı çoktan kaybetti.

Sistem, Bank of America’nın uyardığı o stagflasyonist tünelin içinde, son sürat karanlığa doğru ilerliyor.