Aralarında Fransa, Birleşik Krallık ve İspanya'nın da bulunduğu 17 ülkenin dışişleri bakanı, yayımladıkları ortak bildiriyle Lübnan'ın bölgesel gerilimi azaltma süreçlerine acilen dahil edilmesi çağrısında bulundu.
YDH- Dünya genelinden 17 ülkenin dışişleri bakanları, Lübnan’da derinleşen insani krize ve tırmanan askeri gerilime dikkat çekmek amacıyla Salı günü kapsamlı bir ortak bildiri yayımladı.
Avustralya, Belçika, Hırvatistan, Kıbrıs, Danimarka, İspanya, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, İzlanda, Lüksemburg, Malta, Portekiz, Norveç, Birleşik Krallık, Slovenya ve İsveç’in imza koyduğu metinde, Lübnan'ın bölgesel istikrar ve gerilimi azaltma girişimlerinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi gerektiği savunuldu.
Bakanlar, Lübnan sahasında devam eden savaşın yalnızca yerel bir çatışma olmadığını, aynı zamanda bölge genelinde yürütülen diplomatik çözüm arayışlarını ciddi şekilde tehlikeye attığını vurguladı. Tüm tarafları kalıcı bir siyasi çözüm için sorumluluk almaya davet eden imza sahibi ülkeler, bölgesel barış çabalarına olan desteklerini yineleyerek, bu süreçlere tam riayet gösterilmesi çağrısında bulundu.
Bildiride özellikle 8 Nisan tarihinde İsrail tarafından Lübnan genelinde gerçekleştirilen ve yüzlerce sivilin ölümüne ve yaralanmasına yol açan yoğun hava operasyonları sert bir dille kınandı. ABD ile İran arasındaki mevcut ateşkes ikliminin sunduğu diplomatik fırsat penceresinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten bakanlar, gerilimin vakit kaybetmeksizin düşürülmesi gerektiğini ifade etti.
Uluslararası insani hukuk çerçevesinde sivil halkın ve kritik altyapının mutlak surette korunması gerektiğinin altını çizen 17 ülke, İsrail ordusunun Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) unsurlarını hedef alan saldırılarına da tepki gösterdi. Lübnan hükümeti ve halkıyla "sarsılmaz bir dayanışma" içinde olduklarını beyan eden diplomatlar, yerinden edilen bir milyonu aşkın mülteciye yönelik insani yardımların Beyrut yönetimiyle eş güdüm içerisinde sürdürüleceğini taahhüt etti.
Bu kritik çağrı, İsrail’in Lübnan’ın güneyi başta olmak üzere ülke genelindeki askeri operasyonlarını tırmandırdığı, sivil yerleşim birimleri ile sağlık ve sosyal tesislerin ağır yıkıma uğradığı bir dönemde geldi. Bakanlar, sonuç bölümünde Lübnan’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı gösterilmesinin bölgesel barışın ön koşulu olduğunu bir kez daha hatırlattı.