Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in Yair Lapid ile kurduğu yeni ittifak seçim yarışındaki konumunu güçlendirirken, Haaretz’de yayımlanan analizde bu birlikteliğin dayandığı ideolojik zemin eleştiriye tabi tutuldu.
YDH - Haaretz gazetesinde yayımlanan analizde, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in, muhalefet lideri Yair Lapid’in Teş Atid partisiyle birleşmesinin Bennett’in bu yılki seçimlerdeki başbakanlık konumunu şimdilik sağlamlaştırdığı belirtildi.
Analizde, Bennett'in bu anlaşmada öncü figür olmasının, ülkenin yıllardır özlemini duyduğu "birlik" talebinin bir yansıması olduğu ve Bennett’in Benyamin Netanyahu’yu devirmek isteyen sağ, merkez ve sol kesimler arasında "simgesel bir ideolojik köprü" olarak görüldüğü ifade edildi.
Bennett’in siyasi geçmişine değinilen değerlendirmede, kendisinin dindar bir Yahudi olarak siyasete dini siyonistleri ve yerleşimci topluluğunu temsil eden Yahudi Evi partisinin lideri olarak girdiği, öncesinde ise Yeşa Konseyi’nin liderliğini yaptığı hatırlatıldı.
İsrail merkez ve solunun, 2021 yılında Netanyahu’nun ülke üzerindeki hakimiyetini kırması, koalisyona bir Filistinli partisini dahil etmesi ve geçmişteki sert tutumlarını yumuşattığını öne sürmesi nedeniyle Bennett’i benimsediği kaydedildi.
Lapid ile kurulan ortaklığın, Bennett’in "liberal siyasi pragmatizmle dengelenmiş bir sağcı milliyetçiye" dönüşümünü tamamladığı belirtilirken, analizde şu ifadelere yer verildi:
"Ancak Bennett İsrail’in bir sonraki lideri olursa, daha ziyade korozyona uğrayan, orta yerinde destek sütunları bulunmayan bir sol-sağ asma köprüsü gibi olacaktır. Kendi çelişkileri altında çökmeyi bekleyen kurgusal bir ideolojik ve siyasi yapıyı yönetecek."
Haaretz’deki analizde, İsrail’in 1990’larda amaçladığı iddia edilen "liberal ve demokratik toplum olma" hayallerinin artık bir kenara bırakılabileceği ifade edildi.
Yair Lapid’in 2013 seçimleri öncesinde siyasete atılmasının, İsrail’in liberal ve laik liderliği için "seçim zaferi kazanacak son şans" olarak görüldüğü, ancak 7 Ekim sonrası süreçte bu ihtimalin ortadan kalktığı belirtildi.
Lapid’in anketlerdeki gerilemesine dikkat çekilirken, ana akım sağın kendisini "Yair Golan’dan neredeyse ayırt edilemez bir aşırı solcu" olarak gördüğü ifade edildi.
Bennett’in seçim kampanyasında hem sağcı hem de merkez seçmene hitap etme stratejisi analiz edilirken, milliyetçi sağcıların Bennett’i "İsrail topraklarının tamamına inanması" nedeniyle destekleyebileceği kaydedildi.
Bennett’in Lapid ile birleşmesini duyururken "düşmana tek bir santimetreyi bile" bırakmayacağına dair verdiği söz ve gelecekteki bir koalisyona Filistinli partilerini dahil etmeyeceği vaadi hatırlatıldı.
Öte yandan, merkez ve ılıman siyonist sol seçmenlerin, Bennett’in sivil evliliği desteklediğine dair açıklamalarına tutunarak "Lapid’in varlığının liberal değerleri hayatta tutacağını" umduğu aktarıldı.
Analizde, Bennett’in milliyetçi-liberal biletiyle seçimleri kazanabileceği ancak gelecekteki başarısızlığının "ideolojik ve kaçınılmaz" olacağı vurgulandı.
İsrail milliyetçiliği ile liberal demokratik ilkelerin bir arada var olma formülünün "birbirini dışlayan bir çelişki ve asla birleşemeyecek bir oksimoron" olduğu değerlendirmesine yer verildi.
İşgal ile liberalizmin uyumsuzluğu konusunda ise şu değerlendirme yapıldı:
"Hiçbir askeri işgal, liberal değerler, yasalar veya kurumlar altında sürdürülemez. Liberalizm tüm vatandaşların eşitliği önermesiyle başlar; işgal ise vatandaşlık haklarını vermekten kaçınmak için insanlarını teba olarak tanımlar. Liberal değerler sivil özgürlükler talep ederken, işgal bunları sıkıyönetim altında reddeder."
Analizde, İsrail sağının Filistin ulusal kimliğini ve kendi kaderini tayin hakkını sabote etmeye kararlı olduğu vurgulandı.
Son olarak, mevcut Likud partisinin bu paradokstan kurtularak "milliyetçi hayalin gerçekleştirilmesi için geri kalan liberal kurumları yıkmaya" başladığı ve Netanyahu’nun Likud’un liberalizmle olan bağını tamamen kopardığı ifade edildi.
Naftali Bennett’in ise karşı karşıya kalacağı bu seçimin henüz farkında olmadığı belirtilerek, "Eğer diğer yolu seçmeyi başaramazsa, İsrail’i sona erdirmeyi vaat ettiği felaketlerin içine geri sürükleyecek" uyarısında bulunuldu.