Araştırmacı Trita Parsi: Trump müzakerelerde kendi kendisinin en büyük düşmanı haline geldi

img
Araştırmacı Trita Parsi: Trump müzakerelerde kendi kendisinin en büyük düşmanı haline geldi YDH

Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsü Başkan Yardımcısı Trita Parsi, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin mevcut durumunu değerlendirerek, her iki tarafın da statükonun yarattığı acının karşı taraf için daha büyük olduğuna inandığı bir "bekleme sürecine" girdiğini belirtti.




YDH - Washington ile Tahran arasındaki savaş, nükleer müzakerelerin geleceğine dair belirsizliklerle tırmanırken, bölgedeki diplomatik ve ekonomik dengeler yeni bir safhaya taşınıyor.

Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve Ortadoğu uzmanı Dr. Trita Parsi, yayıncı Mario Nawfal'a verdiği mülakatta, ABD ve İran arasındaki güç mücadelesinin perde arkasını ve müzakere masasındaki tıkanıklığın nedenlerini ayrıntılarıyla analiz etti.

Parsi, her iki başkentte de "karşı tarafın daha fazla acı çektiği" varsayımı üzerine kurulu bir yıpratma stratejisinin izlendiğini kaydederek, bu durumun küresel enerji piyasaları ve bölgesel güvenlik üzerinde derin etkileri olduğunu vurguladı.

"Trump, İran’a karşı sürekli bir sihirli değnek arayışı içinde"

Müzakerelerin mevcut seyrini değerlendiren Dr. Trita Parsi, Washington’ın Tahran yönetimini dize getirmek için sürekli yeni bir yöntem denediğini ancak bunların hiçbirinin nihai bir çözüm üretmediğini belirtti.

ABD yönetiminin stratejik yaklaşımını eleştiren Parsi, "Amerikan tarafında, İran’a karşı sürekli bir sihirli değnek arayışı görüyoruz. Şu anda bu sihirli değnek, İran’ı iyice sıkıştıracakları ve onların da kuyruklarını bacaklarının arasına alarak masaya dönecekleri düşüncesiyle uygulanan ablukadır" ifadelerini kullandı.

Parsi, bu arayışın geçmişteki örneklerine de değinerek, "Bundan önce sihirli değnek, dini liderin suikasta uğraması ihtimaliydi. Ondan önce savaşın kendisiydi. Daha da öncesinde Amerika’nın deniz gücünün üçte birinin bölgeye yığılmasıydı. Sürekli olarak bu mucizevi çözümleri arıyorlar" dedi.

Mevcut statükonun kimin için daha maliyetli olduğunun henüz netleşmediğini söyleyen Parsi, petrol fiyatlarındaki artışın Trump’ın hesaplarını bozabileceğini, durumun Trump için tahmin ettiğinden çok daha acı verici bir hal alabileceğini dile getirdi.

"İranlılar, durumun ABD için daha katlanılmaz hale geleceğini düşünüyor"

Petrol piyasalarındaki hareketliliğin müzakere stratejilerini doğrudan etkilediğini ifade eden Parsi, İran’ın elindeki kozları kullanma biçimine dikkat çekti.

İran'ın ekonomik baskılara karşı direnç gösterdiğini belirten Parsi, "İranlılar, petrol fiyatlarının artmaya devam edeceğini ya da en azından Trump’ın istediğinden daha yüksek seviyelerde kalacağını düşünüyor. Bunun nedeni Trump’ın bizzat uyguladığı ablukadır. Eğer bu abluka olmasaydı, İranlılar Hürmüz Boğazı’ndan daha fazla geminin geçmesine izin verecekti. Kendi petrollerinin satılmasının yanı sıra, petrol fiyatları da aslında düşecekti" değerlendirmesinde bulundu.

Trump’ın kendi stratejisiyle kendisini zayıflattığını kaydeden Parsi, "Ablukayı zorlayarak Trump bir bakıma kendi altını oyuyor. İranlılara zarar verdiği yönünde bir hesaplama yaptığı aşikar, ancak petrol fiyatlarını yükselterek kendisine de zarar veriyor. İranlılar, bu durumun birkaç hafta daha devam etmesi halinde şartların ABD için İran’dan daha çekilmez hale geleceğini düşünüyor" dedi.

Trump’ın ise tam tersi bir hesap içinde olduğunu söyleyen Parsi, her iki tarafın da bazı noktalarda yanıldığına inandığını sözlerine ekledi.

"Göz kırpmak her zaman silahların patlaması anlamına gelmez"

Mario Nawfal’ın, Trump’ın geri adım atmasının veya "göz kırpmasının" yeniden bir askeri müdahale anlamına gelip gelmeyeceği yönündeki sorusunu yanıtlayan Parsi, daha gerçekçi bir senaryoya işaret etti.

Parsi, "Göz kırpmanın mutlaka silahların patlaması anlamına gelip gelmeyeceğinden emin değilim. Bence Trump, kendisini petrol piyasaları üzerinde gerçek baskı oluşturan o kötü savaş durumundan çıkardığı için çok mutlu. İranlılar ağır darbeler aldılar ancak coğrafyayı ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrollerini ABD üzerinde daha fazla baskı kurmak için kullandılar" dedi.

Geri adım atmanın diplomatik bir dönüş olabileceğini vurgulayan Parsi, "Göz kırpmak aslında masaya bu maksimalist talepler olmadan geri dönmek anlamına geliyor. İranlıların önerdiği şey aslında daha önce var olan durumla aynı: ABD ablukayı kaldırır, İran boğazları açar ve ardından nükleer meseleyi konuşurlar" şeklinde konuştu.

Trump’ın daha önce zafer ilan edip aşağılayıcı paylaşımlarda bulunarak bu fırsatı teptiğini hatırlatan Parsi, ABD’nin kasıtlı olarak bir savaşa girmesinden ziyade, daha gerçekçi bir pozisyonla masaya dönme ihtimalinin daha yüksek olduğunu, aksinin "inanılmaz bir aptallık" olacağını belirtti.

"Trump, İran pazarını ABD şirketlerine açmayı seçmenlerine büyük bir zafer olarak satabilir"

Trump’ın siyasi geleceği ve seçmen tabanıyla olan ilişkisini de analiz eden Parsi, İran ile yapılacak bir anlaşmanın iç politikada nasıl bir karşılık bulabileceğini açıkladı.

Seçmenlerin nükleer detaylardan ziyade ekonomik göstergelerle ilgilendiğini söyleyen Parsi, "Seçmen kitlesi bunu umursamıyor. Onlar petrol fiyatlarının düştüğünden ve ekonomik durumlarının iyileştiğinden emin olmak istiyorlar. Ayrıca Trump’ın, başlangıçta girmemesi için kendisine oy verdikleri bu savaşlardan çıkmasını istiyorlar" dedi.

Olası bir anlaşmanın ekonomik potansiyeline vurgu yapan Parsi, Trump’ın önünde aslında kolay bir çıkış yolu olduğunu belirtti:

"Eğer savaşı bitirir, nükleer cephede İranlılarla bir anlaşma yapar ve yaptırımları kaldırırsa seçmenine zafer ilan edebilir. Özellikle birincil yaptırımlar kaldırılır ve İran pazarı ABD şirketlerine açılırsa, bu onun için büyük bir satış noktası olur. 'Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana en büyük pazarı açtım' diyecektir. Bu senaryoda Amerika’nın imalat sanayii için devasa fırsatlar doğacaktır."

Parsi’ye göre bu tür bir ekonomik başarı, nükleer konularda yeterli taviz alınmadığı yönündeki sertlik yanlısı eleştirileri gölgede bırakmaya yetecek.

"Müzakerelerin başarısız olmasının nedeni Trump’ın kale direklerini sürekli kaydırmasıdır"

Müzakere sürecindeki aksaklıkların kaynağına dair önemli bir ayrıntıyı paylaşan Dr. Trita Parsi, Trump’ın kendi ekibiyle ters düştüğü anları aktardı.

Parsi, Trump’ın bir hafta kadar önce verdiği bir mülakatta masada bir anlaşma olduğunu bizzat itiraf ettiğini belirterek şunları söyledi:

"Trump, tüm danışmanlarının bunun iyi bir anlaşma olduğunu ve ablukayı kaldırmaları gerektiğini düşündüğünü, ancak kendisinin son dakikada buna hayır dediğini anlattı. Bu size çok şey anlatıyor. Danışmanları, İranlıların Hürmüz Boğazı’nı açacağı, ABD’nin de aynı süre zarfında ablukayı kaldıracağı bu adım adım güven artırıcı formül üzerinde anlaşmışlardı ama Trump bunu durdurdu."

Parsi, müzakerelerin başarıya ulaşması için "tweetler veya sosyal medya paylaşımlarıyla bozulmayan, dışarıya kapalı ve ciddi bir diplomasi" gerektiğini ifade etti.

Kapsamlı Ortak Eylem Planı sürecindeki gizliliğin ve titizliğin mevcut dönemde olmadığını belirten Parsi, "Şu anki sorun, kameralar sürekli oradayken iki tarafın sessizce müzakere edememesidir. Trump müzakereler söz konusu olduğunda kendi kendisinin en büyük düşmanı çünkü sessiz kalamıyor" eleştirisinde bulundu.

"İsrail, yaptırımların kalkmadığı bu istikrarsız statükodan memnun"

Bölgesel aktörlerin, özellikle de İsrail’in süreçteki rolünü değerlendiren Parsi, Washington’da ilginç bir atmosferin hakim olduğunu ifade etti.

İsrail’in bu konudaki görünürlüğünün azaldığını ancak bunun bir memnuniyet işareti olabileceğini kaydeden Parsi, "İsrail’in bu meseledeki profili küçülmüş durumda. Belki de bu durumun İsrail için ne kadar kötü bittiğini, Amerikan halkının ABD’yi bu savaşa sürüklediği için İsrail’e ne kadar kızgın olduğunu fark ettikleri içindir" dedi.

İsrail’in mevcut durumdan stratejik bir kazanç sağladığını belirten Parsi, "Müzakereler yapılmadığı sürece İsrail neden bir şey yapsın ki? İstediklerini tam olarak alıyorlar. Bu statükonun kendileri için tercih edilebilir olduğunu kamuoyuna açıkça belirttiler. Evet, istikrarsız ve yeni bir savaşa yol açabilir ancak İranlılara herhangi bir yaptırım muafiyeti de getirmiyor. Abluka nedeniyle İran hala büyük bir baskı altında. İsrail için savaştan sonraki en iyi senaryo bu mevcut statükodur" şeklinde konuştu.

"İran'ın nükleer varlıkları Trump'ı ikna etmeye yetmedi"

İran'ın stratejik manevralarını da mercek altına alan Parsi, Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü nükleer kapasitesinden daha etkili bir koz olarak gördüğünü belirtti.

İran'ın ablukayı kaldırmak karşılığında boğazı açma teklifinin şaşırtıcı olduğunu söyleyen Parsi, "Ablukayı bir kez kaldırdıklarında, Trump'a karşı tek kozları nükleer varlıkları kalıyor. Ancak geçmişten biliyoruz ki, nükleer varlıklar Trump'ın yaptırımlar konusunda büyük tavizler vermesini sağlamaya yetmemişti. Oysa savaş yoluyla ve Hürmüz Boğazı'nı kontrol ederek Trump üzerinde kurdukları baskı çok daha değerliydi" dedi.

İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alma planlarına da değinen Parsi, bu durumun ABD tarafında ciddi bir sorun teşkil ettiğini ifade etti.

Parsi, "İranlı yetkililer tarafından belirlenen prosedürlere uygun hareket edileceği yönündeki açıklamalar, esasen bir ücret alınacağı anlamına geliyor. Meclislerinden bu yönde yasalar da geçiriyorlar. Ancak İranlılar bu süreci çok uzun tutarlarsa piyasaların alternatif yollar bulmasını teşvik etmiş olurlar. Tıpkı İranlıların abluka için alternatif yollar bulması gibi, piyasalar da aynısını yapacaktır" uyarısında bulundu.

"Bombalar yağarken geri adım atmayanlar, askeri sinyallerden etkilenmez"

Son olarak bölgedeki askeri hareketliliği değerlendiren Dr. Trita Parsi, ABD'nin nükleer müzakereler sürerken askeri tehdidi arka planda tutmasının alışılagelmiş bir durum olduğunu ifade etti.

Obama döneminde bu yönteme daha az başvurulduğunu ancak genel bir Amerikan geleneği olduğunu belirten Parsi, "Soru şu: Başarısız bir savaştan sonra bu tür askeri sinyallerin hala bir ağırlığı var mı? Şahsen ben olduğunu düşünmüyorum. İranlılar bunu ciddiye alacaktır ama üzerlerine bombalar yağarken bile geri adım atmadıklarını gördük" dedi.

Parsi, Trump'ın savaşı yeniden başlatmasının İran için beklenmedik bir fırsat bile yaratabileceğini dile getirerek, "Eğer Trump savaşı yeniden başlatırsa, ateşkes nedeniyle Trump üzerindeki en büyük baskı noktasını kaybeden İranlılar için bu bir bakıma lütuf bile olabilir" diyerek sözlerini tamamladı.



Makaleler

Güncel