ABD Adalet Bakanlığı, aralarında Sinaloa Valisi Rubén Rocha Moya'nın da bulunduğu 10 muvazzaf ve eski Meksikalı yetkiliyi Sinaloa Karteli adına uyuşturucu kaçakçılığına iştirak etmekle suçlayan iddianameyi kamuoyuna açıkladı.
YDH - Amerika Birleşik Devletleri federal makamları, Trump yönetiminin uluslararası uyuşturucu akışına yönelik operasyonları kapsamında, uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı suçlamalarla 10 muvazzaf ve eski Meksikalı yetkili hakkında iddianame hazırladı.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından çarşamba günü kamuoyuna açıklanan iddianamede, Meksika'nın Sinaloa eyaleti valisi Rubén Rocha Moya ve beraberindeki dokuz kişinin uyuşturucu kaçakçılığı ve ilgili ateşli silah suçlarına karıştığı öne sürüldü.
Söz konusu yetkililer, Sinaloa Karteli üyelerini soruşturma, kovuşturma ve tutuklamalardan korumanın yanı sıra Meksika'dan ABD'ye "muazzam miktarlarda" fentanyl, eroin, kokain ve metamfetamin ithal edilmesine yardım etmekle suçlanıyor.
Associated Press tarafından aktarılan bilgilere göre, iddianame kapsamındaki isimler arasında eyalet valisinin yanı sıra bir Meksikalı senatör, bir Sinaloa eyaleti başsavcı yardımcısı, eski bir Sinaloa emniyet müdür, Sinaloa eyalet emniyet eski bir müdür yardımcısı ve Culiacán belediye başkanı yer alıyor.
ABD Savcısı Jay Clayton yaptığı açıklamada, Sinaloa Karteli'ni "on yıllardır toplumu tehlikeli uyuşturucularla kuşatan acımasız bir suç örgütü" olarak tanımladı.
Clayton, iddianamenin açıkça ortaya koyduğu üzere, Sinaloa Karteli ve benzeri uyuşturucu kaçakçılığı organizasyonlarının, bordrolarında yer alan yozlaşmış siyasetçiler ve kolluk kuvvetleri olmadan bu kadar serbestçe veya başarılı şekilde faaliyet gösteremeyeceğini ifade ederek yabancı yetkililerin bu ölümcül kaçakçılığa verdiği desteğin sona ermesi gerektiğini kaydetti.
2021 yılından bu yana Sinaloa Valisi olarak görev yapan Moya, uyuşturucu ithalatı komplosu, makineli tüfek ve yıkıcı cihaz bulundurma ile ek bir komplo suçlamasıyla karşı karşıya bulunuyor. Moya, suçlu bulunması halinde ömür boyu hapis veya asgari 40 yıl hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya kalacak.
Suçlamaları reddeden ve Adalet Bakanlığını "iftira" atmakla suçlayan Moya, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı tarafından şahsıma yöneltilen, herhangi bir gerçeklikten veya dayanaktan tamamen yoksun olan suçlamaları kategorik ve mutlak suretle reddediyorum. Bu durum, uygun zamanda tüm gücüyle kanıtlanacaktır. Bu saldırı sadece şahsıma değil; Dördüncü Dönüşüm hareketine, onun sembolik liderlerine ve bu davayı temsil eden Meksikalı kadın ve erkeklere karşıdır."
İddianamede adı geçen Moya ve diğer yetkililerin, Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ile aynı ilerici iktidar partisinin üyeleri olduğu belirtiliyor.
Sheinbaum, illegal sınır ötesi uyuşturucu akışını durdurmak için Başkan Trump ile birlikte çalışma taahhüdünde bulunmuştu.
Sanıklar, kartelin eski lideri "El Chapo" olarak bilinen Joaquin Archivaldo Guzman Loera'nın oğulları tarafından yönetilen ve "Chapitos" olarak adlandırılan Sinaloa Karteli fraksiyonu ile yakın iş birliği içinde olmakla suçlanıyor.
İddianamedeki iddialara göre, Sinaloa Eyalet Başsavcılığında Başsavcı Yardımcısı olarak görev yapan Damaso Castro Zaavedra'nın, kartel üyelerini tutuklanmaktan korumak karşılığında Chapitos grubundan aylık yaklaşık 11 bin ABD doları aldığı ve örgütü ABD destekli kolluk operasyonları hakkında önceden bilgilendirdiği ileri sürüldü.
DEA Yöneticisi Terrance Cole konuya ilişkin açıklamasında, Sinaloa Karteli'nin sadece ölümcül uyuşturucu kaçakçılığı yapmadığını, aynı zamanda şiddeti ve kazancı artırmak için yolsuzluk ve rüşvete dayanan tescilli bir terör örgütü olduğunu belirtti.
Cole, söz konusu iddianamenin kamu kurumlarını zayıflatmaya ve Amerikan vatandaşlarının hayatlarını riske atmaya yönelik kasıtlı bir çabayı ifşa ettiğini, sanıkların güvene dayalı pozisyonlarını kartel operasyonlarını korumak için kullanarak ülkeye yönelik bir ölümcül uyuşturucu hattı oluşturulmasına imkan sağladığını ifade etti.