Prof. Baumgarten: Gazze'deki süreç bir intikam seferberliğidir

img
Prof. Baumgarten: Gazze'deki süreç bir intikam seferberliğidir YDH

Siyaset bilimci ve yazar Prof. Helga Baumgarten, 99 ZU EINS kanalına verdiği mülakatta, Norman Paech ile birlikte kaleme aldığı "Gazze’de Soykırım: Siyasi ve Hukuki Bir Analiz" adlı yeni eserini ve İsrail'in Filistin politikalarını değerlendirdi.




YDH - Stuttgart doğumlu tanınmış siyaset bilimci ve gazeteci Prof. Helga Baumgarten, 99 ZU EINS YouTube kanalında Nadim’in konuğu olarak Filistin meselesinin tarihsel kökenleri ve Gazze’deki güncel durumu değerlendirdi.

1993 yılından 2020 yılındaki emekliliğine kadar Batı Şeria’daki Birzeit Üniversitesi’nde ders veren ve uzun yıllardır Doğu Kudüs’te yaşayan Baumgarten, Norman Paech ile birlikte kaleme aldığı "Gazze’de Soykırım: Siyasi ve Hukuki Bir Analiz" (Völkermord in Gaza: Eine politische und rechtliche Analyse) adlı yeni kitabı çerçevesinde önemli açıklamalarda bulundu.

Baumgarten, İsrail'in mevcut politikalarının ancak "yerleşimci sömürgecilik" kavramı üzerinden anlaşılabileceğini vurguladı.

"İsrail yerleşimci sömürgeciliğin tarihsel ve güncel bir örneğidir"

Siyaset bilimci Baumgarten, mülakatın başında yerleşimci sömürgecilik kavramını tarihsel örnekler üzerinden tanımlayarak başladı.

Bu yapının klasik sömürgecilikten farkına dikkat çeken Baumgarten, "Yerleşimci sömürgeciliğin en önemli örneği Amerika Birleşik Devletleri’dir. Avrupalı yerleşimciler, 'bu topraklar bize ait' iddiasıyla Amerika’ya gelmiş, yerli halk olan Kızılderililer bu yerleşimcilere boyun eğmek zorunda bırakılmış ya da sistematik saldırılarla katledilmiştir" dedi.

Avustralya’yı da benzer bir örnek olarak sunan Baumgarten, Güney Afrika’daki apartheid rejiminin ise farklı bir boyuta sahip olduğunu belirtti.

Baumgarten, "Güney Afrika’daki yerleşimci sömürgeciliğin farkı, yerleşimcilerin azınlıkta olması ve yerli halkı sadece baskı altına almakla kalmayıp, onları ucuz iş gücü olarak sistematik bir şekilde sömürmesidir" ifadelerini kullandı.

Klasik sömürgecilikte ana vatan ile sömürge arasında bir bağ olduğunu, ancak yerleşimci sömürgecilikte temel amacın yerli halkı tamamen ortadan kaldırmak veya sürmek olduğunu kaydeden Baumgarten, İsrail’in durumunu da bu çerçeveye yerleştirdi.

Siyonist anlatının "Yahudi diasporasının ana vatanına dönüşü" iddiasını eleştiren Baumgarten, şu değerlendirmede bulundu:

"Eğer bu anlatıyı kabul edersek, 1000 ya da 2000 yıl geriye giderek tüm Avrupa’nın sürekli hareket halinde olması ve insanların her yerden sürülmesi gerekir. Bu, kabul edilmesi oldukça zor bir yaklaşımdır."

"Siyonist proje Avrupa ırkçılığının bir sonucudur"

Siyonizmin ortaya çıkışını Avrupa’daki Yahudi karşıtlığına ve ırkçılığa bağlayan Baumgarten, Theodor Herzl’in bu süreçteki rolünü anlattı.

Herzl’in dini bir özlemi milliyetçi bir çözüme dönüştürdüğünü belirten Baumgarten, "Herzl, Avrupa ırkçılığının çözümü olarak milliyetçi bir devlet kurmayı öngördü. İlk etapta Alman İmparatoru II. Wilhelm’in desteğini aradı ancak reddedildi. Bunun üzerine stratejisini değiştirerek Britanya İmparatorluğu’na odaklandı" dedi.

1917 tarihli Balfour Deklarasyonu ile Britanya’nın Siyonist harekete verdiği desteğin, yerli Filistin halkını tamamen yok sayan sömürgeci ve ırkçı bir tutum olduğunu ifade eden Baumgarten, "Herzl’in kendisi de daha o dönemde yerli halkın bir şekilde doğuya doğru sürülmesi gerektiğini savunuyordu" diye ekledi.

İsrail’in kuruluş sürecinde ve sonrasında yaşananları dört ana evreye ayıran Baumgarten, bu sürecin bir "kırmızı çizgi" gibi günümüze kadar uzandığını dile getirdi.

Bu evreleri; Balfour Deklarasyonu’na kadar olan başlangıç dönemi, Britanya mandası altındaki yoğun yerleşim süreci, 1948’de İsrail devletinin ilanı ve Nekbe (Büyük Felaket), ve son olarak 1967’den günümüze kadar olan işgal süreci olarak tanımladı.

Baumgarten, "İsrail'in projesi olan Eretz Israel’in (İsrail Toprağı) temel hedefi, mümkün olduğunca az, hatta hiç Filistinli barındırmayan bir devlet kurmaktır" dedi.

"İsrail'in amacı yerli halkı tamamen ortadan kaldırmaktır"

Baumgarten, mülakatında İsrail içindeki siyasi figürlerin ve ideolojilerin de bu yerleşimci sömürgeci mantığa hizmet ettiğini dile getirdi.

Mevcut Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in 2017 yılında yayımladığı "Karar Planı"na atıfta bulunan Baumgarten, bu planın açıkça bir etnik temizlik ve soykırım çağrısı olduğunu belirtti.

Baumgarten, Smotrich’in planını şu sözlerle aktardı:

"Smotrich’e göre Filistinliler ya siyasi hakları olmadan ucuz iş gücü olarak yaşamayı kabul etmeli ya da toprakları terk etmelidir. Direniş gösterenler ise İsrail’in tüm gücüyle yok edilmelidir. Bu, apaçık bir soykırım ilanıdır."

Baumgarten, İsrail tarihçisi Benny Morris’in arşiv belgelerine dayanarak 1948’de 750 bin Filistinlinin nasıl şiddetle sürüldüğünü kanıtladığını hatırlattı.

Morris’in bugünkü görüşlerini de eleştiren Baumgarten, "Morris bugün, 1948’deki en büyük hatanın tüm Filistinlilerin tamamen sürülmemesi olduğunu savunuyor. Bugünkü Netanyahu hükümeti de aslında aynı doğrultuda hareket ediyor" dedi. Baumgarten’a göre, 7 Ekim sonrası başlatılan harekat, Smotrich’in 2017’deki planının bir uygulama alanı haline gelmiştir.

Gazze'nin 2005 yılında İsrail yerleşimlerinden arındırılmasının bir "barış adımı" değil, stratejik bir yer değiştirme olduğunu ifade eden Baumgarten, dönemin Başbakanı Ariel Şaron’un planını analiz etti.

Şaron'un Gazze’de Yahudi geleneğine dair bir bağ görmediği için oradan çekildiğini, ancak Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki yerleşimleri genişletmek için bu durumu dünyayı yanıltıcı bir araç olarak kullandığını söyledi.

Baumgarten, "Gazze çekilmeden sonra da işgal altında kalmaya devam etti. Birleşmiş Milletler’in tanımı da budur. İsrail Gazze’yi karadan, denizden ve havadan kuşatmış durumdadır" dedi.

Gazze'ye yönelik 2006, 2008, 2012, 2014 ve 2021 yıllarındaki saldırıların birbirinden bağımsız olmadığını, İsrailli gazeteci Amira Hass’ın tanımıyla bunun bir "uzun savaş" olduğunu belirten Baumgarten, İsrail’in "çimleri biçmek" tabiriyle bu süreci normalleştirdiğini kaydetti.

Baumgarten, 2012 yılında Hamas lideri Ahmed Cebbari’nin uzun vadeli bir ateşkes imzalamaya hazırken suikastla öldürülmesini, İsrail’in sadece şiddet diliyle iletişim kurma niyetinin bir göstergesi olarak sundu.

"7 Ekim süreci bir intikam ve demografik temizlik fırsatına dönüştü"

7 Ekim saldırılarının İsrail ordusu ve istihbaratı için "tahayyül edilemez bir aşağılanma" olduğunu belirten Baumgarten, bu durumun bir "intikam seferberliğine" yol açtığını ifade etti.

Baumgarten, "İsrail, bu aşağılanmanın acısını çıkarmak için hiçbir kaygı gütmeden bir intikam seferberliğine girişti. Aynı zamanda bu durumu Gazze’deki Filistinlileri tamamen sürmek için beklenmedik bir fırsat olarak gördü" dedi.

Ancak Baumgarten, Hamas ve diğer grupların direnişinin İsrail tarafından öngörülemediğini ve soykırıma rağmen bu direnişin sürdüğünü ekledi.

Baumgarten, Donald Trump’ın İsrail’e yönelik tutumuna da değinerek, Trump’ın bile Netanyahu’ya "dünyadaki tüm desteğini kaybediyorsun, bu savaşı durdurmalısın" mesajı verdiğini belirtti.

Buna rağmen soykırımın "düşük yoğunluklu" bir şekilde devam ettiğini, Gazze’nin neredeyse tamamen yok edildiğini ve insanların imkansız koşullarda hayatta kalmaya çalıştığını vurguladı.

"Batı Şeria'da sinsi bir soykırım süreci işliyor"

Mülakatın en çarpıcı bölümlerinden birinde Baumgarten, dikkatin Gazze’ye yoğunlaştığı bir dönemde Batı Şeria’da yaşanan felakete dikkat çekti.

Uzmanların Batı Şeria’da "sinsi bir soykırım" sürecinden bahsettiğini belirten Baumgarten, şunları söyledi:

"Smotrich şu an Batı Şeria’nın kralı olarak görülüyor. Amacı buraya bir milyon Yahudi yerleşimci daha getirmek ve Filistinlileri mülksüzleştirmek. Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da yaklaşık 1200 Filistinli öldürüldü, bunların yüzde 20’si çocuktur."

İsrail’in Batı Şeria’da her köyü ve şehri demir bariyerlerle birbirinden kopardığını, hareket özgürlüğünü tamamen kısıtladığını anlatan Baumgarten, İsrail’de kabul edilen yeni yasaların da "apartheid" rejimini derinleştirdiğini vurguladı.

Adalah adlı insan hakları örgütünün raporuna dayanarak, 12 yaşındaki çocukların bile hapse atılabileceğini, el-Cezire'nin yasaklandığını ve sadece Filistinlilere uygulanacak ırkçı bir idam cezasının yolda olduğunu bildirdi.

Baumgarten, "Bu yasalar İsrail'in bir apartheid devleti olduğunun açık kanıtıdır" ifadelerini kullandı.

"Filistinliler özgürlük umudundan asla vazgeçmedi"

Yayının sonunda, tüm bu baskı ve yıkım politikalarına rağmen Filistin halkının direncine vurgu yapan Baumgarten, mülakatını bir umut mesajıyla bitirdi.

Filistin’deki Hristiyan cemaatlerinin yayımladığı "Kairos 2" belgesine atıfta bulunan Baumgarten, bu belgenin özellikle Almanya’daki kiliseleri Filistinlilere destek vermedikleri için eleştirdiğini belirtti.

Prof. Helga Baumgarten, Filistinlilerin en zor şartlarda bile özgürlük ve onurlu bir yaşam umudunu koruduklarını belirterek, "Filistinliler topraklarında kalmaya ve direnmeye devam edeceklerini söylüyorlar. Biz de bu umuda yer açmalıyız" dedi.

Mülakat, Baumgarten'in eserinin önemine yapılan vurgu ve Filistin meselesindeki kararlı duruşunun altının çizilmesiyle sona erdi. Baumgarten, kitabının bu süreçte hukuki ve siyasi bir kılavuz olması temennisini dile getirdi.