Cam kulelerden kaçış: Dubai’de istikrar efsanesi sona eriyor

img
Cam kulelerden kaçış: Dubai’de istikrar efsanesi sona eriyor YDH

Birleşik Arap Emirlikleri'nin İranlı yatırımcıları ve kurumları hedef alan sınır dışı kararları, 530 milyar dolarlık sermayenin Singapur ve Umman gibi güvenli limanlara kaçışını tetikleyerek Dubai'nin "petrol dışı istikrar" modelini çöküşün eşiğine getirdi.




YDH- Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaşayan İranlı iş insanları ve yatırımcılar, son aylarda artan siyasi gerilim ve güvenlik krizinin ekonomik sonuçlarıyla karşı karşıya kaldı.

Yıllardır bölgenin “güvenli limanı” olarak görülen Dubai’de, İran vatandaşlarının oturum izinlerinin iptal edildiğine ve ülkeden ayrılmaları yönünde bildirimler gönderildiğine dair haberler yayılmaya başladı.

Bir dönem Orta Doğu’nun finans ve turizm merkezi olarak öne çıkan BAE, 2025 yılında elde ettiği 72 milyar dolarlık turizm geliriyle petrol bağımlılığını geride bıraktığı yönünde küresel bir imaj oluşturmuştu.

Ancak uzmanlara göre bu model, Körfez’deki güvenlik istikrarı ve yatırımcı güvenine dayanıyordu.

28 Şubat 2026’da bölgesel çatışmaların tırmanmasıyla birlikte BAE’nin İran’a yönelik operasyonlarda lojistik ve askeri platform olarak kullanıldığı iddiaları gündeme geldi.

Bunun ardından İran yönetimi, Dubai’yi tarafsız bir ekonomik ortak olarak değerlendirmeyi bıraktı.

BAE’de bulunan bazı askeri noktalara yönelik dron ve füze saldırıları, ülkenin güvenlik algısını doğrudan etkiledi.

Artan gerilim, özellikle turizm ve gayrimenkul sektörlerinde yatırımcı endişelerini büyüttü.

Dubai yönetimi ise mart ayında İran kurumlarına yönelik bir dizi adım attı. İran Hastanesi kapatılırken, yedi İran okulunun ve İran Kulübü’nün faaliyetleri durduruldu.

Ayrıca çok sayıda İranlı yatırımcı ve aileye ülkeden ayrılmaları yönünde resmi bildirim gönderildiği öne sürüldü.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, BAE yönetimine tepki göstererek İranlıların Dubai ekonomisinin gelişiminde önemli rol oynadığını söyledi.

Bekai, İran vatandaşlarının siyasi baskı unsuru haline getirilmesini “hukuki, insani ve ahlaki açıdan kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

Ekonomi çevrelerinde en fazla tartışılan konu ise BAE’de yaşayan yaklaşık 400 bin İranlının sahip olduğu sermaye oldu.

Gayrimenkul ve bankacılık sistemi içinde yaklaşık 530 milyar dolarlık İran sermayesinin bulunduğu belirtilirken, olası bir sermaye çıkışının Dubai piyasalarında ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.

Uluslararası yatırım analistleri de Körfez’deki kırılganlığa dikkat çekmeye başladı.

Bazı yatırım danışmanları, yatırımcıların varlıklarını Singapur ve İsviçre gibi alternatif finans merkezlerine taşımaya başladığını belirtti. Mart ayında Dubai’den Singapur’a yapılan altın transferlerinde rekor seviyeye ulaşıldığı bildirildi.

Bölgesel ticaret ağlarında da yön değişikliği yaşanıyor. İranlı tüccarların önemli bölümünün Umman’a yöneldiği, Dubai’deki bazı eğitim ve ticaret faaliyetlerinin Maskat’a taşındığı ifade ediliyor.

Öte yandan İran, uzun yıllardır Cebel Ali limanı üzerinden yürüttüğü transit ticaret için yeni güzergâhlar oluşturmaya başladı.

Pakistan yönetiminin 3 Mayıs’ta İran’a yönelik transit geçişlere resmi onay vermesiyle birlikte, bölgedeki lojistik dengelerin yeniden şekillenebileceği değerlendiriliyor.