Avrupa ülkeleri, İran'la doğrudan temas kuruyor

img
Avrupa ülkeleri, İran'la doğrudan temas kuruyor YDH

"Avrupa'daki ekonomi çevreleri, Tahran'la yürütülen müzakerelerin ve uluslararası koalisyonun teknik hazırlıklarının, petrol ile sıvılaştırılmış doğal gaz piyasalarındaki dalgalanmayı azaltabilecek daha istikrarlı bir geçiş sistemi oluşturmasını umuyor."




Said Muhammed

YDH - İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini artırırken bazı Avrupa ülkeleri Tahran'la doğrudan temas kurarak ticari gemiler için güvenli geçiş düzeni oluşturmaya çalışıyor. El-Ahbar gazetesi yazarı Said Muhammed'in aktardığına göre Avrupa başkentleri, enerji arzını korumak amacıyla İran'ın koyduğu ücret ve koordinasyon sistemini fiilen kabul etmeye yaklaşırken, aynı anda Körfez çevresindeki askeri varlıklarını da güçlendiriyor. Fransa ve Birleşik Krallık öncülüğündeki deniz hazırlıkları, Avrupa içinde de görüş ayrılığı yaratıyor; Baltık ülkeleri Rusya tehdidi nedeniyle askeri kapasitenin Ortadoğu'ya kaydırılmasına mesafeli yaklaşıyor.

Hürmüz Boğazı'ndaki kriz yeni bir evreye giriyor. İran devlet televizyonunun aktardığına göre, adı açıklanmayan bazı Avrupa ülkeleri ile Devrim Muhafızları'na bağlı deniz gücü arasında doğrudan müzakereler ve paralel iletişim kanalları kuruldu.

Görüşmeler, bu ülkelere ait ticari tankerler için güvenli geçiş koridorları oluşturmayı amaçlıyor. Uzmanlara göre bu tablo, Avrupa'nın ABD-İsrail saldırısının yarattığı askeri denklem ile kendi ekonomik istikrar ihtiyacını birbirinden ayırmaya yöneldiğini gösteriyor.

İran, ABD ve İsrail'in saldırılarının derinleşmesiyle birlikte stratejik boğaz üzerindeki denetimini artırdı; dünya petrol, doğal gaz ve temel petrokimya ticaretinin en az beşte birini taşıyan tankerlerin geçişini durdurdu.

O tarihten bu yana boğazdan geçiş, İran yönetiminin belirlediği kurallara uyulmasına ve Tahran'a ücret ödenmesine bağlandı.

Çin, Japonya ve Pakistan'a giden gemiler bu sistem çerçevesinde geçiş izni alırken, İran "Özgürlük Projesi" olarak adlandırdığı yapıyla bağlantılı işletmelere güzergahın kapalı kalacağını açıkladı.

Yeni düzenlemeler kapsamında boğazdan geçen gemilerin, Devrim Muhafızları'na bağlı deniz kontrol merkezleriyle önceden koordinasyon kurması ve "uzmanlık hizmeti ile deniz güvenliği bedeli" adı altında belirli ücretler ödemesi gerekiyor.

Tahran'dan gelen veriler, bu mekanizmanın İran hazinesine düzenli gelir sağlamaya başladığını ortaya koyuyor.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi'nin daha önce yaptığı açıklamada, ülkesinin "boğazdaki deniz trafiğini yönetmek için profesyonel bir mekanizma hazırladığını" söylediği aktarılmış, ayrıntıların yakında açıklanacağı belirtilmişti.

Gözlemcilere göre bazı Avrupa başkentleri, ticari çıkarlarını ve enerji akışını koruyabilmek için bu formülü fiilen kabul etmeye, İran'ın boğaz üzerindeki hakimiyetine yönelik açık itirazlarını ise geri planda bırakmaya yöneliyor.

Bununla birlikte Avrupa ülkeleri, müzakere süreciyle eş zamanlı biçimde Körfez çevresindeki askeri varlıklarını da artırıyor. Kapsamlı bir uzlaşma zemini oluştuğunda ortak bir savunma deniz görevi başlatılması hedefleniyor.

Bu hazırlıklara Birleşik Krallık ile Fransa öncülük ediyor. Fransa'nın nükleer uçak gemisi Charles de Gaulle, beraberindeki fırkateynler ve amfibi helikopter gemileriyle bölgeye sevk edilirken; gelişmiş İngiliz destroyeri HMS Dragon da Ortadoğu'daki temas noktalarına gönderildi.

İngiliz-Fransız eksenindeki bu hazırlık, başka Avrupa ve Batılı ülkelerin katkılarıyla genişliyor. İtalya, Gaeta sınıfı mayın tarama gemileriyle lojistik destek unsurlarını bölgeye yönlendirdi. Almanya ise Mosel adlı ikmal gemisiyle Fulda mayın avlama gemisini Akdeniz'de tam hazırlık durumuna geçirdi.

Belçika Baltık Denizi'ndeki Primula mayın avlama gemisinin rotasını değiştirirken, Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ülkesinin E-7A erken uyarı uçağıyla operasyona katkı sunacağını açıkladı.

Bu askeri hazırlığın amacı, deniz mayınlarına karşı koyabilecek ve gemileri insansız hava araçlarından koruyabilecek güçlü bir teknik güvenlik ağı kurmak.

Katar'da konuşlu İngiliz Typhoon savaş uçakları ile Kraken insansız deniz araçları da bu yapının parçası olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından gündeme getirilen bir öneri, Avrupa savunma yapısı içindeki görüş ayrılıklarını da görünür hale getirdi.

Kallas, 2024'te Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'nda gemileri Ensarullah saldırılarından korumak amacıyla kurulan Aspides deniz görev gücünün yetki alanının Hürmüz Boğazı'nı da kapsayacak şekilde genişletilmesini savunuyor.

Güney Avrupa ve Akdeniz ülkeleri enerji ile sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatını güvence altına almak için bu genişlemeyi desteklerken, Baltık ve Doğu Avrupa ülkeleri sınırlı askeri kapasitenin bölünmesinden kaygı duyuyor.

Vilnius ve Riga yönetimleri, gelişmiş savaş gemileri ile mayın avlama unsurlarının Ortadoğu'ya kaydırılmasının Rusya'nın Kuzey Avrupa ve Baltık çevresindeki askeri faaliyetlerine karşı ortak caydırıcılığı zayıflatabileceği görüşünde.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas da ülkesinin Hürmüz görevine katılmaya hazır olduğunu söyledi; ancak müttefikleri "Rusya'ya odaklanmayı kaybetmemeleri" konusunda uyardı.

Kaunas, "Bu görev Yunanistan, İtalya ve başka ülkeler için olduğu kadar Litvanya için de çok önemli. Ancak Avrupa'nın geri kalanına, bugün en büyük tehdidin doğudan, Rusya ve Belarus'tan geldiğini de göstermeliyiz" dedi.

ABD ise Avrupa'nın diplomasi ile askeri hazırlığı aynı anda yürüten bu yaklaşımından uzak durmuyor. Gözlemciler, Washington'ın İran'a yönelik "azami baskı" stratejisi çerçevesinde görev paylaşımına dayalı bir model izlediğini düşünüyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Umman Körfezi'ndeki İran limanları ve tesislerine yönelik sıkı deniz ablukasını sürdürürken, Avrupa güçlerine de paralel taktik roller için alan bırakıyor.

Bu örtük görev dağılımı, Amerikan donanmasının Hürmüz'ün dar geçitlerinde Devrim Muhafızları'na ait sürat tekneleriyle doğrudan karşı karşıya gelme riskini azaltıyor. Bölgedeki Avrupa unsurları ise Amerikan uydu ve istihbarat sistemlerinden anlık lojistik ve bilgi desteği alıyor.

Washington, sahadaki bu sert baskıyla Tahran'dan kapsamlı tavizler koparmayı hedeflerken, Avrupa'nın İran'la yürüttüğü temaslar da Hürmüz'de ortaya çıkan fiili düzeni yumuşatmayı amaçlıyor.

ABD ve İsrail'in İran'a saldırısından önce günde yaklaşık 138 geminin geçtiği boğazdan bugün yalnızca altı gemi geçebiliyor. Güvenlik riskleri, deniz sigortası maliyetlerini rekor düzeye taşırken şirketleri Ümit Burnu üzerinden daha uzun ve masraflı rotalara yöneltiyor.

Avrupa'daki ekonomi çevreleri, Tahran'la yürütülen müzakerelerin ve uluslararası koalisyonun teknik hazırlıklarının, petrol ile sıvılaştırılmış doğal gaz piyasalarındaki dalgalanmayı azaltabilecek daha istikrarlı bir geçiş sistemi oluşturmasını umuyor.

Deniz taşımacılığı uzmanlarına göre Avrupa'nın geçiş ücretlerini ve doğrudan koordinasyonu fiilen kabul etmeye yönelmesi, ABD ile İran arasında kapsamlı bir siyasi uzlaşma sağlanıncaya kadar enerji krizini hafifletmeye dönük geçici bir çözüm niteliği taşıyor.

Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel