Eski CIA analisti Johnson: Tomer fabrikasındaki patlama İsrail'in savaş hazırlığı olabilir

img
Eski CIA analisti Johnson: Tomer fabrikasındaki patlama İsrail'in savaş hazırlığı olabilir YDH

Eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı analisti Larry Johnson, İsrail'de Tomer fabrikasındaki patlamanın ve eş zamanlı askeri sevkiyatların topyekun bir savaş hazırlığına işaret ettiğini açıkladı.




YDH - İsrail’in merkezi bölgesinde konumlanan devlete ait silah şirketi Tomer’e ait füze üretim ve test tesislerinin yakınında, gece yarısı sularında çok büyük ölçekli bir patlama meydana geldi.

Havada devasa bir duman sütunu ve mantar bulutu oluşturan infilak, bölgedeki askeri hareketliliği ve savaş hazırlıklarını yeniden küresel gündemin üst sıralarına taşıdı.

Yayıncı Mario Nawfal’ın gerçekleştirdiği canlı mülakata konuk olan eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı analisti Larry Johnson, patlamanın mahiyeti, zamanlaması ve Ortadoğu’da şekillenen yeni jeopolitik dengeler hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Canlı yayında patlamaya ait video kayıtlarını ve sahadan gelen ilk bilgileri paylaşan yayıncı Mario Nawfal, olayın gelişimine dair şu kurumsal verileri aktardı:

"İsrail medyasından aktarılan bilgilere göre infilak, hava, kara ve deniz silah sistemlerinde kullanılan roket sistemlerini geliştiren ve üreten, aynı zamanda Arrow 2 ve Arrow 3 önleyici füzelerinin motorlarını imal eden devlete ait savunma şirketi Tomer ile ilişkilendirilmiştir. Olayın hemen ardından muhabirlere önce haberleri tamamen kaldırma talimatı verilmiş, ardından yalnızca sessiz görüntü yayımlanmasına izin verilmiş ve nihayetinde olayın bir devlet savunma şirketiyle ilgili olduğu kabul edilmiştir."

Nawfal, patlamanın İsrail zamanıyla cumartesi sabahı saat 01.00 sularında, yani Yahudilerin Şabat gününde gerçekleştiğine dikkat çekerek, kurtarma ve acil durum servislerinin bölgeye girişinin engellendiğini belirtti.

Resmi makamların olayı ilk olarak "planlı imha" şeklinde açıklamaya çalıştığını ancak hiçbir ön uyarının yapılmaması ve patlamanın büyüklüğü nedeniyle bu tezin geçerliliğini yitirdiğini ifade etti.

Eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı analisti Larry Johnson, askeri makamların kontrollü yıkım veya planlı imha açıklamalarını kesin bir dille reddederek konuya dair şu ifadeleri kullandı:

"Eğer daha önceki saldırılardan kalan mühimmatları imha ediyorsanız, bunu neden gece yapasınız? Bölgeyi kordon altına alır, ne yaptığınızı net bir şekilde görebilmek için gün ışığını beklersiniz. Bunu gece yarısı yapmak için hiçbir acil durum yoktu. Tesisin yapısı göz önüne alındığında, içeride ya bir kaza meydana geldi ya da kasıtlı bir sabotaj bu patlamaya yol açtı. Patlamanın boyutu ve ardından gökyüzüne yükselen duman sütunu, bunun küçük bir olay değil, devasa bir infilak olduğunu gösteriyor."

Yayıncı Mario Nawfal’ın, bu olayın İran tarafından gerçekleştirilen bir sabotaj olma ihtimalini sorması üzerine Larry Johnson, stratejik ve diplomatik dengeleri gözeterek ihtiyatlı bir yaklaşım sergiledi.

Johnson, "Bu noktada kazayla sabotaj arasında bir seçim yapmak tamamen spekülasyon olacaktır; mantıklı olan iki ihtimal de bunlardır. Ancak kesin olarak emin olduğum şey, bunun İran tarafından bir şeyleri önlemek amacıyla yapılmış kasıtlı bir saldırı olmadığıdır. İran kışkırtıcı taraf olmamaya özen gösteriyor" şeklinde konuştu.

New York Times gazetesinin askeri operasyonların iki gün içinde başlayabileceğine yönelik haberlerini hatırlatan Nawfal’a yanıt veren Johnson, ABD’nin planlarının haftalardır bütünüyle hazır ve uygulamaya hazır durumda bekletildiğini, askeri yetkililerin Başkan Donald Trump için alelacele yeni planlar hazırlamak zorunda olmadığını, her şeyin önceden belirlendiğini aktardı.

"İsrail, yakın bir saldırı olacağını bildiği için Şabat gününde fazla mesai yapıyor ve silah testlerini hızlandırıyor"

Patlamanın Yahudilerin kutsal günü olan Şabat gününde meydana gelmesini stratejik bir analizle açıklayan Larry Johnson, bu sıradışı durumun arkasındaki aciliyete vurgu yaptı.

Johnson, "Bu malzemeler kendi kendine dururken kaza meydana gelmez. Bu durum, İsrail'in yakın zamanda bir saldırının geleceğini bilmesinden kaynaklanan aciliyetle, İran'a karşı kullanacağı yeni bir silah sistemi projesi üzerinde çalıştığını gösteriyor. Saldırı ister pazartesi ister salı günü gelsin, ABD birlikleri hazır kıta emir bekliyor. İsrail'deki personelin üzerindeki baskının nedeni de bu; testleri hızlandırmak zorundalar. Yeni silahı hazır hale getirmek isterken bir hata yaptıkları anlaşılıyor" dedi.

Yayıncı Mario Nawfal, patlamanın büyüklüğünü anlatmak için taktik nükleer silah örneğini verince Larry Johnson, aradaki teknik farkları ortaya koydu.

Taktik nükleer silahlarda çok daha belirgin bir patlama dalgasının oluşacağını ve yıkıcı bir elektromanyetik darbe etkisinin görüleceğini belirten Johnson, "Burada ya bir füze savaş başlığı patladı ya da belirli bir alandaki kimyasallar infilak etti. Ancak gökyüzünü bu şekilde aydınlatmak ciddi bir askeri güce işaret eder" değerlendirmesinde bulundu.

Johnson, eğer İsrail yönetimi bu olayda en ufak bir İran parmağından şüphelenseydi, bunu misilleme yapmak ve saldırı başlatmak için bir gerekçe olarak derhal dünya kamuoyuna sunacağını, Tel Aviv’in askeri teamüllerinin bunu gerektirdiğini sözlerine ekledi.

Mülakatın ilerleyen bölümlerinde sahadan gelen anlık verileri paylaşan Mario Nawfal, benzer bir mantar bulutlu infilakın 21 Nisan 2021 tarihinde yine aynı bölgedeki Ramle yakınlarında bulunan Tomer tesislerinde rutin bir test esnasında yaşandığını hatırlattı.

Son patlamanın ise Beyt Şems bölgesinde, yani 2021’deki olay yerinin yaklaşık 35-40 kilometre uzağında gerçekleştiğini coğrafi koordinatlarla ortaya koydu.

Bölgenin Kudüs’ün yaklaşık 25-30 kilometre güneybatısına düştüğünü belirten Nawfal’a hak veren Larry Johnson, bu alanların normal askeri test sahaları olmadığını ifade etti.

Johnson, "Buralar test sahası değil, hata alanlarıdır. Gerçek bir füze testi yaptığınızda, kimsenin görmemesi için bunu gözlerden uzak, güneydeki Necef Çölü gibi ıssız yerlerde gerçekleştirirsiniz. Herkesin görebileceği şekilde, nüfusun yoğun olduğu alanların yakınında ve gece vakti test yapmak mantıklı değil. 'Bunu bilerek yaptık' deseler bile bu inandırıcı olmaz" ifadelerini kullandı.

"Çin ve Rusya, Pakistan aracılığıyla Körfez’de ABD’yi dışlayan yeni bir NATO modeli kuruyor"

Bölgedeki askeri hareketliliğin yalnızca İsrail ve İran hattıyla sınırlı kalmadığını belirten Larry Johnson, Ortadoğu’da köklü bir güvenlik ekseni kayması yaşandığını ifşa etti.

Pakistan’daki güvenilir kaynaklarından edindiği istihbaratı paylaşan Johnson, şu önemli açıklamalarda bulundu:

"Çin ve Rusya, Pakistan’ı bir nevi öncü olarak kullanarak Fars Körfez’inde yeni bir güvenlik mimarisi oluşturmak için gizli bir diplomasi yürütüyor. Bunu Körfez’in NATO versiyonu olarak adlandırabiliriz. Bu yapı sadece Araplar tarafından değil, aynı zamanda İranlılar tarafından da kontrol edilecek ve ABD’yi tamamen dışarıda bırakacak. Pakistan’ın hem Suudi Arabistan ile saldırı durumunda koruma taahhüdü içeren askeri anlaşmaları var hem de İran ile ilişkileri güçlü. Düzenli limanlardaki abluka nedeniyle engellenen malların İran'a ulaştırılmasını da Pakistan kolaylaştırıyor."

Larry Johnson, Vladimir Putin’in üç hafta önce İranlı yetkililerle yaptığı görüşmenin ardından bu yeni yapıya üstü kapalı atıfta bulunduğunu, Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi’nin de benzer sinyaller verdiğini kaydetti.

Bu yeni askeri ittifakın hayata geçirilmesindeki ilk ve en kritik adımın, Suudi Arabistan ve Katar’ın ABD’ye kendi topraklarındaki askeri üsleri kullandırmayı durdurması olduğunu belirten Johnson, "Suudi Arabistan, Pakistan'ın teşvikiyle ABD'ye net bir şekilde kendi üslerinden operasyon uçuşu yapamayacağını bildirdi. Çünkü yeni bir savaşta kendi topraklarının bir fırlatma platformu olarak kullanılması durumunda tamamen yıkılacaklarını biliyorlar" dedi.

Savaşın ekonomik maliyetlerine de değinen Larry Johnson, özellikle Katar’ın sıvılaştırılmış doğal gaz tesislerinin, Batı’nın İran tesislerini vurmasına karşılık olarak İran tarafından hedef alındığını ve ağır hasar gördüğünü belirtti.

Dünyanın sıvılaştırılmış doğalgaz ihtiyacının yüzde 10’unu tek başına karşılayan Katar’ın, küresel helyum arzının da yüzde 44’ünü elinde bulundurduğunu hatırlatan Johnson, savaş bugün dursa bile hasar gören tesislerin hemen devreye alınamayacağını ve bu durumun derin bir küresel ekonomik krizi tetiklediğini vurguladı.

ABD’deki motor yağı tedarik zincirlerinin kırılmaya başladığını, büyük mağazalarda ve otomotiv servislerinde yağ değişimi yapılamadığını söyleyen Johnson, ekonomik buhranın henüz başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti.

Mülakatın sonunda genel bir durum değerlendirmesi yapan yayıncı Mario Nawfal, bölgedeki aktörlerin konumlanışına dair çarpıcı veriler paylaştı.

İran Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin, Birleşik Arap Emirlikleri’ni İsrail ve ABD ile olan ilişkileri konusunda sert bir dille uyardığını belirten Nawfal, "İran, ne İsrail’in ne de Amerikalıların onları koruyabileceğini, bu ortaklığın güvenlik yerine güvensizlik getirdiğini açıkça ilan etti" dedi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ve istihbarat teşkilatlarının Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptıkları gizli ziyaretlerin İsrail medyasına sızdırılmasının ardından Abu Dabi yönetiminin bu iddiaları kesin bir dille yalanladığını söyleyen Nawfal, İsrail’in kendi iç siyasi çıkarları için müttefiklerini ateşe attığını, bu durumun ittifakı çatlatabileceğini dile getirdi.

Nawfal, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın "Dünya yeni bir düzenin eşiğinde, gelecek küresel güneyindir" şeklindeki sözlerini hatırlatarak, çok kutuplu dünya düzenine geçişin hızlandığını vurguladı ve yayını sonlandırdı.



Makaleler

Güncel