Abdülmelik el-Husi, ABD ve İsrail’in bölgede yeni bir askeri-siyasi kuşatma hazırlığında olduğunu savunarak Arap rejimlerini işbirliğiyle suçladı.
YDH- Ensarullah Hareketi Lideri Seyyid Abdülmalik el-Husi, bölgedeki askeri ve siyasi gelişmelere ilişkin yaptığı kapsamlı açıklamada, bir önceki çatışma döneminde yaşanan başarısızlığın ardından Washington yönetiminin bölgede yeni bir askeri tırmanış için yoğun hazırlık yürüttüğünü açıkladı.
El-Husi, bazı Arap rejimlerinin siyasi, medya ve istihbarat alanlarında tamamen Amerikan ve İsrail pozisyonlarına hizmet eden bir çizgiye savrulduğunu belirtti.
Amerikan yönetiminin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediğini dile getiren el-Husi, Washington'ın bu doğrultuda İran limanlarını fiili abluka altına almaya başladığını, bu hamlenin ise küresel ekonomik durumu doğrudan olumsuz etkilediğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın izlediği dış politikayı eleştiren Ensarullah lideri, Trump için hayati önem taşıyan tek şeyin, her şeyden önce ve hatta bizzat Amerika'nın kendi çıkarlarından bile önce Tel Aviv yönetimine hizmet etmek olduğunu kaydetti.
Bazı bölgesel yönetimlerin geçmiş çatışma döneminden ve İran topraklarını hedef alan Amerikan askeri üslerine ev sahipliği yapmanın doğurduğu ağır sonuçlardan hiçbir ders çıkarmadığını belirten el-Husi, söz konusu Arap rejimlerinin bölgedeki Amerikan üslerini ve İsrail düşmanını korumak adına her geçen gün daha fazla mali yük üstlendiğini aktardı.
Mısır ve Ürdün’e yönelik manevralar
"Büyük İsrail'in" kurulmasının Washington ile Tel Aviv arasında ortak, açık ve ilan edilmiş bir hedef olarak masada durduğunu vurgulayan el-Husi, bu ittifakın "Ortadoğu'yu değiştirmek" şeklinde formüle ettiği stratejinin arkasında bu niyetin yattığına dikkat çekti.
İsrail ordusunun operasyonel planlarına dair somut veriler paylaşan lider, bu hafta içinde işgal ordusunun Mısır ve Ürdün topraklarına yönelik sürpriz bir askeri saldırı senaryosunu simüle eden geniş çaplı manevralar icra ettiğini açıkladı.
El-Husi, mevcut İsrail haritalarının tüm Levant (Şam) coğrafyasını ve Mısır topraklarının çok büyük bir bölümünü açıkça kapsadığını hatırlattı.
Hizbullah Lübnan’da ağır kayıplar verdiriyor
Lübnan cephesindeki direnişe değinen Seyyid Abdülmalik el-Husi, Hizbullah’ın İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik saldırganlığına karşı sahada son derece yüksek bir etkinlikle mücadele ettiğini ve işgal ordusuna ağır insani ve lojistik kayıplar verdirdiğini belirtti.
Hizbullah tarafından yürütülen büyük, kahramanca ve kesintisiz askeri operasyonların Tel Aviv üzerinde ciddi bir stratejik baskı mekanizması oluşturduğunu ifade etti.
Lübnan hükümetine ve resmi yetkililere stratejik bir çağrıda bulunan el-Husi, Beyrut yönetiminin Hizbullah’ın sahadaki bu askeri başarılarından diplomatik masalarda güç almak suretiyle yararlanması gerektiğini vurguladı.
Bu kazanımların düşmanı saldırganlığı tamamen durdurmaya ve Lübnan topraklarından tamamen geri çekilmeye zorlayacak bir siyasi koz olarak kullanılması gerektiğini belirten lider, güneydeki Lübnan köylerini hedef almanın aslında tüm Lübnan bütünlüğünü hedef almak ve ülkenin ulusal egemenliğini çiğnemek anlamına geldiğini hatırlattı.
Lübnan iç siyasetindeki bazı muhalif odakları ve sapkın eğilimleri sert sözlerle eleştiren el-Husi, bu çevrelerin yaşanan kriz nedeniyle doğrudan Hizbullah’ı suçladığını, örgüte sorumluluk yükleyerek direnişi arkadan bıçaklamaya çalıştığını ifade etti.
Lübnan'daki mevcut idari yapının bir kısmının Hizbullah’ın askeri olarak zincirlenmesini, buna karşılık İsrail ordusunun ise ülkede dilediği gibi saldırı düzenleme konusunda tamamen serbest kalmasını istediğini savundu.
Suriye’deki rejimin Tel Aviv’le uzlaşı çabası
Suriye sahasındaki gelişmeleri de analiz eden Ensarullah lideri, şu an Suriye'yi kontrol eden Heyet Tahrir eş-Şam rejiminin aslında İsrail ile bir uyum ve barış zemini aradığını ancak bu çabalarından hiçbir siyasi sonuç alamadıklarını belirtti.
İşgalci İsrail'in Suriye topraklarında ele geçirdiği bölgelerden kesinlikle çekilmediğini ve günlük sınır ihlallerine son vermediğini vurgulayan el-Husi, Tel Aviv yönetiminin güney Suriye üzerindeki askeri kontrolünü her geçen gün daha da sıkılaştırmaya çalıştığını, bölgede insan kaçırma, suikast, hırsızlık ve her türlü hukuki ihlale kesintisiz devam ettiğini aktardı.
Gazze’deki katliamlar ve El-Haddad suikastı
Filistin cephesindeki gelişmeleri değerlendiren el-Husi, Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları’nın komutanlarından İzzettin el-Haddad’ın doğrudan hedef alınmasını askeri açıdan "büyük bir tırmanış" olarak nitelendirdi ve el-Haddad'ı Filistin halkının sergilediği cihadın sembol isimlerinden biri olarak selamladı.
Gazze Şeridi’ndeki sivil katliamların artık sıradan bir günlük olay haline geldiğini ve can kayıplarının giderek tırmandığını belirten lider, işgalci gücün Gazze'deki yaşamın her alanını ve insani altyapıyı tamamen yok etmek için sistematik bir strateji izlediğini ifade etti.
Filistin halkına kendilerini, özgürlüklerini ve ulusal onurlarını savunabilmeleri için ihtiyaç duydukları her türlü silah ve askeri teçhizatı sağlamanın tüm İslam ümmetinin üzerine düşen kaçınılmaz bir görev olduğunu hatırlatan el-Husi, bu süreçte Filistin direnişine silah bırakması yönünde bazı Arap başkentleri tarafından uygulanan diplomatik baskıları ise sert bir dille eleştirdi.
Mescid-i Aksa’yı yıkma planı ve Batı Şeria
Kudüs'teki kutsal mekanların karşı karşıya kaldığı tehlikelere dikkat çeken Ensarullah lideri, Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırgan Yahudi-Siyonist politikaların anlık olmadığını, planlı bir eylem programı çerçevesinde kesintisiz yürütüldüğünü belirtti.
İşgal rejiminin nihai hedefinin Mescid-i Aksa’yı tamamen yıkarak yerine sözde Süleyman Tapınağı'nı inşa etmek olduğunu vurgulayan el-Husi, eş zamanlı olarak Batı Şeria genelinde de eşi benzeri görülmemiş bir düzeyde toprak gaspının ve yasa dışı yerleşim karakolları inşasının sürdüğünü ifade etti.
Yaşanan bu küresel ve bölgesel kuşatmaya karşı İslam ümmetinin elinde hayata geçirebileceği birçok pratik ve etkili seçenek bulunduğunu hatırlatan el-Husi, özellikle ekonomik ve siyasi boykot mekanizmalarının doğru işletilmesi durumunda düşman rejimler üzerinde çok büyük ve caydırıcı bir baskı oluşturacağını vurguladı.
Ensarullah lideri, son dönemde ABD'de Kuran-ı Kerim’e yönelik tekrarlanan hakaret eylemlerini de sert bir dille kınayarak, bu provokasyonları İslam dünyasına ve Müslümanlara karşı yürütülen sistemli Yahudi-Siyonist düşmanlık kampanyasının bir parçası olarak gördüğünü belirterek konuşmasını tamamladı.