İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, ABD ile yürütülen görüşmelerde çok sayıda başlıkta mutabakata varıldığını, ancak "yakın zamanda anlaşma imzalanacağı" yönünde kimsenin kesin konuşamayacağını söyledi.
YDH - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, pazartesi günü düzenlediği haftalık basın toplantısında ABD ile yürütülen temaslarda çok sayıda başlıkta mutabakata varıldığını, ancak anlaşmanın yakın zamanda imzalanacağı yönünde kimsenin kesin konuşamayacağını söyledi.
Fars ajansının aktardığına gör eBekai, ABD'deki karar alma mekanizmasının "kurumsallaşmış bir tutarsızlık" içinde olduğunu belirterek, Washington yönetiminden gelen açıklamaların sık sık değiştiğini ifade etti. Bunun diplomatik süreçleri zorlaştırdığını kaydeden Bekai, İran'ın hem sahada hem diplomasi alanında "açık gözlerle" hareket ettiğini söyledi.
İranlı sözcü, Dışişleri Bakanlığı'nın diplomasi alanında görev yapan devlet kurumlarından biri olduğunu, ancak "asıl güvencenin" İran'ın gücü olduğunu dile getirdi. Donald Trump'ın İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin açıklamaları sorulduğunda Bekai, "Güvence sizin gücünüzdür. Güvence, İran halkının saldırganlara verdiği derstir" dedi.
Bekai, mevcut aşamada önceliğin savaşın sona erdirilmesi olduğunu, bu nedenle nükleer dosyanın ayrıntıları hakkında konuşmadıklarını söyledi. ABD tarafındaki tehditler, baskılar ve "karikatür niteliğindeki görsellerin" o taraftaki siyasi yaklaşımın bir parçası olduğunu belirten Bekai, İran'ın ise "sahadaki gerçekliklere" göre hareket ettiğini ifade etti.
İranlı sözcü, Trump'ın tehditlerine ilişkin başka bir soruya da "Bizim güvencemiz gücümüzdür" yanıtını verdi. Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanı'nın bu tehditlere neden doğrudan cevap vermediği sorulduğunda ise "Bizim çok daha önemli işlerimiz var. Karşı tarafın tweetlerine ve yayımladığı görsellere cevap vermeye kalkarsak kendi işlerimizi yapamayız" dedi.
Bekai, İran'ın "düşmanın yöntemlerini kopyalamayacağını" belirterek, gerekli gördükleri her durumda ve gerekli gördükleri yöntemlerle cevap verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini söyledi.
Basın toplantısında bir gazetecinin, savaşın durdurulmasının Lübnan dahil bütün başlıkları kapsayıp kapsamadığı sorusuna Bekai "Evet" yanıtını verdi.
Bekai, son günlerde basına yansıyan gelişmelerin birkaç haftadır Pakistan arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerin sonucu olduğunu söyledi. Bazı bölge ülkelerinin de sürece katkı sunduğunu ifade etti.
İranlı sözcü, "Görüşülen başlıkların büyük bölümü konusunda mutabakata vardığımız doğrudur. Ancak bunun anlaşmanın yakın zamanda imzalanacağı anlamına geldiğini kimse söyleyemez" dedi.
ABD'deki karar alma sürecinin "yerleşik bir kararsızlık" içinde olduğunu ifade eden Bekai, Washington yönetiminin pozisyonlarını sürekli değiştirdiğini kaydetti. Bunun her türlü müzakereyi sorunlu hale getirdiğini söyledi.
Bekai, İran'ın savaş alanında "güçlü şekilde" hareket ettiğini, diplomasi alanında da önceki tecrübeleri dikkate alarak ulusal çıkarları korumaya çalışacağını belirtti.
ABD'nin bölge ülkelerine çeşitli şartlar dayattığı yönündeki sorular üzerine Bekai, bunun kamuoyunun dikkatini asıl meseleden uzaklaştırma girişimi olduğunu söyledi. Bölgedeki güvensizliğin temel kaynağının İsrail olduğunu ifade eden Bekai, "Bölgede kendisine az da olsa özgünlük atfeden hiçbir taraf böyle bir vahşetle bir halkı katletmez" dedi.
İsrail'in "soykırımının", bu ülkenin kendisini bölgenin bir parçası olarak görmediğinin açık göstergesi olduğunu dile getiren Bekai, normalleşme projelerini de "bölgeye normal olmayan bir varlığın dayatılması" olarak nitelendirdi.
Hürmüz Boğazı'nın olası bir anlaşmanın ardından yeniden açılıp açılmayacağı sorusuna karşılık Bekai, İran'ın gücünü göstermesi gerektiğini söyledi. İran'ın 40 gün boyunca kendisini savunabildiğini ve düşmanı hedeflerinden vazgeçirdiğini belirten Bekai, bu nedenle ülkenin gelecekte de gücünü gösterebileceğini ifade etti.
Bekai, mevcut mutabakat metninde Hürmüz Boğazı'nın ayrıntılarına ilişkin hükümlerin bulunmadığını söyledi. Boğazın nasıl yönetileceğinin kıyıdaş devletlerin konusu olduğunu belirten Bekai, İran'ın diğer ülkelerle de temas halinde olduğunu kaydetti.
İran ile Umman'ın, Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişin sağlanması ve küresel çıkarların korunması amacıyla koordinasyon yürüttüğünü ifade eden Bekai, bu sürecin uluslararası toplumun kaygılarını da dikkate aldığını söyledi.
Avrupa Birliği'nin yeni yaptırımları hakkında konuşan Bekai, her türlü "düşmanca adımın" İran'dan karşılık göreceğini söyledi. İran'ın "eli bağlı olmadığını" belirten Bekai, Avrupa'nın daha sorumlu davranması halinde dünyanın bugün karşı karşıya olduğu bazı sonuçların ortaya çıkmayabileceğini kaydetti.
Bekai, Avrupa'nın ABD ile İsrail'i yaptırım listesine alması gerektiğini söyledi. Hürmüz Boğazı'nın 9 Esfend tarihine kadar açık olduğunu ifade eden İranlı sözcü, mevcut durumun ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve bölgeyi istikrarsızlaştıran politikaları nedeniyle ortaya çıktığını belirtti.
Katar Emiri'nin Tahran'a geldiği yönündeki haberleri yalanlayan Bekai, İran'a gelen kişinin Katar Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı olduğunu açıkladı. Ziyaretin, Pakistan arabuluculuğunda yürütülen süreç kapsamında Katar'ın "iyi niyet çabalarının" bir parçası olduğunu söyledi.
Bekai ayrıca İran ile ABD arasındaki resmi arabulucunun Pakistan olduğunu belirtti. Bazı diğer ülkelerin de sürece olumlu katkı sunduğunu ifade etti.
İranlı sözcü, anlaşmanın nasıl imzalanacağına ilişkin tartışmaların şu aşamada ikincil önemde olduğunu söyledi. Taraf heyetlerinin ilerleyen dönemde karşılıklı ziyaret gerçekleştirebileceğini belirten Bekai, ancak şu anda Pakistan'a ziyaret planlanmadığını kaydetti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Trump arasındaki görüşme ve ABD'nin anlaşmanın bazı maddelerinden geri adım attığı yönündeki haberler sorulduğunda Bekai, İsrail'in "kendi işlevini yerine getirdiğini" söyledi.
İsrail'den bölgede tansiyonu düşürecek herhangi bir süreci desteklemesinin beklenemeyeceğini ifade eden Bekai, bazı savaş yanlısı tarafların ABD karar alma sisteminin "kolayca etkilenebilir" olduğunu düşündüğünü ve medya atmosferi üzerinden Washington'ın kararlarını etkilemeye çalıştığını kaydetti.
Bekai, Hürmüz Boğazı'nın İran ile Umman'ın ortak konusu olduğunu, ABD'nin bu meselede taraf olmadığını söyledi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi'nin Maskat ziyaretinin de bu çerçevede gerçekleştiğini belirtti.
İran ile Umman'ın, boğazdaki güvenli geçiş için etkili bir mekanizma oluşturmak amacıyla çalıştığını söyleyen Bekai, uluslararası toplumun kaygılarının da dikkate alındığını ifade etti.
İranlı sözcü, "Bu uluslararası suyolunun serbest ticaret ve güvenli denizcilik amacıyla kullanılmasını savunuyoruz" dedi.
Bekai, yaşananların "hukuk ihlali ve askeri saldırının sonucu" olduğunu söyledi. Bu suyolunun bir Birleşmiş Milletler üyesi ülkeye saldırı amacıyla kötüye kullanıldığını belirten Bekai, İran'ın kıyıdaş devlet olarak uluslararası hukuk çerçevesinde yeni bir geçiş yönetimi mekanizması üzerinde çalıştığını ifade etti.
Garibabadi'nin Maskat ziyaretinin de bu amaçla gerçekleştiğini kaydeden Bekai, diğer ülkelerle de temasların sürdüğünü söyledi.
Birçok ülkenin ABD ile İsrail'in eylemleri nedeniyle ortaya çıkan durumdan rahatsızlık duyduğunu aktaran Bekai, güvenli ve öngörülebilir bir deniz geçiş mekanizmasının sorumluluk sahibi ülkeler tarafından destekleneceğini belirtti.
Bekai, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için ücret almadığını ve böyle bir hedef taşımadığını söyledi. İran ile Umman'ın girişimlerinin hem iki ülkenin çıkarlarına hem de uluslararası toplumun ortak yararına hizmet ettiğini ifade etti.
Bununla birlikte, denizcilik hizmetleri ile çevre koruma faaliyetlerinin maliyet doğurduğunu kaydeden Bekai, bu hizmetlerin finansmanının "doğal bir mesele" olduğunu belirtti.
Marco Rubio'nun açıklamalarına tepki gösteren Bekai, ABD'li yetkililerin İran halkı için kaygı duyuyormuş gibi konuşmasını eleştirdi. İran'ın füze ve İHA programına kaynak ayırdığını doğrulayan Bekai, bunun yapılmaması halinde düşmanların hedeflerine ulaşabileceğini söyledi.
Bekai ayrıca ABD'nin son 40 gündeki saldırılarında yalnızca sivilleri değil İran'ın altyapısını da hedef aldığını belirtti. İran'ın çelik tesisleri, köprüleri ve enerji altyapısının da saldırılara maruz kaldığını söyledi.
Çin'in yaklaşımına ilişkin sorular üzerine Bekai, bir gün önce Çin ve Rusya büyükelçilerinin katılımıyla Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Tahtrevançi ile toplantı yapıldığını açıkladı. Abbas Arakçi'nin Pekin ziyaretinde de barış ve güvenliğin yeniden tesisi konusunun ele alındığını söyledi.
ABD ile anlaşma için bir takvim belirlenip belirlenmediği sorusuna Bekai, herhangi bir zaman çizelgesi bulunmadığını söyledi. İran'ın çıkarlarını güvence altına alan bir sonuca mümkün olan en kısa sürede ulaşmak istediklerini belirtti.
Bekai, ulusal çıkarların temel ölçüt olduğunu ve nihai mutabakat sağlandığında bunun açıklanacağını kaydetti.
İranlı sözcü ayrıca Arakçi'nin New York ziyaretinin mevcut şartlar nedeniyle gerçekleşmeyeceğini açıkladı. ABD vizesiyle ilgili sorun yaşandığını da ifade etti.
Mutabakat metninin ayrıntıları konusunda taraflar arasında görüş ayrılıkları bulunduğu yönündeki sorular üzerine Bekai, bazı başlıklarda henüz sonuca ulaşılamadığını söyledi.
ABD tarafının müzakere yöntemini "alışılmadık" olarak nitelendiren Bekai, Washington yönetiminden gelen sürekli pozisyon değişikliklerinin süreci zorlaştırdığını ifade etti.
İranlı müzakerecilerin özellikle son bir yılın tecrübelerini dikkate alarak ülkenin çıkarlarını korumaya çalışacağını belirten Bekai, Hürmüz Boğazı'nda geçişin yönetilmesine ilişkin mekanizma kurulmasının öncelikli konu olduğunu söyledi.
Bekai, sunulan hizmetler karşılığında bazı ücretlerin gündeme gelebileceğini, ancak bunun doğal bir durum olduğunu kaydetti. Hürmüz Boğazı meselesinin kıyıdaş ülkeler arasında yürütülen bir süreç olduğunu ve gerektiğinde uluslararası kuruluşlarla da temas kurulacağını belirtti.
Yeni müzakere turuna ilişkin sorular üzerine Bekai, İran ile ABD arasında şu anda Pakistan aracılığıyla mesaj alışverişi sürdüğünü ve yüz yüze toplantıya ihtiyaç duyulmadığını söyledi. Gerekli görüldüğünde Pakistan'ın katılımıyla doğrudan görüşme yapılabileceğini ifade etti.
ABD'li yetkililerin söylemlerine tepki gösteren Bekai, bir Birleşmiş Milletler üyesine saldırının ve sivillerin öldürülmesinin "yeni norm" olarak sunulamayacağını söyledi. ABD'li yetkililerin kullandığı söylemlerin kamuoyunu yanıltma amacı taşıdığını vurguladı.
İran ile Umman'ın girişimlerinin iki kıyıdaş ülkenin güvenliği ile uluslararası deniz ticaretinin korunmasına yönelik olduğunu belirten Bekai, İran'ın adımlarının uluslararası hukukla uyumlu olduğunu ifade etti.
Dışişleri Bakanlığı'nın İran'da karar alan mı yoksa alınan kararları uygulayan bir kurum mu olduğu sorulduğunda Bekai, Dışişleri Bakanlığı'nın hem karar alma sürecine katıldığını hem de alınan kararları uyguladığını söyledi.
Pakistan heyetinin Tahran ziyaretinde Afganistan ile Pakistan arasındaki gerilimlerin gündeme gelip gelmediği sorusuna ise Bekai, şu anda önceliğin savaşın sona erdirilmesi olduğunu belirterek yanıt verdi. İran'ın Pakistan ile Afganistan arasındaki gerilimden kaygı duyduğunu ve tansiyonun düşürülmesi için destek vermeye hazır olduğunu söyledi.
İran ile ABD arasında konuşulan 14 maddelik mutabakat metninin ağırlıklı olarak savaşın sona erdirilmesine odaklandığını belirten Bekai, Hürmüz Boğazı ve "ABD'nin İran deniz taşımacılığına yönelik deniz haydutluğunu sona erdirmesi" konusunda da özel maddeler bulunduğunu söyledi.
ABD'nin "deniz ablukası" olarak tanımladığı uygulamaları ilk aşamalarda sona erdirmesi gerektiğini belirten Bekai, İran'ın da eş zamanlı olarak Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçiş için gerekli adımları atacağını ifade etti.
İran'ın nasıl bir yöntem izleyeceğinin kıyıdaş devlet olarak kendilerinin konusu olduğunu söyleyen Bekai, İran'ın kendisini savunmak için hiçbir seçeneği dışlamadığını da belirtti.
İran Silahlı Kuvvetleri'nin gerektiğinde nasıl karşılık verileceği konusunda zaten açıklama yaptığını belirten Bekai, son 40 günlük savaşta çatışmanın bölgeye yayılmasının nedeninin ABD ile İsrail'in bölge ülkelerinin topraklarını kullanması olduğunu söyledi.
Bazı bölge ülkelerinin İran'ın uyarılarını dikkate almadığını ifade eden Bekai, İran Silahlı Kuvvetleri'nin "çok konuşmadığını, eylemle cevap verdiğini" söyledi. Herhangi bir hata yapılması halinde daha sert ve daha geniş kapsamlı karşılık verileceğini kaydetti.
İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'ndan çekilme ihtimali sorulduğunda Bekai, bu tür kararların belirli mekanizmalar çerçevesinde alındığını ve Dışişleri Bakanlığı'nın alınacak kararlara uyacağını ifade etti.
Bekai ayrıca trafik kazasında hayatını kaybeden Azerbaycanlı konsolosun ailesine taziye dileklerini iletti ve cenazenin nakli konusunda gereken desteğin verileceğini söyledi.
Mutabakat metninin kesinleşmesi halinde bazı başlıkların 60 günlük süre içinde müzakere edileceğini belirten Bekai, nükleer programın ayrıntılarının da bu dönemde ele alınacağını söyledi. Bu aşamada nükleer programın ayrıntıları hakkında konuşmayacaklarını yineledi.
Uluslararası Adalet Divanı ile Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde Filistinlilere yönelik soykırım dosyalarının hâlâ sonuçlanmadığını belirten Bekai, bunun nedenini ABD'nin İsrail'e sağladığı koruma olarak gösterdi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi ile insan hakları kurumlarının son yıllarda ciddi biçimde itibar kaybettiğini kaydeden Bekai, bunun nedeninin İsrail'in eylemleri karşısındaki "eylemsizlik ve kayıtsızlık" olduğunu söyledi.
Bekai, uluslararası topluma ve hukukun üstünlüğünü savunduğunu söyleyen ülkelere çağrıda bulunarak, İsrail'in Lübnan, Filistin ve diğer ülkelere yönelik eylemleri karşısındaki hoşgörünün uluslararası kurumlara yönelik güvensizliği artıracağını ifade etti.
Trump'ın "Belki İsrail başbakanı olurum" yönündeki açıklaması sorulduğunda Bekai, "Belki İsrail başbakanı ABD başkanı olur" yanıtını verdi.
ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin açık olduğunu söyleyen Bekai, Washington yönetiminin Batı Asya'da yalnızca İsrail'in güvenliğini önemsediğini, bölge ülkelerinin güvenliği ve refahına önem vermediğini ifade etti.
ABD yönetimi içindeki görüş ayrılıkları ve İsrail lobisinin etkisi hakkındaki sorular üzerine Bekai, Washington'da "bir tür dağınıklık" bulunduğunu söyledi. İstifalar, görevden almalar, çelişkili açıklamalar ile Kongre ve kamuoyundan gelen itirazların bu tabloyu gösterdiğini belirtti.
Bu durumun İsrail gibi dış aktörlerin ABD karar alma süreçlerine müdahale etmesini kolaylaştırdığını kaydeden Bekai, Washington'dan gelen çelişkili açıklamaların ABD'nin diplomatik süreçlerdeki ciddiyetini zedelediğini ve arabulucuların işini zorlaştırdığını ifade etti.