Muhsin Rızai, İran’ın Hizbullah’a desteğinin süreceğini belirterek, düşmanın ya Tahran’ın şartlarını kabul edeceğini ya da “sert bir tokat” yiyeceğini söyledi.
YDH- İran devlet televizyonuna konuşan, “Sekiz Yıllık Kutsal Savunma” döneminde Devrim Muhafızları Komutanı olarak görev yapan Tümgeneral Muhsin Rızai, düşmanın ya “sert bir tokatla kendine gelmek zorunda kalacağını” ya da “İran'ın şartlarını akıllıca kabul edeceğini” söyledi. Rızai, İran'ın Hizbullah'ın yanında kararlılıkla durduğunu vurguladı.
İslam Devrimi'nin İran halkının iki asırlık beklenti ve mücadelesinin sonucu olduğunu belirten Rızai, bu uzun arayışın kayıp halkasının İmam Humeyni olduğunu söyledi ve modern İran'ın onun eliyle kurulduğunu ifade etti.
İmam Humeyni'nin özelliklerini anlatan Rızai, Humeyni'nin tasavvuf, felsefe, siyaset ve uluslararası ilişkiler dahil birçok alana hâkim çok yönlü bir şahsiyet olduğunu belirtti.
Rızai, Humeyni'nin son derece cesur ve zeki olduğunu, olağanüstü bir öngörü yeteneğine sahip bulunduğunu söyledi.
Ayetullah Humeyni'nin son derece tedbirli bir lider olduğunu kaydeden Rızai, onun düşmanın hamlelerini her zaman önceden okuyabildiğini belirtti. İmam Humeyni'nin aşırılıklardan uzak, halka yakın ve sakin bir kişiliğe sahip olduğunu ifade etti.
İran halkının bağımsızlık mücadelesi
Rızai, 11 Şubat Devrimi'nin İran halkının bağımsızlık ve özgürlük için gerçekleştirdiği ilk hareket olmadığını söyledi.
Tütün Hareketi, Meşrutiyet Devrimi, petrolün millileştirilmesi süreci ve 15 Hordad (5 Haziran 1963) ayaklanması gibi birçok girişimin bağımsızlık amacıyla gerçekleştirildiğini ancak başarısızlıkla sonuçlandığını belirtti.
Rızai, İmam Humeyni liderliğindeki İslam Devrimi'nin ise başarıya ulaştığını ifade etti.
Devlet Erkleri Arası Ekonomik Koordinasyon Yüksek Konseyi Sekreteri olan Rızai, Ayetullah Humeyni'nin liderliğinin önemli yönlerinden birinin, devrimi İran toplumunun kültürel yapısıyla uyumlu hale getirmesi olduğunu söyledi.
Rızai, “Şehit Lider” olarak andığı Ali Hamenei'nin de aynı çizgide siyasi liderlik yaptığını belirterek, yeni devrim liderinin de aynı yolu izleyeceğini ifade etti.
“İmam Humeyni gençlere güvendi”
Muhsin Rızai, İmam Humeyni ile ilk kez 26 yaşındayken, Ayetullah Beheşti, Ayetullah Mutahhari ve Mehdi Bazergan gibi isimlerle birlikte görüştüğünü anlattı.
Ayetullah Humeyni'nin gençlere büyük güven duyduğunu ve önemli sorumluluklar verdiğini belirten Rızai, 27 yaşındayken Devrim Muhafızları'nın başkomutanlığı görevini kendisine verdiğini söyledi.
Kendisinin de bu güveni sürdürdüğünü belirten Rızai, komutan kadrolarını çoğunlukla genç isimlerden oluşturduğunu kaydetti.
Bu isimler arasında Hüseyin Harrazi, Kasım Süleymani, Hasan Tehrani Mukaddem ve diğer genç komutanların bulunduğunu ifade etti.
Rızai, sekiz yıllık savaş sırasında destan yazanların da bu genç kadrolar olduğunu söyledi.
Ayrıca füze ve insansız hava aracı programlarının da savaş yıllarında başladığını belirten Rızai, İran füze programının çekirdeğinin Seyyid Mecd Musevi, Hasan Tehrani Mukaddem ve Emir Ali Hacızade gibi isimler tarafından oluşturulduğunu ifade etti.
Rızai, gençlere duyulan güvenin sonucunun bugün İran silahlı kuvvetlerinin ulaştığı güç olduğunu belirterek, “Bugün silahlı kuvvetler dünyanın süper gücünün burnunu yere sürtüyor.” dedi.
Müzakerelerde güvensizlik derinleşiyor
Muhsin Rızai, müzakereler üzerinde hâkim olan güvensizlik ortamına değinerek karşı tarafın çelişkili tutum sergilediğini söyledi.
Karşı tarafın, Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması halinde yaptırımların ve baskıların kaldırılacağını ileri sürdüğünü belirten Rızai, buna rağmen bugün Hürmüz Boğazı'nın uluslararası ticarete açık olduğunu hatırlattı.
Rızai, “Boğaz açık olduğuna göre neden bugün kuşatmayı kaldırmıyorlar?” diye sorarak bunun güvensizliği artırdığını ifade etti.
İran'ın dondurulmuş varlıklarına da değinen Rızai, en az 24 milyar dolarlık İran fonunun serbest bırakılması gerektiğini söyledi.
Bunun müzakerelerde asgari düzeyde güven oluşturabilecek bir adım olacağını belirtti.
“Trump'ın dalgalı söylem stratejisinin ömrü sınırlı”
Rızai, Donald Trump'ın psikolojik savaş yöntemlerinden biri olarak nitelendirdiği “dalgalı söylem” stratejisini değerlendirdi.
Trump'ın bir yandan Amerikan ekonomisini sakinleştirmek için yumuşak mesajlar vermek zorunda kaldığını, diğer yandan İran'a karşı tehdit söylemini sürdürmeye çalıştığını ifade etti.
Bu iki yaklaşım arasındaki çelişkinin Trump'ın sözlerinde tutarsızlık yarattığını belirten Rızai, ABD Başkanı'nın bu yöntemi başarıyla uygulayamadığını söyledi.
Rızai, söz konusu yöntemin belirli bir kullanım süresi bulunduğunu ve uzun vadede etkisini kaybedeceğini kaydetti.
“İran, Hizbullah'ın yanında kararlılıkla duruyor”
Lübnan konusuna değinen Rızai, uluslararası ilişkilerde müttefiklerini desteklemeyen ülkelerin güvenilirliğini kaybedeceğini söyledi.
Hizbullah'ın son savaşta büyük fedakârlıklar yaptığını belirten Rızai, Hizbullah'ın İran'ın müttefiki olduğunu vurguladı.
Rızai, “Biz Hizbullah'ı destekliyoruz ve taahhüdümüzün arkasında kararlılıkla duruyoruz.” dedi.
Düşmanın Lübnan üzerindeki baskıları kullanarak İran'ı müzakere masasında sıkıştırmak istediğini savunan Rızai, İsrail'in Dahiye ve Beyrut'a yönelik tehditleri sırasında İran füzelerinin kuzeydeki işgal altındaki bölgelere saldırmaya hazır durumda olduğunu söyledi.
Rızai, bugün de İsrail'e Lübnan'dan çekilmesi çağrısında bulundu.
Lübnan'ın herhangi bir anlaşma veya ateşkes düzenlemesinin ayrılmaz parçası olacağını ifade etti.
“ABD gelecekte bugünkü ABD olmayacak”
Rızai, Körfez ülkelerinin politikalarına ilişkin değerlendirmesinde Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri yönetimlerinin stratejik hata yaptığını ileri sürdü.
Bu ülkelerin hâlâ tek kutuplu ya da iki kutuplu dünya düzeni anlayışına göre hareket ettiğini belirtti.
Rızai, önümüzdeki yıllarda ABD'nin otuz yıl önceki Amerika olmayacağını, hatta bugünkü gücünden de daha zayıf hale geleceğini savundu.
İran'ın geçmişte komşuluk ve İslami kardeşlik gerekçesiyle bazı davranışları görmezden geldiğini belirten Rızai, sekiz yıllık savaş sırasında bazı Körfez ülkelerinin Saddam Hüseyin'e verdiği desteği buna örnek gösterdi.
Ancak bu kez İran'ın “iyi niyetinin istismar edilmesine izin vermeyeceğini” ifade etti.
Körfez ülkelerinin, ABD ve İsrail'in bölge için öngördüğü düzenin kendileri açısından da karanlık sonuçlar doğuracağını anlamaları gerektiğini söyledi.
Bu senaryonun söz konusu ülkelerin toprak kayıplarına kadar uzanabilecek tehlikeler içerdiğini savundu.
Rızai buna karşılık Suudi Arabistan ve Katar'ın daha akılcı politikalar izlediğini belirtti.
“Hürmüz Boğazı güçlü bir caydırıcılık aracıdır”
Savaşın sona ermesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rızai, İran'ın önümüzdeki elli yıl boyunca savaşa karşı güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Bu süreçte ne aceleci davranılması ne de gecikmeye yol açılması gerektiğini ifade etti.
Sekiz yıllık İran-Irak Savaşı'nın aslında dört yılda sona erdirilebileceğini ancak bazı aceleci kararların bunu engellediğini belirtti.
Rızai, Hürmüz Boğazı'nın İran için güçlü bir caydırıcılık unsuru olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Düşman ya sert bir tokatla kendine gelmeli ya da İran'ın şartlarını akıllıca kabul etmelidir.”
“Batı Asya'nın dördüncü küresel güç olma potansiyeli var”
Rızai, bölgesel güvenliğin sağlanabilmesi için Körfez ülkelerinin katılımıyla yeni bir güvenlik ve iş birliği düzeninin oluşturulması gerektiğini söyledi.
Bunun yanı sıra İran, Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkelerinin katılımıyla Batı Asya ölçeğinde bir birlik kurulmasını önerdi.
Böyle bir yapının dünyanın “dördüncü büyük gücü” haline gelebileceğini ifade etti.
“ABD'nin süper güç statüsüne İran son verdi”
Rızai, İran halkının ABD'nin süper güç konumuna ağır darbe vurduğunu belirtti.
Tarihçilerin gelecekte ABD hegemonyasının gerilemesinin Basra Körfezi'nde ve İran halkının direnişi sayesinde başladığını yazacağını söyledi.
Son üç ay boyunca İran halkının ortaya koyduğu dayanışmaya da değinen Rızai, halkın meydanlarda ve sokaklarda öncü rol üstlendiğini belirtti.
İmam Humeyni ve Ali Hamenei'nin sık sık halkın yöneticilerden daha ileride olduğunu söylediğini hatırlatan Rızai, bugün yetkililerin halka yetişmesi gerektiğini ifade etti.
Ekonomik baskıların kontrol altına alınmasının önemine dikkat çeken Rızai, halkın savaş koşullarını anladığını ve bu direnişin sonunda olumlu sonuçlar alınacağını söyledi.
Konuşmasının sonunda İran halkına teşekkür eden Rızai, halkın silahlı kuvvetlerin moral kaynağı olduğunu belirtti.
Rızai, meydanlarda dile getirilen vatanın kalkındırılması ve ekonomik sorunların çözülmesi taleplerinin, düşmanlara karşı verilen mücadeleyle çelişmediğini ifade ederek sözlerini tamamladı.